Nükleer dengede Ukrayna varyantı
10 Şubat 2026

Soğuk Savaşın son yıllarına doğru Amerikalı soğuk savaş stratejistleri arasında bir tartışma başladı: ABD ile Sovyetler arasındaki nükleer denge, iki ülke arasında konvansiyonel bir savaş çıkmasına engel miydi, değil miydi?

Bu soruya cevabı ilginç biçimde kapı kapı dolaşıp sigorta satıcılığı yaparken yazar olmaya karar veren ve bunu da çok başarılı yapan bir Amerikalı, Tom Clancy verdi.

Onun Türkçeye ‘Kızıl Fırtına’ adıyla çevirilen 1986 tarihli romanı tam da bunu anlatır. ABD ve Sovyetler, Avrupa topraklarında bir konvansiyonel savaşa tutuşurlar.

Clancy’nin romanı Amerikan Savaş Akademisinde yıllarca ders olarak okutuldu; çünkü nükleer dengeyi başka türlü görmenin mümkün olduğunu söylüyordu. Nükleer denge bütün savaşları engellemiyordu, bazılarını engelliyordu.

İşte son 12 yıldır ama daha çok son dört yıldır Vladimir Putin de bunu yapıyor. Ukrayna’yı işgale kalkıştı. Burada Rusya ile bütün Batı savaşıyor aslında. Ama savaş Rusya topraklarına gelmiyor; çünkü Rusya’nın nükleer caydırıcılığı ABD dahil herkesi korkutuyor.

İşin tuhafı, zamanında ABD ve İngiltere’nin verdiği güvencelere inanıp nükleer silahlarını teslim eden Ukrayna da şimdi pişman. Silahları elinde duruyor olsa Rusya’nın kendisine saldıramayacağını düşünüyor. (Benzer şekilde Kazakistan da nükleer silahlarından vazgeçti zamanında.)

Şimdi bu yeni varyant, Ukrayna örneğinde gördüğümüz şeyi arzuluyor olabilir Türkiye. En azından başkaları Türkiye’nin böyle bir arzusundan şüphelenebilir. Daha zayıf başka bir ülkeyi işgale kalkışmak ama kendine saldırılmamasını garantiye almak…

Elinizi vicdanınıza koyup söyleyin: Bu şekilde algılanmak Türkiye’yi geçmişe göre daha güvenli bir ülke yapar mı?

Bence tam tersi olur. Nükleerin iması bile Türkiye’nin güvenliğini zedeler.

ÇOK OKUNANLAR