Ara sıra etkileyici bir son dönem Herzog’u:

Aile Saadeti Ltd (Family Romance, LLC)

ALİ ARIKAN

Nevi şahsına münhasır yönetmen Werner Herzog, kariyerinin ilk yıllarından beri gerçek ve kurmacanın arasındaki garip ilişkiye özel bir ilgi göstermiştir. Kendi kişilik kültünü oya gibi işleyen sanatçı, son yıllarda bu ikilemin üstüne iyice gitmeye başladı. Hayatın anlamsızlığı, evrenin kayıtsızlığı temeline inşa ettiği popüler ve nispeten samimiyetsiz imajı beni ne kadar rahatsız etse de (ki tek sorumlusu o değil, bu “karakteri” en az Herzog kadar internet “komedyenleri” de yarattı), hakiki ve sahte dünyaların kesişme noktasına kafayı takmış olması takdire şayan. Yanlış anlaşılmasın, över gibi yapıp yermiyorum adamı —Herzog’un dünya sinemasının devlerinden olduğu çok net. Ama işte karakterini metafiziksel belirsizlikler üzerine kurması, ister istemez seyircide bir şüphe uyandırıyor. Zira adamın ne zaman kinik ne zaman iyimser olduğu asla net değil.

‘Gerçeğe’ ne kadar yaklaşırsa o kadar ‘sahte’leşen bir film

Birkaç hafta önce MUBI’de gösterime giren Aile Saadeti, Ltd’de bu ikilik ve çelişki, yönetmenin son yıllardaki pek çok filmine nazaran daha da gün yüzüne çıkmış, metinsel bir hal almış. İşe bakın ki bu sebepten dolayı da filmin postmodern ve üstmetinsel yapısı daha da öne çıkmış. Yani Herzog “gerçeğe” ne kadar yaklaşırsa film o kadar “sahte” bir hal alıyor. Bu da aslında filmde anlatılan hikâyeye (veya belgelenmeye çalışan gerçeğe) uyduğu için en azından form ve anlatı arasında hoş bir uyum var. Buna rağmen filmde ister istemez “yaşını almış usta sıkkınlığı” da yok değil. Tasarılar, olası senaryolar, gizemler havada kalıyor. Herzog bulduğu fikirden sanki o kadar mutlu ki bunu geliştirmeye tenezzül bile etmemiş. Ara sıra etkileyici bir son dönem Herzog’u çıkmış ortaya.

Ishii Yuichi, “Aile Saadeti Ltd” adlı şirketin gerçek hayattaki sahibi. Filmde kendisinin kurmacamsı bir halini oynuyor. Veya biz öyle sanıyoruz. Japonya’da gerçekten var olan bir şirketin sahibi olan Yuichi’nin işi çok garip. İnsanların kendilerinin içinde olmak istemediği ortam veya durumlarda onların yerine dublörlük yapıyor. Buna benzer olarak insanların kayıp sevdiklerinin yerlerine geçiyor, en azından o kayıp kişiler için bir nevi vekil oluyor. Yani kısaca Yuichi ve çalışanları, müşterilerinin kim olmalarını istiyorsa onları oynayan bir tür hayat aktörleri. Bu anlamda şirketin yaptığı iş bize iki filmi hatırlatıyor: zevkiniz daha çok sanat sinemasına kayıyorsa
Yorgos Lanthimos’un “Alpler”ini veya Abbas Kiyarüstemi’nin “Aslı Gibidir”ini, yok değilse başrolünde Debra Messing’in olduğu “The Wedding Date”i. Ayrıca Charlie Kaufman’ın “Synecdoche, New York”unu da andıran bir yapısı var (Orhan Pamuk’un “Beyaz Kale”sini de hissettim biraz filmde).

