Aile içinde sade bir törenle kutlanan şampiyonluk

Bir proje olarak açıkça desteklenen, paralar ve sponsorluklar akıtılan, futbol aklı olarak da yönetim olarak da rakiplerine göre daha iyi yönetilen Başakşehir, şampiyon olmayı başardı ama seyircisi olmadığı sürece büyük olmayı başaramayacak gibi duruyor...

CAN DURUKAN

Covid-19 salgını, yayıncı kuruluş, TFF, hakem derken Süper Lig tarihinin en enteresan sezonu geride kaldı ve bu enteresanlık, tarihi bir şampiyonlukla taçlandı. Geçmişi belediye kulübü olan, 2014’te belediye bünyesinden ayrılıp şirketleşen ve yönetim kurulunun tamamında Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakın isimler bulunan Başakşehir FK, sezonu şampiyon tamamladı.

Peki neyin nesiydi bu Başakşehir FK? Biraz zaman tünelinde yolculuk yapalım ve kulübün geçmişini anlatalım. Başakşehir Futbol Kulübü’nün geçmişi İstanbul Büyükşehir Belediyespor’a uzanıyor. İBB Spor, dönemin İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Nurettin Sözen’in girişimiyle 1990’da kuruldu.

İBB Spor, 2007 yılına kadar üçüncü ve ikinci liglerde mücadele etti. Kulüp, 2007’de Süper Lig’e yükseldi ve 2013 yılına kadar burada mücadele etti. 2014’te Süper Lig’den düşen ve bir alt ligde mücadele eden İBB Spor, bir sene sonra tekrar geri döndü. Geliş, o gelişti. Bundan sonra müthiş yükseliş başladı. Hem de her anlamda…

Plastik kulüpler

Almanya’da Hoffenheim, RB Leipzig gibi arkasına bir sermaye gücü almış, taraftarı olmayan kulüpler için “plastik kulüp” terimi kullanılıyor. Bu takımlar Bundesliga’da neredeyse her deplasmanda tepkiyle karşılaşıyorlar. En son Bayern Münih – Hoffenheim maçında açılan küfürlü pankart ile bu durum ayyuka çıktı.

Kulübün sahibi Alman kurumsal iş yazılım şirketi SAP’ın sahibi Dietmar Hopp, Almanya’da pek çok statta benzer tepkilerle karşılaşıyor. Almanya’da Dietmar Hopp’a yönelik tepkilerin nedeni ise kulüp yapısını düzenleyen kural. Almanya’da 22 yıl önce alınan bir kararla kulüplerin yüzde 51 hissesinin üyelere ait olması şartı getirildi. Bir yatırımcı kulübü satın alsa bile yönetimde söz hakkı üyelere verildi. Ancak daha sonra, “Bir sponsor kulübe aralıksız 20 yıl destek verirse bu kuralda değişikliğe gidilebilir” değişikliği geldi. Aynı zamanda kulüp üyesi de olan Hoffenheim’in sahibi haline gelen Dietmar Hopp, Alman futbol taraftarlarının hedefindeki isim haline geldi. Geçtiğimiz sezon Hopp aleyhinde açılan pankart yüzünden Borussia Dortmund taraftarına 3 yıl Hoffenheim deplasman yasağı getirilmişti.

Başakşehir’in İBB’den büyük sermayedarlar eliyle doğuşu

Bu sene şampiyon olan bizim plastik kulübümüz, 2014’te doğdu. İstanbul Büyükşehir Belediyespor olan kulüp, adını Başakşehir Futbol Kulübü olarak değiştirdi ve kulübün merkezi için, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı yaptığı dönemde filizlenen ve nihayet 2008 yılında ilçe olan Başakşehir seçildi. Kulübün anahtarı da Erdoğan’ın kayınbiraderinin damadı olan Göksel Gümüşdağ’a verildi.

