10 soruda Osman Kavala’nın 1000 günü

Demokratik hak ve özgürlükler üzerine sivil toplum faaliyetlerini desteklemesiyle tanınan işadamı Osman Kavala 27 Temmuz Pazartesi günü hapiste 1000’inci gününü doldurmuş olacak. Bugün itibarıyla Türkiye’nin yurtdışında en çok adından söz edilen tutuklusu olan Kavala için çeşitli kampanyalar hazırlanıyor. Kavala kampanyalarını anlamak için bir hatırlatma notu yerinde olacak.

Osman Kavala kimdir?

“Solcu” olarak bilinen işadamı Kavala bu yüzden zaman zaman “Kızıl Milyarder” lakabıyla da anılıyor. Daha çok elektronik üzerine uzmanlaşmış Kavala Grubu’nun patronu olan Osman Kavala geçmişte Macar asıllı borsa spekülatörü George Soros’un finanse ettiği Açık Toplum Vakfı’nın faaliyetlerini Türkiye’de üstlenmesiyle tartışıldı. Ancak Kavala’nın tutuklanmasının Açık Toplum Vakfı’yla bir ilgisi olmadı. Kavala, sivil toplum faaliyetlerine maddi desteğini daha çok Açık Toplum Vakfı’yla değil, Anadolu Kültür AŞ adlı şirket üzerinden gerçekleştiriyordu. AK Parti iktidarının ilk yıllarında iktidara yakın kesimlerle Soros’un da Kavala’nın sık sık söylem birliği ettiğini hatırlamak gerekiyor. İplerin kopması 2013’te Gezi olayları, sonrasında da Çözüm Süreci’nin bitişine rastlıyor.

Neden tutuklandı?

Kavala 19 Ekim 2017’de gözaltına alındı. 1 Kasım’da tutuklandı. Tutuklama gerekçesi 15-16 Temmuz 2016’da Büyükada Splendid Otel’de yapılan toplantı ile ilgili oldu. Darbe girişimi gecesi yapılan toplantıda istihbarat örgütleriyle bağlantısı olduğu öne sürülen Türkiye Yahudisi Amerikan vatandaşı siyaset bilimci Henri Jack Barkey de bulunuyordu. Toplantının konusu İran ile yapılan uluslararası nükleer anlaşmaydı. Toplantı, aslında Türk Dışişleri Bakanlığı’nın teşvikiyle yerli ve yabancı uzmanların katılımıyla yapılıyordu ve düzenleyen de Kültür Üniversitesi’ydi. Konuyla ilgili başka bir soruşturma o sırada yürüyordu ve o güne kadar Kavala’nın adı bile geçmemişti. Soruşturmayla ilgili açılan ve bu ay başında (3 Temmuz 2020) karar çıkan davada Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Onursal Başkanı Taner Kılıç ile 2 hapis ceza aldı. Cezalar toplantı içeriğiyle ilgili değil örgüt üyeliği ve örgüte yardımdan çıktı.

Ne zaman Gezi devreye girdi?

13 Kasım 2017 günü, aralarında Kavala’nın finanse ettiği Anadolu Kültür’ün bazı yöneticileri ile Gezi olayları sırasında isimleri ön plana çıkmış 13 kişi için gözaltı kararı alındı. Bu 13 kişinin bir bölümü gözaltına alındı, aralarından bazıları tutuklandı ama sonra peyderpey serbest bırakıldılar. Bu isimler ve Osman Kavala bu kez Gezi olaylarını finanse etmekle ve hükümeti devirmeye teşebbüsle suçlanıyordu. Kavala hakkında bu kez Gezi ile ilgili dava açılıp ikinci bir tutuklama kararı verildi. İddianame nihayet Mart 2019’da yazıldı ve dava açıldı.

Soruşturmayı kim yürüttü?

İddianameye bakıldığında başlıca delillerin Gezi olayları sırasında dönemin FETÖ’cü savcıları tarafından yürütülen soruşturmalar sırasında yapılmış telefon konuşması kayıtları olduğu görüldü. Bir de gizli tanık ifadesi vardı. İddianame, Kavala ve arkadaşlarını “Cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırma veya görevini engellemeye teşebbüs” ile suçluyor ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istiyordu.

AİHM kararı nasıl uygulanmadı?

Aralık başında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kavala’nın “vakit geçirmeksizin tahliye edilmesi gerektiğine” karar vermişti. Hemen Kavala’nın avukatları tahliye için başvurdular. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Adalet Bakanlığı tarafından Türkçe çevirisi yapılan kararın metnini saatlerce bekletti ve mahkemeye göndermedi. Mahkeme de zaten, “AİHM kararı henüz kesinleşmedi” diyerek Kavala’nın tutukluluğunu devam ettirdi. Bu süreçte Türkiye bu karara AİHM nezdinde itiraz etmediği için kararı kesinleştirmedi, böylece uygulanmasını geciktirdi.

