Salzburg’da olay yaratan “Yahudi eşcinsel”

BBC Proms’un Boris Johnson kabusu

Londra’daki BBC Proms Yaz Festivali her yıl İngiliz milliyetçiliğinin sembol şarkıları Rule Britannia ve Land of Hope and Glory ile yapılır. Ancak bu yıl kapanışı yönetecek ve ‘Black Lives Matter’ hareketinin de ateşli destekçilerinden Finlandiyalı maestra Dalia Stasevska, buram buram milliyetçilik kokan bu 2 şarkının/marşın sadece enstrümantal olarak çalınmasını önermiş. Fakat İngiliz milliyetçileri buna şiddetle karşı çıkınca, Başbakan Boris Johnson’dan da onlara destek gelmiş.

MERAL TAMER & KLASİK MÜZİK

Koronalı yaz aylarını geride bırakıyoruz. Tahminimin aksine pek zor geçmedi; denize de girdik, bol bol güneşlenip gerekli D vitaminini de aldık. Uçağa hiç binmedik ve daha epey bir süre binmeyi de düşünmüyoruz. Kızım sağolsun, bütün seyahatlerimizde bizi arabayla götürüp-getirdi. 10 saat sürecek Kemer yolculuğu gözümüzde büyümüştü; ancak su gibi aktı-gitti. Belki 30 yıldır güney sahillerimize otomobille inmemiştik. Uçağa binemeyince biz görmeyeli dört dörtlük olmuş karayollarımızda seyahatin tadını çıkardık; zaman zaman herhangi bir Avrupa ülkesindeymişiz duygusuna kapıldık.

6 ay sonra açık havada ilk konserimize gittik; gelecek hafta ikincisine gitmeye de niyetleniyorduk ki Financial Times’da İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın ürkütücü açıklamalarını görünce havlu attık. İkisi de önlerindeki yerel istatistiklerde sadece İstanbul ya da Ankara’daki vaka ve ölü sayısının, Sağlık Bakanı’nın tüm Türkiye için verdiği rakamlara yaklaştığını belirtiyorlardı. Açıklanan rakamların gerçeği yansıtmadığını sağır sultan bile duymuştu zaten. Ve biz yeniden tamamen evlerimize kapandık.

Buram buram milliyetçilik kokan marşlar

Bu arada Salzburg Yaz Festivali, çok sınırlı bir programla da olsa 115 etkinlik ve 76 bin 500 kanlı-canlı, tuvaletli-smokinli izleyicisiyle 30 Ağustos akşamı kazasızbelasız sona erdi ve tüm dünyada korona nedeniyle iptal edilen ya da dijital ortama taşınan festivallerin yönetimlerini bayağı kıskandırdı. (Korona olmasaydı 240 bin bilet satılmış olacaktı.)

Londra’daki 8 haftalık BBC Proms Yaz Festivali de sona yaklaşıyor, ancak 12 Eylül’deki kapanış gecesiyle ilgili kıyamet kopuyor. Festivalin kapanışı her yıl İngiliz milliyetçiliğinin sembol şarkıları (marşları da diyebiliriz) Rule Britannia ve Land of Hope and Glory ile yapılır. Royal Albert Hall’un (RAH) 6 bin kişilik salonunu dolduran İngilizler, konserin sonunda çalınan bu parçalara, beraberlerinde getirdikleri İngiliz bayraklarını sallayarak, orkestraya ve solistlere eşlik ederler.

BBC Proms, 125 yıllık tarihinde ilk kez bu yıl kapanışı bir kadınla yapacak; konseri, BBC Senfoni Orkestrası baş konuk şefi 35 yaşındaki Finlandiyalı maestra Dalia Stasevska yönetecek. Kapanış konseri yine RAH’de ama ilk kez boş koltuklara… Konser radyo ve TV’den naklen yayınlanacak ve İngilizler de evlerinden izleyecek.

Boris Johnson’un BBC Proms’a müdahalesi

Bu yılki Salzburg Festivali’nde en çok neyi görmek isterdin diye soracak olursanız, cevabım tereddütsüz Jacques Offenbach’ın Orfe Cehennemde opereti derim.

Hal böyle olunca şef Stasevska, buram buram milliyetçilik kokan bu 2 şarkının/marşın sadece enstrümantal olarak çalınmasını önermiş; çünkü salonda zaten bayrak sallayıp hep bir ağızdan söyleyecek seyirci yok. İlaveten bu öneri tabii ki Amerika’da yaz başında siyahi George Floyd’un beyaz polis tarafından boğularak vahşice öldürülmesiyle tüm dünyada çığ gibi büyüyen tepkilerin de bir tezahürü.

Biliyorsunuz ırkçılığa karşı protestolar, ABD sınırlarını aşıp Avrupa’ya yayılmış, başta Fransa ve İngiltere olmak üzere 7-8 Avrupa ülkesindeki protesto gösterileri, sömürge valilerinin heykellerinin yerle bir edilmesine kadar varmıştı. Maestra Stasevska da bu protestoları düzenleyen “Black Lives Matter” (Siyah Hayatlar Önemlidir) hareketinin ateşli bir destekçisi. Ve onun önerisi, BBC Proms yönetimi tarafından da benimsenince bir anda ırkçı damarlar kabardı ve tansiyon yükseldi.

