İBB iddianamesinin hazırlanmasının gözler mahkemeye çevrildi. Davanın ne zaman başlayacağı merak edilirken 402 sanıklı dava için Silivri’de yeni salon için hazırlık yapıldığı öğrenildi. Avukatlar ve sanık yakınlarıyla birlikte 1200 kişiyi bulacak duruşmalar için şu an yerli bir salon bulunmuyor.
Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü içinde yeni bir salon yapılması hazırlığı var.
Cumhuriyet’te yer alan habere göre İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne (İBB) yönelik “yolsuzluk” iddiasıyla yaklaşık 8 ayda hazırlanan 3 bin 739 sayfalık iddianamenin İstanbul 40. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edilmesinin ardından Silivri’de yoğun bir hareketlilik başlayacak. Yeni adıyla Marmara Ceza İnfaz Kurumları Kampüsü’nde görülecek İBB duruşmaları için mevcut salonların kapasitesinin yetersiz kalacağı değerlendiriliyor.
Kampüste bulunan en büyük mahkeme salonu yaklaşık 800 kişi kapasiteli. O salonun da şu aşamada ses ve görüntü sisteminin arızalı olduğu ve kullanıma uygun olmadığı belirtiliyor. Bu iki dosyanın davalarının birbirine yakın tarihlerde görülecek olması, salon ihtiyacını daha da öncelikli değerlendirme konusu haline getiriyor.
402 sanıklı davada, her bir sanığın en az bir avukat tarafından temsil edileceği düşünüldüğünde yalnızca müdafilerle birlikte 800 kişiyi geçiyor. Sanık yakınları da eklendiğinde sayı 1200’e çıkarken; izleyiciler ve basın mensuplarıyla birlikte duruşma günü yoğunluğunun 1500–2000 kişiye dayanacağı öngörülüyor. 27 Ocak 2026’da başlayacak Aziz İhsan Aktaş Suç Örgütü davası ile birlikte yoğunluk daha da artacak.
Silivri’de İBB yargılamalarına özel yeni ve yüksek kapasiteli bir mahkeme salonu yapılması seçeneği bağlı bulunduğu Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı’nın gündemine girmiş durumda. Başsavcılık bünyesindeki değerlendirmelerin sürdüğü, yeni salon ihtiyacına ilişkin kararın ilerleyen süreçte netleşeceği belirtiliyor.
23 Mart’tan bu yana tutuklu bulunan İmamoğlu’nun Silivri’de görülen diplomasına ilişkin açılan davanın duruşmasında da salon yetersizliği tartışma konusu oldu. Bu duruşmalarda yaşanan büyük salon–küçük salon tartışmaları, süreci zorlaştırdı; hem kamuoyunda hem de savunma gruplarında tepkiye yol açtı.

