Her an sizin de başınıza gelebilir:

Artık Bir Davan Var

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu tarafından iki yıl önce İKSV İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali’nde prömiyerini yapan “Artık Bir Davan Var”, tiyatrolar.tv adresinden online olarak izlenebiliyor. Oyunun yazar ve yönetmen kadrosunda Cüneyt Yalaz ve İlker Yasin Keskin bulunuyor.

NİHAN BORA SAPMAZ

Hayat hızla normale döner, tiyatro toplulukları da yavaş yavaş açık havadaki oyunlarına hazırlanırken geçen hafta bilgisayar başında etkileyici bir oyun daha izledim: “Artık Bir Davan Var”.

Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu, her ne yapsa ‘kılçıksız’ diyebileceğim oyunlar konusunda sanırım Türkiye’nin en başarılı ekiplerinden biri. İki yıl önce İKSV İstanbul Uluslararası Tiyatro Festivali’nde prömiyerini yapan “Artık Bir Davan Var”, tiyatrolar.tv adresinden online olarak izlenebiliyor. Oyunun yazar ve yönetmen kadrosunda Cüneyt Yalaz ve İlker Yasin Keskin bulunuyor. Oyuncular arasında da yer alan bu iki isme; Duygu Dalyanoğlu, Banu Açıkdeniz ve Özgür Eren eşlik ediyor.

Bir halkla ilişkiler ajansında çalışan beyaz yakalı ‘Bay K.’

Bir halkla ilişkiler ajansında çalışan beyaz yakalı Bay K., kendi kendine o günkü sunumuna hazırlanıyor, etkileyici bir hikâye bulmaya çalışıyordur. Aniden kapı çalar ve iki polis, tutuklu olduğunu, savcının kendisini çağırdığını söyler ve ekler: “Artık bir davan var”. Ne olduğunu anlayamadan ayak bileğine elektronik kelepçe takılır ve Bay K. o halde işe gitmek zorunda kalır. Ekibiyle birlikte önemli bir toplantı yapmaları gerekiyordur ve asansörde bir araya gelirler. Direktör, müfettişlerin geleceğini söyler ve ekibe uyarıda bulunur: “Sosyal medya hesaplarınızı kapatın. Sen eteğinin boyunu uzat. Şirketin girişindeki posteri kaldırsınlar. Kısacası beladan uzak durun.”

Bay K., tam olarak neyle suçlandığını öğrenmek için savcıya gitmeye niyetlidir ama şirkettekiler bileğindeki elektronik kelepçeyi fark eder. Müşteri sunumu olduğu için önemli bir gündür ama daha da önemlisi o gün Bay K.’nın doğum günüdür ve tüm bu aksiliklerin bir doğum günü şakası olduğunu bile düşünür. Kendi kendine, bir hata işleyip işlemediği aklına takılır ve iç sesi şöyle der: “Hep tedbirli davrandım. 10 defa düşündüm, bir defa konuştum. Gazete alırsam kıvırırım, zaten kıvıracak gazete de kalmadı. Otobüste sesli konuşmam. Taksiciyle gereksiz muhabbete girmem. Yazdıysam da sildim. İmzamı da çekerim…”

Kafasındaki tüm sorulara cevap bulabilmek için Adalet Sarayı’na gider. Emekli dayısının tanıdığı bir avukat da, yüzlerce davası olmasına rağmen ona yardımcı olacaktır. Aynı gün açılışı yapılacak olan Adalet Sarayı’na ise gerçek bir kaos hakimdir. Tam savcıyla dosyasını konuşacakken savcı görevden alınır, yerine hızla yenisi gelir. Dosyasının boş olduğunu, suçlanacak bir şeyinin olmadığını söyler Bay K. ama savcı, “Ondan kolay ne var” diyerek dosyasını hemen doldurur. Bay K.’ya göre suç olmayan ama aslında büyük bir suç gibi de görünen o ‘şey’i öğrendiğinde yıkılır.