“Irklar arası eşitlik de nereden çıkmış, İngiliz milliyetçiliğine kim dil uzatabilirmiş” naraları atılırken, Başbakan Boris Johnson ırkçılara arka çıkarak tartışmaya son noktayı koydu: “Şanlı tarihimiz, geleneklerimiz ve kültürümüz üzerinden utanç dalkavukluğu yapmaktan, kendinizi suçlamaktan ve ağlaklıktan vazgeçin. Rule Britannia ile Land of Hope and Glory, Proms’un son gecesinde sadece enstrümantal olarak değil, tabii ki sesli olarak da icra edilecek.”

Haydi bakalım ayıkla pirincin taşını… Proms’un yönetmeni orta yolu bulmak için “bu yıl sadece enstrümantal olacak, ama gelecek yıl RAH’da tekrar şarkılar söylenecek” diyor. Bakalım Johnson’un bir sonraki hamlesi ne olacak? Merak edenler için 1740’ta bestelenmiş Rule Britannia’nın ingilizce sözleri: https://en.wikipedia.org/ wiki/Rule,_Britannia!#Original_ lyrics. Bu arada 28 Ağustos’tan bu yana RAH’dan canlı yayın var. Dünyaca ünlü virtüözler ve orkestra şefleri, her akşam seyircisiz konserler veriyorlar. Kayıt yaptıran İngilizler de evlerindeki TV ya da radyodan, naklen yayınlanan bu konserleri izliyorlar.

Hayranlıkla, şaşkınlıkla izlediğim operet

Salzburg Festivali’ne geri dönersek… Pandemi ortamında böyle bir festivalin kanlı-canlı yapılabilmesi yöneticisiyle, sanatçısıyla ve orkestra elemanıyla Amerika’dan Avustralya’ya kadar tüm klasik müzik camiası için büyük moral oldu. Salgın koşullarında şartlar zorlanarak da olsa ortaya öyle ya da böyle bir festivalin çıkmış olması, kendi konserleri iptal edilenler için bile tünelin ucundaki ışıktı.

Bu yılki Salzburg Festivali’nde en çok neyi görmek isterdin diye soracak olursanız, cevabım tereddütsüz Jacques Offenbach’ın Orfe Cehennemde opereti derim. Bu opereti geçen yıl Salzburg’da şaşkınlıkla ve hayranlıkla izlemiştim. Bu yıl ise Siemens’in Kapitel Meydanı’ndaki büyük ekran televizyonundan 19 Ağustos’ta yayınlanmış. Yani canlı bile değil, ama o kadar beğenmiştim ki favorim o. Siemens Festival Geceleri, konser salonlarına gidemeyeler için festival boyunca her akşam açık havada, bedava seyredilebilen etkinlikler. Kimi bu yılki festivalden, kimi geçmiş yılların gözdelerinden; yerinizi önceden ayırtıp gidiyorsunuz.

Barrie Kosky’yi mutlaka takibinize alın

Offenbach, Fransız besteci olarak tanıtılsa da aslında Alman yahudisi. Geçen yıl 200. doğum yıldönümü nedeniyle Salzburg’da izlediğimiz Orfe Cehennemde operetini sahneye koyan Barrie Kosky ise kendisini “eşcinsel, yahudi bir kanguru” olarak tanıtıyor. “Kanguruluk” Avustralyalı olmasından geliyor. Kosky operaları masaya yatırıp orijinalinden tamamen kopartıyor ve ortaya acayip güncel, politik, bugünkü dünya düzenine iğneyi çok yönlü batıran bir prodüksiyon çıkıyor. 8 yıldır Berlin Komik Opera’nın Direktörü’ydü; ancak artık kapışılıyor ve kendi hesabına çalışıyor.

Raftakiler 4 Eylül 2020

Sahtekâr Javier Cercas Çeviren: Gökhan Aksay Everest Yayınları Roman 440 Sayfa “Sınırın Yasaları”, “Saplantı” ve “Kiracı” romanlarıyla tanıdığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas; Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kampında kaldığını, ...

Henüz 29 yaşında dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazandı!

Her yıl, Dünya edebiyatının İngilizceye çevrilen en iyi eserlerine verilen Uluslararası Booker Ödülü’nün 2020 yılı kazananı geçtiğimiz günlerde belli oldu. Marieke Lucas Rijneveld, ilk romanı “The Discomfort of Evening” ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan en genç yazar ...

Bu hafta kaçırmayın 4 Eylül 2020

4 EYLÜL CUMA 13.00 SERGİ Alexis Gritchenko: İstanbul Yılları Meşher, tekrar kapılarını açan bu sergisinde 1919-1921 yılları arasında Moskova’dan kaçıp İstanbul’a sığınan usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Alexis Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Gritchenko’nun kariyerinde ...