Öcalan’dan tarihi çağrı: Tüm gruplar silahları bırakmalı, PKK kendini feshetmeli!
27 Şubat 2025

Türkiye, aylardır beklediği tarihi çağrısı nihayet duydu. Ayrılıkçı terör örgütü PKK’nın kurucusu ve lideri Abdullah Öcalan, beklendiği gibi örgütüne silah bırakma ve kendi kendini feshetme çağrısı yaptı. Öcalan, “Tüm gruplar silah bırakmalı” dedi.

Ahmet Türk, Pervin Buldan, Sırrı Süreyya Önder, Tülay Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan, Cengiz Çiçek ve Faik Özgür Erol’dan oluşan DEM Parti heyeti, İmralı Adası’nda PKK lideri Abdullah Öcalan ile 4 saat süren bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmenin ardından İstanbul’a gelen heyet, Taksim’de bir otelde TV’lerden canlı yayınlanan bir toplantıyla Öcalan’ın 3 sayfalık mektubunu okudu. Arka planda Öcalan’ı elinde mektupla ve görüşmeci heyetle birlikte gösteren bir fotoğraf da gösterildi.

Öcalan’ın metni önce Ahmet Türk tarafından Kürtçe okundu, ardından Pervin Buldan Türkçe metni okudu. Öcalan’ın çağrısı şöyle:

“PKK; tarihin en yoğun şiddet yüzyılı olan 20. asrı, iki dünya savaşı, reel-sosyalizm ve dünya genelinde yaşanan soğuk savaş ortamları, Kürt realitesinin inkarı, başta ifade olmak üzere özgürlükler konusunda yasaklardan kaynaklı oluşan zeminde doğmuştur. Teori, program, strateji ve taktik olarak yüzyılın reel-sosyalist sistem gerçeğinin ağır etkisinde kalmıştır. 1990’larda reel-sosyalizmin iç nedenlerle çöküşü ve ülkede kimlik inkarının çözülüşü, ifade özgürlüğünde sağlanan gelişmeler, PKK’nin anlam yoksunluğuna ve aşırı tekrara yol açmıştır. Dolayısıyla ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır.

Kürt-Türk ilişkileri; 1000 yılı aşan tarihler boyunca Türkler ve Kürtler, varlıklarını sürdürmek ve hegemonik güçlere karşı ayakta kalmak için gönüllülük yönü ağır basan, hep bir ittifak içinde kalmayı zorunlu görmüşlerdir. Kapitalist modernitenin son 200 yılı, bu ittifakı parçalamayı esas gaye edinmiştir. Etkilenen güçler, sınıf temelleriyle birlikte buna hizmeti esas bellemişlerdir.

Cumhuriyetin tek tipçi yorumlarıyla birlikte bu süreç hızlanmıştır. Günümüzde çok kırılgan hâl alan tarihsel ilişkiyi, kardeşlik ruhu içinde inançları da göz ardı etmeden yeniden düzenlemek esas görevdir. Demokratik toplum ihtiyacı kaçınılmazdır. Cumhuriyet tarihinin en uzun ve kapsamlı isyan ve şiddet hareketi olan PKK’nin; güç ve taban bulması, demokratik siyaset kanallarının kapalı olmasından kaynaklanmıştır. Aşırı milliyetçi savruluşunun zorunlu sonucu olan; ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır.

Kimliklere saygı, kendilerini özgürce ifade edip, demokratik anlamda örgütlenmeleri, her kesimin kendilerine esas aldıkları sosyo-ekonomik ve siyasal yapılanmaları ancak demokratik toplum ve siyasal alanın mevcudiyetiyle mümkündür. Cumhuriyetin ikinci yüzyılı ancak demokrasiyle taçlandırıldığında kalıcı ve kardeşçe bir sürekliliğe sahip olabilecektir. Sistem arayışları ve gerçekleştirmeler için demokrasi dışı bir yol yoktur. Olamaz. Demokratik uzlaşma temel yöntemdir. Barış ve demokratik toplum döneminin dili de gerçekliğe uygun geliştirilmek durumundadır.

