Anadolu’nun kalbinde bir çağdaş sanat öyküsü kahramanı OMM

Eskişehir Odunpazarı'ndaki OMM, aynı zamanda dünyaca ünlü Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates’in (KKAA) imzasını taşıyan binasıyla da bir albeni noktası olmayı başardı.

ELİF TANRIYAR

Bundan yaklaşık bir yıl önce, yalnızca Türkiyeli değil uluslararası sanatseverleri de heyecanlandıran bir proje gerçekleşti Türkiye’de ve 8 Eylül 2019 tarihinde, Eskişehir Odunpazarı’nda bir çağdaş sanat müzesi açıldı. Renkli açılışıyla da uzun süre konuşulan ve kısa sürede çağdaş sanatın buluşma noktası haline gelen OMM, aynı zamanda dünyaca ünlü Japon mimarlık ofisi Kengo Kuma and Associates ’in (KKAA) imzasını taşıyan binasıyla da bir albeni noktası olmayı başardı.

Polimeks Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve koleksiyoner Erol Tabanca ’nın kurucusu olduğu, etkileyici tasarımıyla dikkat çeken OMM; bugün artık eğitim programları, seminerler, sanatçı buluşmaları, atölye çalışmaları ve dinamik sergi programıyla, sadece Eskişehir’de değil, Türkiye genelinde, kültürel gelişimin artırılmasını ve gençlerin sanatsal birikiminin güçlenmesini hedefliyor.

Son olarak OMM, müze ve kültürel miras alanlarında dünya çapında önemli girişimleri öne çıkarmak ve onurlandırmak amacıyla İngiltere’de düzenlenen “ 18th Museums + Heritage Awards” (Müze ve Kültürel Miras Ödülleri) kapsamında, Yılın Uluslararası Projesi ödülü için gösterilen beş adaydan biri de oldu.

OMM’da geçen bir sene

OMM Müze Direktörü Defne Casaretto

OMM’un kısa sürede ulaştığı bu başarıdan en büyük mutluluğu duyanlardan biri olan Müze Direktörü Defne Casaretto’dan, OMM fikrinin doğuş hikayesini yeniden kısaca bir hatırlatmasını ve açılıştan bu yana bir yılın nasıl geçtiğini anlatmasını rica ediyorum öncelikle.

Casaretto öncelikle, “OMM olarak Eskişehir’deki genç nüfus ve sanatseverler için birleştirici bir güç olmak en büyük hedefimiz. OMM’un da çıkış noktası her yaştan ve kesimden insanı sanatın gücü altında birleşmeye davet eden bir platform yaratmak oldu. Hem lokal hem de global alanlarda Eskişehir’e ve Türkiye’ye değer katabilmek, sahip olduğumuz sanat eserlerini paylaşabilmek hedefimize, her gün yaklaştığımızı düşünüyoruz. Oluşturduğumuz eğitim programlarıyla da bu eserlerin eğitim araçlarına dönüşmesini görmek bizleri mutlu ediyor,” diyor ve ardından bir yılı anlatıyor; “Açılış sergimiz Vuslat, ziyaretçilerin büyük ilgisiyle karşılaştı. Haldun Dostoğlu küratörlüğünde Erol Tabanca Koleksiyonu’ndan bir seçki sunan sergide, 90’dan fazla eseri sanatseverlerle buluşturduk. Aynı zamanda İngiliz sanat kolektifi Marshmallow Laser Feast’in çok algılı, üç boyutlu enstalasyonlarına OMM’da yer verdik. Akabinde ilk misafir sanatçı sergimiz Üçüncü Yer ve interaktif kinetik heykel ADA ziyaretçilerimizle buluştu. Sergilerin yanı sıra eğitim programlarımız kapsamında da farklı yaşlardan yüzlerce kişiye ulaştık. Okul gruplarına özel sergi turları, çocuklara ve yetişkinlere özel atölyeler gerçekleştirdik. Haldun Dostoğlu, Seçkin Pirim, Erdil Yaşaroğlu, Ersin Han Ersin gibi sanatçıları misafir ettik. İş Yatırım desteğiyle ‘Çağdaş Sanatla Geleceğe Yatırım’ seminer serisini düzenledik ve genç arkadaşlarımıza sanat dünyasının profesyonelleriyle bir araya gelme imkânı sunduk. Şu an sayamadığım daha pek çok faaliyet ile izleyicimizle ve kentle buluşmayı hep çok önemsedik. OMM açıldığından beri gelen tüm yorumlar mutluluk verici. Açıldığımızdan bu zamana kadar farklı yaşlardan birçok ziyaretçimiz oldu. Her biri bizim için çok kıymetli olan yorumlar aldık, hemen hepsinin kesiştiği yer Anadolu’nun kalbinde böyle bir yeri görmenin mutluluğuydu. Bir anı defterimiz var, orada biriken notlarda birçok güzel ve kıymetli yorum yer alıyor.”