Yönetimdeki diğer isimler de genelde hep “tanıdıktı”. Doğa Şirketler Grubu’ndan Ömer Faruk Ayvacı, Etstur Turizm şirketinden Mehmet Nuri Ersoy, Saral Şirketler Grubu’ndan Mustafa Saral, Aila Gayrimenkul şirketinden Mahmut Volkan Sarıhan gibi işadamlarının yanı sıra, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin şirketlerinden, İSFALT’ın o zamanki Genel Müdürü Çağatay Kalkancı da yeni kurulan kulübün ve şirketin yönetim kurulu üyesi oldular. Kulüp, kısa mazisine rağmen sponsor bulmakta nedense hiç zorlanmadı. Makro İnşaat, Medipol, Denizbank, THY gibi dev markalar, Başakşehir FK’ya reklam verdiler, sponsor oldular. Hatta Barcelona’dan Arda Turan’ı Makro İnşaat ve Medipol’ün desteği ile transfer ettiler. Bu bilgiyi de Makro İnşaat’ın Yönetim Kurulu Başkanı Ercan Uyan kendisi açıklamıştı. Hatta Arda Turan’ın imza töreninde bizzat hazır bulunmuştu. Yanında da Medipol Hastanaleri’nin Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Özer Koca vardı (Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’nın kardeşi). Makro İnşaat, yıllardır Başakşehir bölgesinde inşa ettiği dev projelerle adını duyurmuştu. Hayat ne hoş tesadüflerden ibaretti!

Abdullah Avcı’nın rehberliği

Abdullah Avcı Başakşehir’in kuruluşundan bu yana futbol aklı oldu ama onun teknik direktörlüğünde beklenen şampiyonluk bir türlü gelmedi.

Ticari olarak hiçbir eksiği olmayan, bilakis fazlası olan kulübün futbol aklı da Abdullah Avcı olmuştu. 2004/05’te Türkiye U17 teknik direktörlüğünü yapan Abdullah Avcı, o jenerasyon ile Avrupa Şampiyonası’nda ikincilik elde etmişti ve söz konusu jenerasyonu avucunun içi gibi biliyordu. Avcı, bunun ekmeğini yıllarca yedi.

Volkan Babacan, Aydın Yılmaz, Tevfik Köse gibi isimlerle Başakşehir’de bir omurga kurdu. Sonra bu omurgaya izlediği oyunculardan yabancı ve yerli isimleri ekledi. Böylece makine düzenine geçiş başlamış oldu. Yönetimdekiler de üzerlerine düşeni fazlasıyla yapıyorlardı. Başakşehir FK’yı ilçe sakinlerinin takımı yapmak için 2014 yılında Başakşehir Fatih Terim Stadı açılışı yapıldı. Stadı yapan şirket de bir hayli tanıdıktı; Kalyon Holding.

Aldığı kamu ihaleleri ile adını duyuran holdingin üstlendiği inşa ettiği stadın açılışı, adeta parti kongresi gibiydi. Ünlüler ile gösteri maçı yapıldı, başlama vuruşunu Cumhurbaşkanı Erdoğan yaptı. O başlama vuruşunu yaptığı forma ve krampon, kulüp binasında cam bir korumanın arkasında sergileniyor. Takım, maç günleri kamp yaptığı kulüp tesislerinden yürüyerek maça gidebiliyordu.

Etkileyici bir tesisleşme

2016’da gezme fırsatı bulduğum tesislerden çok etkilenmiştim. Kulübün hala medya ve iletişim sorumluluğunu yürüten Coşkun Gülbahar nezaretinde tüm tesisi gezmiştim. Soyunma odasının planını birebir AC Milan kulübünden alan, kulübün idari ve sportif birimlerini kesin çizgilerle birbirinden ayıran tesisin içinde bir de kocaman akademi inşa ediliyordu. Sanırım söz konusu inşaat hala sürüyor.

En ince detayına kadar düşünülmüş planlar, antrenman sahaları, dinlenme alanları adeta 5 yıldızlı bir otel konforundaydı. Küçük yaşta kulübe adım atacak bir futbolcu adayı, neredeyse hiçbir alışkanlığını değiştirmeden, Süper Lig seviyesine kadar çıkabilecekti. Antrenmana da maça da yürüyerek gidebilecek, A takım ile yan yana antrenman yapacak, aynı tedrisattan geçecek ve Başakşehir’in başarısı için ter dökebilecekti. 3 büyük takımın da tesislerini gezmiş biri olarak Başakşehir FK’nın tesis kalitesinin yarısına bile sahip olmadıklarını ifade etmem gerekiyor.