Sayın Devlet Bahçeli’nin yaptığı çağrı, Sayın Cumhurbaşkanı’nın ortaya koyduğu iradeyle diğer siyasi partilerin malum çağrıya dönük olumlu yaklaşımlarıyla oluşan bu iklimde silah bırakma çağrısında bulunuyor ve bu çağrının tarihi sorumluluğunu üstleniyorum. Varlığı zorla sona erdirilmemiş her çağdaş cemiyet ve partinin gönüllü olarak yapacağı gibi devlet ve toplumla bütünleşme için kongrenizi toplayın ve karar alın; tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir. Ortak yaşama inanan ve çağrıma kulak veren tüm kesimlere selamlarımı iletirim.”

Ama Öcalan’ın bir de şartı var

Sırrı Süreyya Önder, çağrının okunmasından sonra şunları söyledi:

“Anadolu türküsündeki gibi halimiz, taş olsaydım erirdim, toprak oldum dayandım… Bu ülkenin tümü taş olsa eriyecek kadar sıkıntılı günler çekti ve ne yazık ki toprak oldu dayandı. Bu, yeni baharın, barışın ilk günleri olması umuduyla İmralı’da 3-4 saat süren görüşmeden ayrılırken kendisinin belirttiği bir notu da paylaşmak istiyoruz: ‘Bu perspektifi ortaya koyarken, şüphesiz pratikte silahların bırakılması ve PKK’nin kendini feshi, demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınmasını gerektirir.’ Özgür, barış içinde, kardeşlikle dolu güzel bir gelecek diliyorum. Buna her vicdanın katkı sunması temel temennimizdir…” 

Sırrı Süreyya Önder, çağrı okunmadan hemen önce yaptığı açıklamada, “Ekmeğinden, aşından edilen Barış Akademisyenleri’nin bu barıştaki payı yadsınamaz. Ebedi şükranlarımızı kabul etmenizi diliyoruz. Suruç’ta, garda toprağın karnına giren her gencimizi saygı ve sevgiyle, minnetle selamlıyoruz. Sizin hatıranızadır bu barış. Sizin, bedelini canınızla ödemenizedir bu barış. Bu ülkenin bütün evlatları, askeri polisi ayırt etmeksizin, hepsini saygı ve rahmetle anıyoruz. Bir daha böyle günler görmemeyi diliyoruz ve bunun sözünü veriyoruz” dedi.

Önder, şunları söyledi:

“Kayıplarımızı anmak seneler sürecek. Minnetli olduğumuzu insanlar da aynı şekilde. Ben barışa omuz veren, bunun için bedel ödeyen bütün insanlarımıza teşekkürlerimi, şükranlarımızı bildirmek istiyorum.

Baharın geleceği şu günlerde umudu yeşertmeye gittik. Biliyorsunuz filiz, kütükten kuvvetlidir. Barış filizini yeşertmeye gittik. Bunun can suyunu, nefesini bütün bir ülke kardeşlik ruhu içinde Türk’ü ile Kürt’ü ile hep beraber verme umudu ve iradesiyle gittik, şimdi bu umudu yeşerteceğiz. Varlığımız bu umudu yeşertmenin uğrunda geçti. Bu ülke bir gülistana dönene kadar öyle olacak. Bu günlerin yakın olduğunu biliyoruz. Emeği geçen bütün siyasilere, Sayın Cumhurbaşkanı’na, Sayın Bahçeli’ye, Sayın Özel’e bütün muhalefet liderlerine, kadrolarına teşekkür ediyoruz. Bugün İmralı ziyaretini gerçekleştirdik. Sayın Öcalan, mesajını verdi. Tarihin bir kırılma anındayız ama olumlu anlamda. Gerçekten artık mevcut kaotik ortamdan çıkışın onurlu pusulasıyla geldik.”

ÇOK OKUNANLAR