OMM olarak salgın sürecinde de, olabildiğince ziyaretçilerileri ve sanat izleyicileriyle iletişimde kalmaya çalışmışlar. Sanatçılarıyla hem bu süreç hem genel üretim pratikleri üzerine diyaloglarının yanı sıra sosyal medyada da çalışmaları olmuş ve örneğin Instagram’da OMMlikes adı altında kitap ve film önerilerini paylaşmış, OMM’a özel playlistler yayınlamışlar. Ayrıca sanatçılarının üretim süreçlerinden kesitlere yer veren kısa videolara OMM Studio başlığı altında yer vermişler.

Casaretto, “Eğitim programlarımızı çevrimiçi gerçekleştirmeye başladık ve bir süre daha böyle devam edecek,” diyor ve salgın nedeniyle ertelenen programlarından bahsetmeye geçiyor: “Türkiye’den ve dünyanın farklı yerlerinden sanatçıların pandemi sürecine dair çalışmalarına sayfamızda yer vererek sanat üretimindeki yansımalarını paylaşmak istedik. Salgın herkeste olduğu gibi bizde de program değişikliğine sebep oldu. Mayıs ayında açılması planlanan iki sergimizi erteledik. Önümüzdeki bir buçuk senelik programımızda değişikliğe gitmek durumunda kaldık. İlkini başarıyla gerçekleştirdiğimiz misafir sanatçı programımızın ikinci edisyonu da maalesef ileri bir tarihe alınmak zorunda kaldı.

Misafir Sanatçı Programı

Japon bamboo sanatçısı Tanabe Chikuunsai IV’ün OMM’daki enstalasyon çalışması, müzede en çok dikkat çeken çalışmalardan biri.

OMM Misafir Sanatçı programı ulusal ve uluslararası farklı yaş ve deneyimlerden gelen sanatçıların karşılıklı diyaloğuna imkân tanıyan bir program olması açısından önemli bizim için. Program kapsamında bir araya gelen sanatçılar bir sürecin sonunda sergilenecek eserleriyle izleyicilerle buluşma olanağı buluyor. İlk edisyonunda New York’tan gelen iki sanatçıyı İstanbul ve Eskişehir’deki sanat profesyonelleriyle buluşturup üretim pratikleri üzerine fikir alışverişinde bulunma imkânı sunduk. Ayrıca bu programın sonunda tamamen farklı geçmişe sahip her iki sanatçı da birbirleri ve çevreleriyle oluşturdukları bu diyalogdan oldukça beslendiler. Misafir Sanatçı Programı’nın bahar 2020 dönemi için açık çağrı ile gerçekleştirdiğimiz duyurumuzu takiben gelen başvurular arasından, fotoğraf, heykel, video ve performans sanatı dahil olmak üzere çeşitli disiplinlerde üretim yapan sanatçılar seçmiştik; ancak KOVID-19 nedeniyle tekrar güvenli bir ortam sağlanana kadar programa ara vermek durumunda kaldık.

Çağdaş sanatçılarımıza katkılar

OMM olarak misafir sanatçı programımızla aslında sanatçılarımıza üretim alanı ve sergileme fırsatı vermeyi istedik. Buradaki üretimleri sonucunda eserlerini OMM’da sergileme imkânı buluyorlar. Hem yurt içi hem yurt dışına açık olan program kapsamında iki buçuk aylık bir dönem içinde, farklı yerlerden gelen sanatçılarımız birlikte çalışma deneyimi de elde ediyor. Ayrıca misafirlerimizi sanat profesyonelleriyle de ilişkilendiriyoruz. Onların yorum ve önerilerini alma imkânı buluyorlar. Arzumuz sergilerimizde daha çok sanatçıya alan açarak ulusal ve uluslararası görünürlüklerine destek olabilmek. Koleksiyonumuzu genişletirken de genç sanatçıların çalışmalarına ağırlıklı olarak yer vermeye gayret ediyoruz.”