Gerçek insanların dublörleri

Film boyunca Yuichi’nin çeşitli senaryolarda “rol aldığını” görüyoruz. Düğünlerde kendini tutamayan şen şakrak bir babanın yerine kızının mürüvvetini görüyor, başka bir zaman da azar işitmek istemeyen bir tren yolu işçisi yerine ustabaşından fırça yiyor (bu olurken işçiyi de geri planda görüyoruz). Aile Saadeti Ltd’in asıl konusuysa Yuichi’nin, Mahiro adlı bir kızla olan ilişkisi. Mahiro’nun annesi, kızın yıllar önce ölen ve onun hiç görmediği babasının yerine tutmuş Yuichi’yi. İkilinin arasındaki ilişki en önce garip, hatta itici ama yavaş yavaş çok daha insancıl ve içten bir hal alıyor. Werner Herzog amatör oyuncularla bezemiş filmi, söylediğine göre de doğaçlama yapmalarına izin vermiş. Belirttiğine göre 300 saatlik çekim varmış elinde. Tabii bu Herzog’un kendine özgü mübalağası olabilir, hiç şaşırmam. Burada ilginç olan ve Herzog’un her şeye rağmen ne kadar doğal bir sinemacı olduğunu gösteren detaysa yönetmenin filmde neredeyse hiç olmaması. Herzog, son dönemde çektiği belgesellerde kendini merkeze alıp odak şaşırtarak filmlerin öznelerini uzaklaştırır. Böyle bir kurnazlık bu film için fazla olurdu —tersine filmde biraz aşırıya kaçan duygusallık bile var diyebiliriz. Filmin bu amatör yürekli tarafları özellikle hoşuma gitti.

“Sermest gerçek” kavramı

Yalnız senaryonun belki de bu kadar rahat olması filme bir kafa karışıklığı vermiş. Konusundan ötürü bu tür bir karmaşa belki beklenebilir ama art arda sahneler boyunca profesyonel olmadığı çok bariz iki üç aktörün, turistik Tokyo manzaraları önünde baygın baygın dolaşmaları da bir buçuk saatlik bu filmi, en azından iki kat daha uzunmuş gibi hissettiriyor. Bazı sahnelerdeyse Herzog’un ısrarla vermek istediği mesaj ana fikirden çıkıp doğrudan metin haline geliyor. Mesela bir ara, resepsiyonunda robotların çalıştığı bir otele giden Yuichi, “acaba gelecekte bunlar rüya görebilecek mi” diye soruyor. “Anlayan anladı”yı geçtim, anlamayanı döverler.

Sonuç olarak Werner Herzog’un gerçekle kurmacayı karıştırması (ki kendi bulduğu “sermest gerçek” kavramına ancak bu şekilde ulaşabileceğimizi söyler hep), aslının nerede bitip sahtesinin nerede başladığı belli olmayan böyle bir konu için biraz zorlama olmuş. Yönetmen, geleneksel bir belgesel veya tamamen kurmaca bir filmle söylemek istediklerini daha iyi söyleyebilir, mesajlarını daha net sunabilirdi. Aile Saadeti Ltd bu haliyle, konusu ve kahramanları gibi biraz ortada kalmış.

Yazar-Yönetmen: Werner Herzog Oyuncular: Yuichi Ishii, Mahiro Tanimoto Yıl: 2019 Ülke: Japonya-ABD

Sinemada bir yazı burun kıvırarak geçirdikten sonra bu hafta iyi filmler var!

Bütün yaz boyunca sinemalar kapalı olduğu için yeni filmleri streaming platformlarından izledik. Yazdıklarıma şöyle bir bakınca büyük çoğunluğuna burun kıvırdığımı gördüm. Bu benim suçum değil, filmler iyi olsaydı tabii ki överdim ama heyhat: sinema için iyi bir yaz olmadı. Yine de insan her ...

Christopher Nolan’ın dev yapımı Tenet gösterimde!

Salgın süresince kapalı olan sinema salonları, dünyanın pek çok yerindeki gibi ülkemizde de tekrar açılmaya başladı. Son birkaç haftadır aylar öncesinin filmleri vizyondaydı, ilk defa geçen cuma yeni bir-iki film daha piyasaya sürüldü. Hasılat bilgilerinden anlıyoruz ki seyirci yine de evinde ...

İşte yine bir süper kahraman filmi: “Project Power”

Netflix, işi artık iyice otomatiğe bağladı. Salgın sürecinde süper kahramanlı, sisteme başkaldıran polisli, büyümüş de küçülmüş zenci çocuklu elli film izledim gibi geliyor bana. Ya gerçekten böyle bir furya var, ya da artık bu filmler iyice birbirlerine girmeye başladı. Daha önce de yazmıştım; ...