Israr edilen iskelet ve değişmeyen oyun sistemi

Yıllarca aynı kadro iskeleti, aynı taktik ve aynı metotlarla çalışan Başakşehir FK, bunun karşılığını da 2014/15 ve 2015/16’da dördüncü, 2016/17’de ikinci, 2017/18’de üçüncü, 2018/19’da ikinci olarak aldı. İstikrar sürüyor, kulüp giderek büyüyordu. Tabii bu büyüme, hep olumlu manada da olmadı. Şampiyonluk parolasıyla başlayan sezonlar ve beklenen kupa gelmeyince, kesenin ağzı iyice açıldı.

Taraftarı olmayan, reytingi olmayan, mazisi olmayan kulüp, Süper Lig’in maaş yükü en yüksek olan kulübü haline geldi. Arda Turan 4 milyon avro, Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’ın maaşta anlaşamadığı için alamadığı Gael Clichy 3 milyon avro, Adebayor 4.5 milyon avro maaş alıyordu. Başakşehir, ligin devleriyle yarışmayı bırakın, onları geçmişti. İstese hepsinin elinden en kıdemli yıldızlarını alabilecek durumdaydı. Nasıl olsa değirmenin suyu kesilmeden geliyordu.

Doğru yönlendirilen çok para

Ancak hakkını vermek lazım; kulübün sportif aklı, bu parayı elinden geldiğince mantıklı ve doğru kullandı. Sportif anlamda yapılan doğrular ile yönetim gücü tek potada eriyince Başakşehir FK, korkulan bir kulüp haline geldi.

Abdullah Avcı’nın elinde önce defansif oynayan, sonra oyuna hükmederek pas futboluna dönen ama bana göre sıkıcılıktan bir adım öteye gidemeyen futbol, işe yarıyordu. İstanbul’un üç büyüklerinin taraftarları, Başakşehir karşısında birbirlerine başarılar diliyorlardı. Cepheler iyice karışmıştı. Çünkü 2018/19 yılındaki şampiyonluk yarışında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Başakşehir, benim kurduğum takım” demişti. Bununla da yetinmeyip, parti kongresinde AK Parti Gençlik Teşkilatı’na “Maçlara gelin, tribünleri doldurun” çağrısı yapmıştı.

Ne dese olmadı. Tribünler dolmadı. Kulüp, o yıl 8 puan farkla ligin zirvesindeydi. Çoğu spor yorumcusuna göre tartışmasız şampiyondu. Ama Fatih Terim’in Galatasaray’ı ligin son virajında ardı ardına puan kayıpları yaşayan Başakşehir’in önce yakaladı, sonra geçti ve şampiyonluğa ulaştı. Yine olmamıştı.

Bu sefer Şenol Güneş ile 2 yıl üst üste şampiyonluk yakaladıktan sonra mali olarak çöküşe geçen Beşiktaş, Fikret Orman’ın “Her zaman aklımdaydı” dediği Abdullah Avcı’yı yuvasından koparmıştı. Çünkü idealist teknik direktör Avcı, Başakşehir ile hep denemiş hep yenilmişti. Artık, “olsun” demeye mecali kalmamış olmalıydı.

Avcı gidiyor Buruk geliyor

Okan Buruk, Ç. Rizespor’u aldığı ligin dibinden neredeyse Avrupa kupaları potasına sokacak seviyeye getirmişti. Başakşehir’de ise şampiyonluk ipini göğüsledi.

Başakşehir FK, vakit kaybetmeden dümeni tanıdık bir isme kırdı. Kulüp, belediye takımı iken o forma altında jübilesini yapan, Abdullah Avcı’nın eski öğrencisi ve bir dönem yardımcısı Okan Buruk ile anlaştı. Transferler de ardı arkasına yapılmaya başlandı. Demek ki bu planlar çoktan hazırdı ve halef/selef arasında bariz bir uyum da söz konusuydu. Bu durum da kulübün futbol aklının hala Abdullah Avcı ile temas halinde olduğunu doğruluyordu.