Koleksiyon demişken, OMM’un açılıştaki var olan koleksiyonunun bu son bir yılda nasıl geliştiğini merak ediyorum.

“OMM’da şu anda “Vuslat” başlığı altında sergilenen eserler Erol Tabanca Koleksiyonu’na ait. Sergide yer alan eserler ağırlıklı olarak son 5-6 yılda koleksiyona dahil edilmiş yapıtlardan oluşuyor. Tüm koleksiyonlarda olduğu gibi zaman içinde evrilen, yenilenen ve keşfe açık bir koleksiyon tabii ki…” diyen Casaretto, koleksiyonlarını genişletmek adına, OMM’da eserleri olan sanatçılarının üretim süreçlerini ve dönemlerini yakından takip ettiklerini de belirtiyor.

“Ayrıca MAMUT, Base gibi genç kuşak sanatçılara kendilerini göstermek için alan açan platformları takipteyiz. Son bir yıldır OMM’un açılış yoğunluğu sebebiyle arzu ettiğimiz kadar sık görüşemesek de yine de sergilerini takip ettiğimiz galerilerimiz bizim için çok önemliler. Bağımsız sanatçılarımızla atölye ziyaretleri yaparak diyaloglarımızı geliştirmeye çalışıyoruz. OMM genç kuşak sanatçılarla diyaloğunu geliştirmek, yeni olasılıklar yaratmak isteyen bir yapı. Henüz çok yeniyiz, önümüzdeki dönem için ekibimizle üzerine kafa yorduğumuz birçok projemiz var. Ayrıca müzenin mağazası OMM Dükkan’da başta Eskişehir’den olmak üzere farklı alanlarda çalışan tasarımcılara ve genç sanatçıların ulaşılabilir eserlerine özel projelerle yer vermek için çalışmalar yapıyoruz,” diyerek de ekliyor.

Yöre üzerindeki etkileri

OMM’un açılış sergisi Vuslat; Haldun Dostoğlu küratörlüğünde, Erol Tabanca Koleksiyonu’ndan yapılan bir seçkiyle, 90’dan fazla eseri sanatseverlerle buluşturuyor.

OMM’un açılmasıyla birlikte Eskişehir ve Odunpazarı da bir sanat merkezi haline dönüştü diyebiliriz artık rahatlıkla. “Bu son bir yılda yöreye kattıklarınız ve çevrede yaşanan değişimdönüşüme dair neler söyleyebilirsiniz?” diye soruyorum. Casaretto öncelikle, “OMM ile birlikte şehri ziyaret eden kişi sayısında ciddi bir artış olduğunu söyleyebilirim,” diyor ve anlatıyor; “Bizim müze çalışmalarımız başladığı günden itibaren geliştirdiğimiz güçlü diyaloglarımız mevcut. Hem şehir hem bölge, sanat, tasarım ve kültür üzerine düşünen, çalışan üreticiler ve sanatçılara sahip. Biz onlarla geliştirdiğimiz diyaloglarla karşılıklı beslendik diyebilirim. Bize deneyim ve izlenimleriyle büyük katkıları oldu, biz de onların üretimlerine yeni bakış açıları getirdik sanırım. Çok yetenekli yerel sanatçıların çalışmalarına mağazalarımızda yer veriyoruz. Birlikte yeni fikirler geliştirdik, üretimin, kolektif çalışmanın güzel örneklerini yaşıyoruz. Heyecan duyuyoruz, bu bizim için çok kıymetli. Akademik çevrelerden müthiş olumlu destek alıyoruz. Birlikte Eskişehir’deki öğrencilerin ihtiyaçlarına uygun seminerler geliştirip bunları ücretsiz olarak sunduk. Ayrıca öğrenciler için bir deneyim alanı haline geldi OMM. Açılışımızda birçok farklı bölümden arkadaşımız gönüllü olarak bizimle oldular. Hala değişen sayılarda gönüllümüz var, içlerinden bazıları kadromuza eğitmen olarak katıldılar. OMM’un aynı zamanda bu alana gönül veren gençler için bir şeyler öğrenebilecekleri bir platform olmasından da memnunuz. Her ay sanatçılarla, kentin üniversite öğrencilerini bir araya getiren buluşmalar ve seminerler, sanatçılarla birlikte üretme olanakları sunan yetişkin ve çocuk atölyeleri, sergilerle izleyicisi arasında kalıcı bağlar kurulmasını hedeflediğimiz hafta sonu atölyeleri ve her yaş grubuna uygun rotalarda, katılımcıların yaşlarına uygun metinler içeren rehberli sergi turları sunuyor.”

