'Cinayet şüphesi', 'kadına şiddet' derken şimdi de 'kişilik hakları' tartışması

Aleyna Çakır dosyası yeni bir intiharla iyice karıştı

Ankara’da Aleyna Çakır’ın ölümü, cinayetle suçlanan kişinin annesinin intiharı ile yeni bir sosyal tartışmaya kapı araladı. ‘Kadına şiddet’ ve ‘cinayet şüphesi’ gibi tartışma başlıklarına artık ‘medyada yargısız infaz’ da eklenecek gibi. Çünkü yaşamına son veren G.U.’nun medyada yöneltilen suçlamalar yüzünden intihar ettiği iddia ediliyor.

Olayı baştan sona anlatmakta fayda var. 3 Haziran çarşamba sabahı Ankara Keçiören’de yaşayan Ümitcan Uygun, polisi arayarak 21 yaşındaki kız arkadaşı Sema Esen’i evinde ölü bulduğunu ihbar etti. Eve giden polisler Sema Esen’i boynuna bornoz kuşağı dolanmış halde buldu. Yüzüstü yatıyor, elleri ve bacaklarında morluklar dikkat çekiyordu. Olay polis, savcılık ve Adli Tıp raporlarına ‘intihar’ olarak kaydedildi. 22 yaşındaki Ümitcan Uygun ifadesi alındıktan sonra serbest bırakıldı.

2 ay sonra ortaya çıkan Adli Tıp raporuna göre, intihar ettiği iddia edilen ve sosyal medyada Aleyna Çakır adını kullanan Sema Esen’in tırnaklarında erkek DNA’sı vardı. Vajinal sürüntü örneğinde de en az birisi erkek genotipe sahip, birden fazla şahsa ait olabilecek karışım DNA profili tespit edildi.

Cinayet şüphesi nasıl ortaya çıktı?

Olayın tüm ülkede ‘şüpheli cinayet vakası’ başlığıyla konuşulmaya başlanması ise Sema Esen’in ölümünden 1.5 ay önce Instagram’da yapılan bir canlı yayının kayıtlarının sosyal medyada keşfedilmesi ile oldu.

17 Nisan tarihli bu görüntülerde Ümitcan Uygun, baygın halde yatan Sema Esen’i “Öyle yapılmaz böyle yapılır” diyerek gösteriyordu. Görüntüler açıkça kadına şiddet olayını ifşa ediyordu.

Bu aşamadan sonra kamuoyu Sema Esen’i sosyal medyada kullandığı Aleyna Çakır adıyla anmaya başladı.

Aleyna’nın ve Ümit’in ifadesi

Aleyna’nın söz konusu çekimin de yapıldığı Nisan ayındaki olayın ardından polise giderek şikayetçi olduğu ve şu ifadeyi verdiği kısa sürede ortaya çıktı:

“17 Nisan günü 04.00 sıralarında Ümitcan Uygun’un arkadaşı E.Ö. eve geldi. Kapıyı çalıp, ‘Ümit hakkında konuşmak istiyorum’ dedi. Kapıyı araladığımda ikisi de kapıyı iterek, zorla içeri girdi. Evde arkadaşım M.A. da bulunuyordu. Ümit içeri girer girmez ‘O…. seni öldüreceğim, sen bittin, seni yaşatmayacağım’ diyerek, boğazımı sıktı ve yumruk atmaya başladı. Astım hastası olduğum için salonun ortasında bayılmışım. 20 dakika kadar baygın kalmışım. Kendime geldiğimde Ümit Uygun’un yerde yatarken telefonuyla Instagram’dan canlı yayın yaptığını öğrendim. Beni tehdit eden ve hakaretler eden Ümit’ten şikayetçiyim. Koruyucu tedbirlerin alınmasını talep ediyorum.”

Şikayet sonrası gözaltına alınan Ümit Uygun ise “Benim kız arkadaşım olur. Ayrıldık. Olay günü de arkadaşım E.Ö.’yle birlikte evine gittik. E.Ö. kapıyı çaldı. Konuşmak istediğimi söyledim. Eve bizi kendisi aldı. Eşyalarımı istedim. Vermeyeceğini belirterek kesmeye başladı. Bu sırada tokat attım. Sinir krizine girdi ve bayıldı. Yanında bulunan kız arkadaşı M.Ö. de ‘Siz gidin ben ilgilenirim’ deyince, evden ayrıldık. Ben ne tehdit ne hakaret ettim. Ne de Instagram’dan canlı yayın yaptım” diye ifade vermişti.

