Barcelona’da bitkilere yapılan açılış konserinden Kavala ve salyangozları için operaya…

Barcelona’daki Gran Teatre del Liceu Operası, İspanya’da koronavirüs nedeniyle uygulanan üç aylık olağanüstü hal sonrası ilk konserini alışılmışın dışındaki katılımcılara verdi. Ünlü opera binasının kırmızı kadife koltuklarını, bu kez insanlar değil 2292 bitki doldurdu.

MERAL TAMER & KLASİK MÜZİK

Merkezi Paris’te bulunan Uluslararası Enerji Ajansı’nın Başkanı Dr. Fatih Birol, Sabancı Üniversitesi’nin geçen hafta düzenlediği bir toplantıda küresel karbon salımıyla ilgili çok çarpıcı rakamlar verdi. COVID-19 nedeniyle pek çok ülkede gıda hariç tüm faaliyetler neredeyse durunca, dünya karbon salımı da 2010 yılı seviyesine inmiş. Üç buçuk ay gibi kısacık bir sürede 10 yıllık gerileme. Müthiş!

Demek ki uluslararası iş dünyası, iklim değişikliğini ciddiye alıp ellerini taşın altına koysa, küresel ısınmadan geri dönüş hala mümkün. Bu arada karantina döneminin yaratıcılıklarına da her gün bir yenisi ekleniyor.

Yeni sezonun ilk konseri bitkilere…

Barcelona’daki Gran Teatre del Liceu Operası, İspanya’da koronavirüs nedeniyle uygulanan üç aylık olağanüstü hal sonrası ilk konserini alışılmışın dışındaki katılımcılara verdi. Ünlü opera binasının kırmızı kadife koltuklarını, bu kez insanlar değil 2292 bitki doldurdu. Salonda “telefonlarınızı sessize alın” ya da “konser başlıyor” gibi uyarı anonsları da dahil tüm ritüeller eksiksiz yapıldı. Sahneye çıkan müzisyenler, salonu dolduran bitkilere selam verirken gözyaşlarımı tutamadım. Çok anlamlı, dokunaklı bir etkinlikti. İzlemek için tıklayın: https://youtu.be/rgvadprJFRc

UceLi yaylı çalgılar dörtlüsünün, Giacomo Puccini’nin Crisantemi adlı eserini seslendirdiği konser, doğaya dönüşün ve insanın doğayla ilişkisinin temsiliydi. Altı dakikalık konserin dinleyicileri olan bitkiler, “Gran Teatre del Liceu’nun 2020-2021 sezonuna başlangıç konseri” yazılı sertifikalarıyla birlikte sağlık çalışanlarına armağan edildi. Operanın internet sitesi üzerinden canlı olarak yayınlanan konseri müzikseverler evlerinde kendi bitkileriyle birlikte izlediler ve o dakikaları sosyal medya hesaplarından paylaştılar.

“Neden bitkilere konser?” sorusunu, etkinliği tasarlayan kavramsal sanatçı Eugino Ampudia şöyle yanıtlıyor: “Salgın nedeniyle insanlar geri plana çekilince doğa, onun elinden aldığımız alanlara ilerledi. Haydi gelin; empatimizi artırmaya, sanat ve müzikle başlayalım. Biz bu bağlamda doğayı harika bir konser salonuna davet ettik.”

Bir tecrit operası: Osman Bey ve Salyangozları

Çinli piyano virtüözü Lang Lang, bir yıldız gibi parladığı 2014’te, özel bir konser için İstanbul’a geldiğinde, konserin sonlarına doğru sahneye 11 yaşındaki Kaan Baysal çıktı ve Lang Lang’la birlikte Chopin çalmaya başladılar.

İngiltere’nin önemli gösteri sanatları topluluklarından Opera Circus, 2 yıl 8 aydır hapiste tutulan Osman Kavala için bir mini-opera hazırladı. Atonal müzikleriyle tanınan Nigel Osborne’un bestelediği “Osman Bey and The Snails” adlı ingilizce opera, Kavala’nın hapishanede salatasından çıkan 2 salyangozla kurduğu ilişkiden yola çıkıyor.

Korona günlerinde İngiliz Ulusal Sağlık Örgütü NHS’de tam gün gönüllü olarak çalışan Osborne, operayı 2 gecede bestelemiş. Opera Circus’un direktörü olan arkadaşı Tina Ellen Lee yapımcılığını üstlenmiş. Karantina koşulları nedeniyle farklı ülkelerdeki müzisyenler, eseri evlerinde akıllı telefonlarıyla kaydetmişler. Herkesin gönüllü olarak çalıştığı 11 dakikalık operanın çekimi için toplam 550 saat mesai harcanmış. Ve operanın prömiyeri, 21 haziranda Vimeo ile YouTube’da gerçekleşmiş.