Bay K.’nın ikiz kardeşi Melek ise her başı sıkıştığında yanında beliriverir. Onu hakkını savunmaya ve daha dik durmaya yöneltmeye çalışsa da, çabaları boşunadır. Bay K., bir an evvel bu davadan kurtulmak ister ama mahkeme ona iki seçenek sunar: Cari beraat, yani sahte beraat ile aynı suçtan yeniden yargılanabilir. Muallak mahkeme ise hiç bitmeyen, sürüncemede bırakılan bir davanın habercisidir.

Franz Kafka’ya bir selam

Ana karakterin, ismini Franz Kafka’nın Dava’sındaki Bay K.’dan aldığı oyunda, sadece bahsi geçen ülkedeki hukuk düzenine değil, kişilerin hal ve tavırlarına da büyük bir eleştiri getiriliyor. Yer yer oldukça tanıdık gelen diyalogların yaşandığı oyundaki göndermelerde birçoğumuzun üstüne alınması gereken çarpıcı detaylar da gizli…

Kurgu ve sahneleme konusunda kolektif çalışan bu beş kişilik ekibin uyumu tüm oyun boyunca da hissediliyor. Yine BGST’nin geçen haftalarda yazdığım “Her Güne Bir Vaka” metinlerinin yazarı Sevilay Saral, bu kez kurgu ve sahneleme haricinde bir de metin danışmanlığı görevini üstleniyor. Oyunda birbirinden farklı rollerde karşımıza çıkan ve uzun zamandır beğenerek takip ettiğim Duygu Dalyanoğlu, özellikle hakim rolüyle çok başarılı bir performans sergiliyor. İlk kez izleme şansına eriştiğim Özgür Eren, İlker Yasin Keskin ve Banu Açıkdeniz de, oyundaki farklı karakterleri öyle iyi yansıtıyorlar ki, bundan sonraki tüm oyunlarını merakla takibe almaya karar veriyorum. Ve tabii Cüneyt Yalaz ve İlker Yasin Keskin’in hızla üzerlerine giyindikleri polis, savcı, avukat, şirket müdürü rolleri oyunu her an dinamik tutuyor. Kara mizah türündeki oyunun sahnedeki görünümü ise oldukça yalın ama bir o kadar da etkili. Bu konuda da oyunun müzikal evrenini kuran Tolga Zafer Özdemir, dekor ve kostüm tasarımını üstlenen Naz Erayda’nın ismini anmadan geçmeyelim.

Birçoğumuz hız ve yoğunlukla debeleniyoruz. “Artık Bir Davan Var”, bize yaşadığımız dönemin içinden düzene ve kendimize bakmamıza olanak sağlayan sarsıcı bir oyun. Komedi unsuru çok fazla, hatta çok kez kahkaha atıyorsunuz ama sonra dönüp neye güldüğünüze bir baktığınızda sinirleriniz epey bozuluyor, benden söylemesi.

Raftakiler 4 Eylül 2020

Sahtekâr Javier Cercas Çeviren: Gökhan Aksay Everest Yayınları Roman 440 Sayfa “Sınırın Yasaları”, “Saplantı” ve “Kiracı” romanlarıyla tanıdığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas; Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kampında kaldığını, ...

Henüz 29 yaşında dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazandı!

Her yıl, Dünya edebiyatının İngilizceye çevrilen en iyi eserlerine verilen Uluslararası Booker Ödülü’nün 2020 yılı kazananı geçtiğimiz günlerde belli oldu. Marieke Lucas Rijneveld, ilk romanı “The Discomfort of Evening” ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan en genç yazar ...

Bu hafta kaçırmayın 4 Eylül 2020

4 EYLÜL CUMA 13.00 SERGİ Alexis Gritchenko: İstanbul Yılları Meşher, tekrar kapılarını açan bu sergisinde 1919-1921 yılları arasında Moskova’dan kaçıp İstanbul’a sığınan usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Alexis Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Gritchenko’nun kariyerinde ...