Aleyna’nın evine gelen arkadaşı E.Ö. de polis ifadesinde “Ümit’in eşyalarını almak üzere gittik. Kendi rızasıyla bizi içeri aldı. Ümit, eşyalarını isteyince, tartışma çıktı. Ben darp ettiğini görmedim. Sema’nın baygın şekilde yattığını gördüm. Ümit, cep telefonuyla Instagram’dan canlı yayın yapınca çok sinirlendim. Hemen evden ayrıldım. Ümit’in aracı olmadığı için ben götürdüm” diyordu.

Sildiği görüntüler bulundu

Serbest bırakıldıktan sonra Ümitcan Uygun’un görüntüleri sosyal medyadan sildiği ortaya çıktı. Ancak bazı sosyal medya kullanıcıları görüntülere cinayetten sonra buldu ve internet ortamında yayıldı. Ümit Uygun’a 1 ay uzaklaştırma tedbiri uygulandı.

Aleyna Çakır’ın ölümünün ardından ortaya çıkan başka bir görüntü ise Ümit Uygun ve Aleyna Çakır’ın farklı yerlerden birlikte yaptıkları ortak Instagram canlı yayını oldu. Burada Ümit Uygun’un, “Eve 20 tane kadın çağırdım” dediği, Aleyna’nın da yanıt olarak “Umrumda değil… Benim kapıma gelmeyeceksin anladın mı? Sana öyle bir şeyler yaşatacağım ki senin canın çok kötü yanacak” dediği duyuluyor.

Sosyal medyada yayılan görüntüler, soruşturma dosyasının intihar olarak kapanmasına yönelik tepkiler doğurdu. Aleyna’nın ailesi de kızlarının cinayete kurban gittiği iddialarını Müge Anlı’nın ATV’de yayınlanan programında dile getiriyordu. Programlarda Aleyna Çakır’ın hayatını kaybetmeden önce kaydedilen çığlıkları da dinletildi. Kaydı Aleyna Çakır’ın komşusu yapmıştı. Anlı ayrıca kendisinin ve ekibinin Ümitcan Uygun tarafından tehdit edildiğini açıkladı.

Kamuoyundaki infial üzerine Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 6 Haziran’da bir açıklama yaparak, “Esen’in (yani Aleyna Çakır’ın) 17 Nisan’da darp edilmesiyle 3 Haziran’da ölümü arasında bağlantı bulunmadığını” bildirdi. 17 Nisan tarihli şikayetle ilgili soruşturmanın ise Aleyna Çakır hayattayken şikayetini geri çekmesine rağmen devam ettiği vurgulandı.

Annenin adı Müge Anlı’da karıştı  

Tartışmalar sürerken Müge Anlı’nın programına katılan bir tanık, Ümitcan Uygun’un 48 yaşındaki annesi G.U.’yu da kuşku çemberinin içine çekiyordu. Tanık, G.U’nun yurtta çocuk eğitmenliği yaptığını, 18 yaşına gelen genç kızları gece hayatına yönlendirdiğini iddia ediyordu.

Aleyna Çakır dosyasının daha da karmaşık hale gelmesinin nedeni de G.U.’nun dün intihar etmesi oldu. İlk izlenim G.U.’nun Keçiören’de boş bir araziye gittiği ve başına kurşun sıktığı yönünde. G.U.  bir intihar mektubu da bırakmış.

Uygun ailesi şikayetçi

Annesinin cesedinin bulunduğu yere gelen Ümitcan Uygun, annesi hakkında ortaya atılan iddialara sert tepki göstererek “Ben her zaman sessiz kaldım. Fakat bu saatten sonra sessiz kalamam. Benim annem, sizin suçlamalarınız yüzünden kafasına sıktı. Ben hepsinden şikayetçiyim” dedi.