Okan Buruk, Çaykur Rizespor’u aldığı ligin dibinden neredeyse Avrupa kupaları potasına sokacak seviyeye getirmişti. Karadeniz ekibi göze hoş gelen, akıcı, tempolu bir futbol oynuyordu. Ancak her şey kağıt üzerinde durduğu kadar kolay değildi. Başakşehir’in iskeleti giderek yaşlanıyordu. Kulüp, mali açıdan ağır maaş yükünü kaldıramayabilirdi. Mutlaka şampiyonluk ve Şampiyonlar Ligi geliri gerekiyordu. Ama burası Başakşehir’di. Her şeyin bir kolayı vardı.

Başakşehir ve El Ehli faktörü

2014 yılında Suudi El Ehli takımından bedelsiz alınan ve takımın sahadaki beyni konumunda yer alan Marcio Mossoro, artık yaşlanmış ve 36 yaşına gelmişti. Takıma yeni bir 10 numara lazımdı. Adres yine aynı kulüptü. 2018’de İsviçre Ligi’nden Yeni Malatyaspor’a 130 bin avroya transfer olan, sonraki sene 3.8 milyon avro karşılığında 2019 Temmuz ayında El Ehli formasını sırtına geçiren ve sahaya çıktığı ilk maçta gol atan Sırp futbolcu Danijel Aleksic, sadece 1 ay sonra bedelsiz olarak Başakşehir takımına verilmişti.

Aleksic, TFF’nin yayın organı Tam Saha dergisine verdiği röportajda bu konuyu geçiştirmişti. “Asla hayal edemeyeceğim şeyler yaşadım. Sadece üç maça çıktım. İlk iki maç Asya Şampiyonlar Ligi maçıydı. Sonrasında ligde kendi sahamızda ilk maçımıza çıktık. 1-1 berabere kaldık ve golü de ben attım. Fakat saat sabah üçte Instagram’dan kulübün benim için gelecek tekliflere açık olduğunu öğrendim. Sebebini anlamamıştım. Bana hiçbir açıklama da yapılmamıştı. Fakat bunun sayesinde şu an harika bir kulüpteyim. Sözleşmem feshedildi ve buraya geldim. Sebebini açıklayamadığım bir olay yüzünden… Benim için kötü bir deneyimdi fakat ne mutlu ki bu durum beni tekrar Türkiye’ye getirdi…”

Aleksic’in hem bilmiyorum dediği hem de sebebini açıklayamam dediği olay neyse, Başakşehir için çok hayırlı olmuştu. Ne lazımsa bir şekilde hallediliyordu.

Okan Buruk’la kötü başlangıç

Okan Buruk ile sezona kötü bir başlangıç yapılmıştı. Başakşehir ilk 2 maçından puansız ayrılmış, Avrupa’da Roma’dan 4 yemişti. Takımın kendini toparlaması Ekim ayını buldu ve Okan Buruk, eski takımı Rizespor karşısında 5 gollü bir galibiyet aldı, üstelik gol yemedi. Bu tarihten sonra yukarı çıkış trendine giren kulüp, 2020 Ocak ayı sonundaki Kadıköy deplasmanına kadar yenilgi yüzü görmedi.

Her zaman aynı heyecanı ve tadı vermese de Abdullah Avcı dönemine göre daha akışkan, daha tempolu bir oyun vardı sahada. Üç büyüklerin dalgalı performansının yanına Trabzonspor’un şampiyonluk stresi eklendi. Covid-19 nedeniyle seyircisiz oynanan maçlara zaten ezelden beri alışkın olan Başakşehir resmen yürüye yürüye şampiyon oldu.

Sıradışı bir şampiyonluk maçı

Esas enteresan olan ise, şampiyonluk sabahında yaşandı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Albayraklar’ın kontrolünde olan Turkuvaz Medya grubuna ait Fotomaç ve Takvim gazeteleri, Başakşehir’in şampiyonluğu için açıkça “şaibeli” manşetleri attılar. Küme düşme hattını da çok yakından ilgilendiren mücadelede Başakşehir şampiyonluk, Kayserispor ise ölüm kalım maçına çıktı. Başakşehir 1-0 öne geçti. 65. dakikada elektrikler kesildi ve dakikalarca gelmedi. Sonra ne olduysa 80. dakika civarı bir daha kesildi.