Beraate rağmen nasıl tahliye edilmedi?

AİHM kararıyla ilgili oyalama sürerken 18 Şubat 2020 günü mahkeme sürpriz şekilde Kavala ve bütün sanıkların beraatine karar verdi. Kavala’nın hapisten salıverilmesine dair yazı yazıldı, Silivri Cezaevi’ne gönderildi. Çünkü halihazırda Büyükada ile ilgili soruşturmada da tahliye kararı olduğu için serbest kalması gerekiyordu. Cezaevine serbest bırakılması için yazı yazıldı. Fakat o sırada sosyal medyada bu beraat kararına karşı iktidar yanlısı yorumcular eliyle ciddi bir kampanya başlatıldı. Kavala’yı cezaevinden çıkaran araç bir anda emniyete götürüldü. Savcılık yeni bir gözaltı kararı vermişti.

Siyasi müdahale izlenimi nasıl doğdu?

Kavala ile ilgili ceza muhakemesi uygulamaları bir yana iktidar siyasetçilerinin açık demeçleri bulunuyor. Bunlardan en neti Kavala’yı tahliye etmeyen beraat kararının ertesi günü Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın şu sözleriydi: “Bunlar (Gezi) masum bir ayaklanma hadisesi değildir. Ciddi manada perde arkasında Soros türü, bazı ülkeleri ayaklandırmak suretiyle oraları karıştıran tipler vardır. Onun da Türkiye ayağı içerideydi, bir manevrayla dün onu beraat ettirmeye kalktılar.”

Kavala beraat sonrası tutuklandı?

Beraat sonrası gözaltına alındıktan iki gün sonra yeniden tutuklandı ve Silivri’ye geri döndü. Daha önce tutuklandığı ve tahliye edildiği, hakkında davaya dönüşmeyen o meşhur Büyükada soruşturması yüzünden bir kez daha tutuklanmıştı.

Dosyadaki deliller neydi?

Dosyada bulunduğu öne sürülen deliller mahkemede konu olmadan iktidar yanlısı basın eliyle suçlama konusu yapıldı. Örneğin Osman Kavala ile Henri Barkey’in telefonlarının aynı baz istasyonlarından 93 kez sinyal verdiği söyleniyor. Bir gazete bunu “Tam 93 kez konuştular” diye haberleştirdi. Oysa konuşmamışlardı, sadece telefonları aynı bölgede sinyal vermişti. Nitekim hem Henri J. Barkey hem de Osman Kavala daha ilk günden beri bir akşam Karaköy’deki Liman Lokantası’nda karşılaştıklarını ve selamlaştıklarını söylüyordu.

Casusluk suçlaması nedir?

9 Mart’ta Osman bir kez daha tutukladı. Kavala bu kez “casus” olmakla suçlanıyordu. Yine konu CIA görevlisi olduğu öne sürülen Barkey’le görüşmekti. Oysa bir zamanlar Barkey ile Ak Parti önde gelenleri dahil görüşmeyen yok gibiydi. Ancak bu ikinci tutuklamanın ceza muhakemesi uygulamalarıyla ilgili bir sırrı vardı. Kavala’ya ilişkin ilk tutuklama kararı verilen soruşturma dosyasından bir dava açılmadığı için yasa gereği Kavala’nın 16 Mart’ta otomatik olarak tahliye edilmesi gerekiyordu. Kavala’nın tutuklu kalması ancak yeni bir suçlamayla mümkündü. O da casusluk oldu.

Cumhurbaşkanı adaylığı yarışı CHP’de erken başladı

Bu kadar spekülasyon canımıza tak etti. Bütün amaç bizim içimizde bir tartışma yaratıp moralimizi düşürmek CHP’nin gündeminde Abdullah Gül diye bir isim olmadı, şimdi de yok, olmayacak da…” 25 Nisan 2018’de CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah ...

Bir plastik çöp mafyamız eksikti, o da oldu

Haber cümlesi şu: “Uluslararası Polis Örgütü Interpol, bir rapor yayınlayarak ülkeleri yasa dışı çöp ticareti ve çöp kaçakçılığı konusunda uyardı. Interpol, özellikle plastik atık konusuna dikkat çekti ve bu alanda artan organize suç örgütü faaliyetlerine ilişkin verileri paylaştı.” Bu cümleyi ...

Gazetecinin sessiz sakin bir insan olarak ölümü

Annem, o gazeteden bu gazeteye iş değiştirmek ve hiçbir iş yerinde çok uzun süre durmamakla geçen meslek hayatının bir noktasında “basın müşavirliği”ne atlamak zorunda kaldı. Böyle basın müşavirliği yaptığı şirketlerden biri Bakırsan’dı, onun patronu Yaşar Keçeli, Adalet Partisi’ne yakın bir iş ...