Yeniden ziyarete açılan müzede alınan tedbirler

Ekiplerinin ve ziyaretçilerinin güvenliğinin her şeyden önce geldiğinin altını çizen Casaretti, kontrollü normalleşme süreci ile birlikte yeniden ziyarete açılan OMM’da alınan tedbirleri ise şöyle sıralıyor:

“Müzeyi aynı anda ziyaret edebilecek kişi sayısını normal kapasitenin bir hayli altına düşürdük. Sergi rotasını tek yönlü olarak belirledik. Havalandırma sistemlerimizde %100 taze hava kullanıyoruz. Herkesin sağlığı için ekibimizin ve ziyaretçilerimizin maske takmaları elbette zorunlu. Müze meydanında ve içerisinde sosyal mesafenin korunmasına yardımcı olmak amacıyla uyarı ve işaretler konumlandırdık. Tüm ziyaretçilerin tedbirler dahilinde güzel bir tecrübe yaşamasını ümit ediyoruz.”

OMM kuşkusuz “hayatta güzel şeyler de oluyor” dedirten mükemmel örneklerden biri. Metropollerde görmeye alıştığımız bir çağdaş sanat müzesini, Anadolu’nun kalbinde kurarak, bölgeyi yepyeni türde bir çekim merkezi haline getirmeyi başaran OMM; bir yandan da bu özelliğiyle okullarda bir başarı örneği olarak okutulmayı hak edecek özel bir proje özelliğine de sahip. Ve diğer bir yandan da Türkiye’deki diğer yörelere bir ilham kaynağı olan bir örnek. “Bu anlamda başka şehirlerden size ortak çalışmalar yapmak için başvuranlar oldu mu?” diye soruyorum son olarak Casaretto’ya. “Evet,” diyor “Görüştüğümüz kurumlar oldu, ayrıca uluslararası farklı müzelerden ve kültür kurumlarından gelen teklifler de var ve önümüzdeki dönem için devam eden görüşmelerimiz söz konusu. Hepsi mutluluk veren diyaloglar.”

Ve işte bu mutluluk verici gelişmelere son halka olarak da ödül adaylığı ekleniyor. 15 farklı kategoride ödül dağıtacak olan “2020 Museums + Heritage Awards”, KOVID-19 sebebiyle bu sene ödül sahiplerini 22 Eylül 2020 tarihinde çevrimiçi gerçekleştireceği resepsiyonda açıklayacak. Ve umarız Eskişehir’deki bu çağdaş sanat masalının kahramanı OMM, öyküsüne bu başarıyı da ekleyecek.

Raftakiler 4 Eylül 2020

Sahtekâr Javier Cercas Çeviren: Gökhan Aksay Everest Yayınları Roman 440 Sayfa “Sınırın Yasaları”, “Saplantı” ve “Kiracı” romanlarıyla tanıdığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas; Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kampında kaldığını, ...

Henüz 29 yaşında dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazandı!

Her yıl, Dünya edebiyatının İngilizceye çevrilen en iyi eserlerine verilen Uluslararası Booker Ödülü’nün 2020 yılı kazananı geçtiğimiz günlerde belli oldu. Marieke Lucas Rijneveld, ilk romanı “The Discomfort of Evening” ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan en genç yazar ...

Bu hafta kaçırmayın 4 Eylül 2020

4 EYLÜL CUMA 13.00 SERGİ Alexis Gritchenko: İstanbul Yılları Meşher, tekrar kapılarını açan bu sergisinde 1919-1921 yılları arasında Moskova’dan kaçıp İstanbul’a sığınan usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Alexis Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Gritchenko’nun kariyerinde ...