Maçtan sonra ülke futbolunda kimsenin haberdar olmadığı her şeyden anında haberdar olan usta spor yorumcusu Rıdvan Dilmen, “Bu elektriklerin kesilmesi işi hiç doğru değil” gibi bir şeyler söyledi. Sonra maç devam ederken protokoldeki şampiyonluk kutlamasında Bilal Erdoğan’ı gördü ve “Bizim Bilal Bey de orada” diyerek güldü. Elbette “Bizim Bilal Bey” de orada olacaktı zaten Erdoğan’a yakınlığı ile bilinen herkes oradaydı. Ama Turkuvaz Medya, neden zehir zemberek manşet atmıştı? Belli ki aile içinde birileri farklı düşünüyordu.

Sezon seyirci toplamı büyüklerin tek maçı kadar değil

Başakşehir’in şampiyon olduğu gün bir dönem Melih Gökçek’in çılgın projesi Osmanlıspor küme düşmüştü. Başakşehir, kısa vadede başarılı olmuştu ancak hala boş tribünlere oynuyordu. Sahasında çıktığı 17 Süper Lig maçında toplam taraftar sayısı, 3 büyük İstanbul takımının tek maçındaki taraftar sayısını bile yakalamıyor. Süper Lig şampiyonu, maçlarını ortalama 2 bin kişinin önünde oynuyordu.Yani ekonomik olarak başarılı olsa da sosyal yönden Başakşehir, futbol aleminde henüz bırakın bir ağacı, bir yaprağı bile yerinden kıpırdamamış durumda.

Kaybetmeye mahkum bir şampiyon

Böyle devam ederse ne kadar başarılı olursa olsun, taraftarsız kalmayı başarabilen büyük kulüp dünyada olmadığından kazanırken kaybetmeye mahkum gibi duruyor. Tam da bu yönüyle Almanya’da plastik diye anılan kulüplerden daha kesif bir şekilde benim ağzımda bir plastik tadı bırakıyor. Aile içinde kutlanan şampiyonluk, önümüzdeki hafta müzesine götüreceği ilk Süper Lig şampiyonluğu Kupası’nın 3 gün bile konuşulmayacak olması, Süper Lig’in tarihindeki 6. Farklı şampiyonu için hiç de hayra alamet gelişmeler değil.

Bir proje olarak açıkça desteklenen, paralar ve sponsorluklar akıtılan, futbol aklı olarak da yönetim olarak da rakiplerine göre daha iyi yönetilen Başakşehir, şampiyon olmayı başardı ama büyük olmayı başaramayacak gibi duruyor…

NBA’de müthiş heyecan

Futbolda ana gündem UEFA Uluslar Ligi. Organizasyonda ilk sınavını Macaristan karşısında veren Türkiye, ikinci maçında deplasmanda Sırbistan ile karşılaşacak. A Milli takım, bu mücadelede büyük ölçüde beğenilen ancak üretici firmanın logosunun yeri nedeniyle eleştiri alan yeni formalarıyla ...

Messi, ‘gidiyorum’ dedi, bütün taşlar yerinden oynadı

80’lerin ikinci yarısının sonları… Liberya’da potansiyelli bir futbolcunun peşinden koşan yıldız avcılarından biri heyecanla Fransa’ya telefon eder. “Patron, sana bir iyi, bir de kötü haberim var” diyerek başlar söze… Karşıdaki ses soğukkanlı bir ...

Dolu dolu bir spor haftası

Müthiş maçlara sahne olan UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi’nin sona ermesinin ardından futbolda tempo biraz düştü. Menüde A Milli Takım’ın Macaristan ile oynayacağı UEFA Uluslar Ligi karşılaşması, Fransa Ligi ile Süper Lig takımlarının hazırlık maçları var. Bir de tabii Messi’nin ...