Osborne, Kavala ile 2014’te Salzburg’da “sanat yoluyla barışı inşa etme” seminerinde tanışmış ve ondan çok etkilenmiş. Kavala’nın 18 Şubat’ta birkaç saatlik tahliyesiyle ilgili bir yazıyı okurken salyangozlardan haberdar olup ilham alan Osborne, “Kavala’ya kültürler arası kurduğu köprüler için teşekkür etmek istedik” diyor.

Türk, Ermeni, Rum, Kürt ezgilerinden…

Osborne operayı bestelerken Anadolu ve Balkan müzik geleneklerinden; Türk, Ermeni, Rum ve Kürt ezgilerinden yararlanmış. 4 ülkeden sanatçıların seslendirdiği opera şu sözlerle açılıyor:

“Benim adım Osman, buradayım, sebep yok.

Hücrede yalnızım, çok mevsimdir çok.

Gündüzlerim gece, zaman geçmiyor.

Düşümde ufuklar, gidecek yer yok.”

İzlemek için tıklayın: https://youtu.be/2-RRyHJQTXA

Kavala operayı izleyememiş tabii, eşi aracılığıyla eserin içeriğini öğrenmiş ve onay vermiş. Hatta “Salyangozun kısımlarını çok gerçekçi buldum, ancak aynı şeyi hapishane koşulları için söyleyemem. Gardiyanlar eserde bahsedildiğinden daha kibarlar” demiş. Tam Osman Kavala!

Lang Lang’a piyanoda eşlik eden küçük Türk

Geçen haftaki yazımı, Decca Classics’in 90 yıllık tarihinde ilk kez 12 yaşındaki bir çocukla sözleşme imzalamasından yola çıkarak, klasik müziğin çoğu Asya kökenli minik virtüöz adaylarına ayırmıştım. Uluslararası yarışmalarda son yıllardaki katılımcıların çoğunun çekik gözlü olmasında, 10-12 yıl önce bir reklam yıldızı gibi parlayan Çinli piyano virtüözü Lang Lang’ın etkisi tabii ki büyük. O yazıda yerim kalmadığı için değinemediğim minik bir Türk vardı.

Lang Lang 2014’te Allianz Türkiye’nin davetiyle özel bir konser için İstanbul’a gelmişti. O dönem klasik müzik dünyasının en gözde isimlerinden olan sanatçıdan, Chopin’in baladlarını dinledik. Zorlu PSM’de konserde bizi hoş bir sürpriz de bekliyordu. Konserin sonlarına doğru sahneye küçük bir çocuk çıktı ve Lang Lang’la birlikte Chopin çalmaya başladılar.

Merakımız konser sonunda giderildi. Meğer 11 yaşındaki Kaan Baysal, İstanbul Kültür Sanat Vakfı İKSV’nin birkaç ay önce seçtiği genç yeteneklerdenmiş. Kaan bu konserden bir ay sonra, Lang Lang Uluslararası Müzik Vakfı’nın Barcelona’daki Gençler Müzik Kampı’na katıldı ve dünyanın dört bir yanından gelen 10 yetenekli konservatuar öğrencisiyle birlikte bir hafta müzik eğitimi aldı.

Kaan Baysal şimdi 17 yaşında. Müzik eğitimine devam ediyor. Uluslararası yarışmalara katılıyor. 2017 Cezar Frank piyano yarışmasında birinci oldu. Onu dört ay önce Arter Çağdaş Sanat Müzesi’ndeki “Mina’nın Çocukları” buluşmasında dinledim. Yine Chopin çaldı; çok da güzel çaldı. Sanırım koronavirüs nedeniyle evlerimize kapanmadan önce izlediğim son konserdi. Şimdi 17 yaşında yakışıklı bir delikanlı ve sahneye çok yakışıyor. Yolu açık olsun.

Raftakiler 4 Eylül 2020

Sahtekâr Javier Cercas Çeviren: Gökhan Aksay Everest Yayınları Roman 440 Sayfa “Sınırın Yasaları”, “Saplantı” ve “Kiracı” romanlarıyla tanıdığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas; Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kampında kaldığını, ...

Henüz 29 yaşında dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazandı!

Her yıl, Dünya edebiyatının İngilizceye çevrilen en iyi eserlerine verilen Uluslararası Booker Ödülü’nün 2020 yılı kazananı geçtiğimiz günlerde belli oldu. Marieke Lucas Rijneveld, ilk romanı “The Discomfort of Evening” ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan en genç yazar ...

Bu hafta kaçırmayın 4 Eylül 2020

4 EYLÜL CUMA 13.00 SERGİ Alexis Gritchenko: İstanbul Yılları Meşher, tekrar kapılarını açan bu sergisinde 1919-1921 yılları arasında Moskova’dan kaçıp İstanbul’a sığınan usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Alexis Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Gritchenko’nun kariyerinde ...