Uygun ailesinin avukatı Çağatay Cengiz, “Bazı medya maymunları, bu aileyi yok etmek için çeşitli tiyatroları yapmışlardır. Masum bir kadına atılan iftiradır. O kadın, bu iftirayı kendine yedirememiştir. Biz süreci yargı çerçevesinde takip edeceğiz. Gülay Uygun, intihar mektubu da bırakmıştır. Ne olacak şimdi, nasıl geri gelecek Gülay” ifadelerini kullandı.

Müge Anlı suçlanıyor

Tabii son intihar olayıyla birlikte konuyu günlerdir ATV’deki programında gündemde tutan Müge Anlı suçlanmaya başlandı, hatta ölen kadının arkasında “Ölümümden Müge Anlı sorumludur” yazılı bir not bıraktığı da iddia edildi.

Bütün bu iddiaların ardından da gözler Müge Anlı’nın bugünkü yayınına çevrildi. Anlı, yayına olay anında intihar ettiği öne sürülen kadının öldüğü bölgede olduğunu söyleyen bir tanık çıkardı. Telefonla yayına bağlanan tanık, silah sesinden önce bir erkek sesi duyduğunu söyledi.

Müge Anlı ise intiharın kuşkulu olduğunu vurguladı, ““Anne intihar etmeyi düşünüyor ama ağzından maskesini bile çıkarmıyor. Elinde poşetler var ve ensesinden bir kurşunla intihar ediyor” dedi.

Müge Anlı kendini savunmak için de şöyle konuştu:

“ATV, ben ve ailem tehdit ediliyor. Bununla ilgili belgeler var. Hep bir tehdit var. Bunun ardından yine suçlu ben oldum onların gözünde. Ben gazeteciyim ben kimseyi tanımam. Ben annenin adını ve fotoğrafını vermedim. Ben gazeteciyim ve tarafsızım. Rabbim kalbime ne verdiyse ben onun doğrultusunda gidiyorum yayına başladığımda beri. Ben bu yoldan dönmeyeceğim. Allah ömür verdikçe, kim ne tehdit ederse kim yıldırmaya çalışsa da devam edeceğim. Bunların cezalandırılması gerekiyor.

Çünkü başka Aleyna ölsün istemiyorum. Bu bir yıldırıma politikası. Olayı başka bir yere çekme politikası. Keşke hanımefendi hayatta olsaydı. Keşke hanımefendi oğluna ulaşmaya çalıştığımızda bizimle konuşsaydı. Ben hanımefendinin adını ve fotoğrafını vermedim.

Devlete bıraktım. 3,5 aydır neredeyse tüm medya kuruluşlarında oğlu hakkında bunlar denilirken sakin kala bir hanımefendi devlet araya girince mi intihar etti ne oldu yani? Biz bu işin peşini bırakmayacağız. Senin eşin bir sözü kendini vuruyor senin söylemine göre. Keşke bu tavrı Aleyna ölürken oğluna da gösterseydin. Sen benim için ne söylerse söyle ben senin de karşında değilim.”

Sezgin Baran Korkmaz’ın Unico Sigortayı satış operasyonu yattı

Bir şirket düşünün. Beş kişilik yönetim kurulu, önce 5 Mayıs 2021 günü toplanıp bir karar alıyor; şirketin en büyük hissedarının yüzde 87.99’luk hissesini sattığını kayda geçiriyor. Aynı şirketin aynı isimlerden oluşan yönetim kurulu, aradan 55 gün geçtikten sonra bir daha toplanıyor, bu kez en ...

Sesten hızlı uçacak jet motorlu SİHA’lar geliyor: MİUS

İnsansız hava aracı üreticisi Baykar’ın sahiplerinden Selçuk Bayraktar, üzerinde çalıştıkları jet motorlu insansız savaş uçağının kavramsal tasarımlarını paylaştı. TB-1 insansız hava aracı, TB-2 silahlı insansız hava aracı ve son olarak Akıncı silahlı insansız hava aracını üreten Selçuk ...

Sezgin Baran Korkmaz, Varlık Barışı’ndan yararlanmak isterse kimse şaşırmasın

Türkiye, gerçekten inanılmaz bir ülke. Herhalde bugünlerde tanık olduğumuz suç ve suçluyla mücadele, suç yoluyla elde edilen paranın saptanması konularındaki vurdumduymazlığın Cumhuriyet tarihinde başka bir örneği olmasa gerek. Sezgin Baran Korkmaz adlı “iş insanı” başlangıçta Türkiye ...