Bedük’le ‘intergalaktik’ bir dans

Bedük, kariyerinin 10. stüdyo albümü “Intergalactic” ile müzikseveri türden türe atlayan elektronik ve süpersonik bir yolculuğa çıkarıyor.

DOĞU YÜCEL

Evlerde kapana kısıldığımız karantina günlerinde de yeni normale geçtiğimiz yaz mevsiminde de en çok konserleri özledik. Bir Bedük konseri olsa da dans etsek, Bedük’ün ‘Automatik’ klibinde olduğu gibi bir düğünde kendimizden geçsek fena mı olur? Şimdilik gerçekten “fena!” olur gibi, ama pekâlâ Bedük’ün yeni albümünü dinleyebilir, salonları dans pistine çevirebiliriz.

Haziran ortasında dinleyiciyle buluşan albümün ismi ilginç: “Intergalactic”. Hemen aklıma Beastie Boys’un meşhur parçası gelmişti. Bir gönderme mi var diye sorarak başlıyorum Bedük’le röportajıma. “Beastie Boys’u hem canlı dinlemiş olmamın hem de yaptıkları müziği çok sevmemin dışında isim benzerliğinden başka bir benzerliği yok albümün,” diyor Bedük. Peki öyleyse neden “Intergalactic”?

“Intergalactic; kelime anlamı olarak galaksiler arası demek. Ben bu albümü anlatırken ‘sanki 10 farklı sanatçının 10 farklı en iyi şarkısından oluşuyormuş gibi duran bir albüm’ olarak tanımlıyorum. Yani şarkılara baktığında aslında birbirinden çok uzakta duruyorlar ama bir şekilde aynı evrende buluşuyorlar,” diyor Bedük ve bu evrene “Bedük Evreni” adını taktığını anlatıyor.

Bolca kültür şoku içerir

“Bedük Evreni”nin bu son halkası, albümün en Batılı, en Chemical Brothers parçası olan ‘Push the Button’ ile açılıyor. Derken ikinci parça ‘Altı Üstü’ ile resmen “alt üst” oluyorsunuz çünkü bugüne kadar
Bedük’ten bu kadar Doğulu bir parça dinlememiştik. Resmen Aşık Veysel’in elektronikle buluşması gibi bir şarkı. Albümü dinlerken Spotify’ın başka bir sanatçıya geçtiğini sanmıştım hatta. Bunu duyunca gülüyor ve “İşte galaksiler arası yolculuk derken bunu kastediyordum” diyor. “Albümün devamında da benzer şoklarla karşılaşıyor dinleyici.”

Bedük dinleyiciye kültür şoku yaşatmaya yeminli gibi. Hemen sonrasında albümün öne çıkan parçalarından biri olan ‘Ankara’nın Delisi’nden de bu anlaşılıyor. Yine bambaşka bir kafa. “Bu tarz indie rock dünyasına göz kırpan parçalar yazmayı seviyorum. Daha önceki albümlerimde de Franz Ferdinand ve The Subways coverlarımda da o dünyayı ne kadar sevdiğim anlaşılıyordur. Her şarkının sözüyle net bir şey anlatma zorunluluğuna inanmıyorum. Müzik, ritim, melodi, sound ve söz bana göre bir bütün ve duygular bu bütünden ortaya çıkıyor. E doğma büyüme Ankaralıyım, çok severim, yaptığım işten de anlaşılacağı gibi serde hafif bir delilik de var,” diyor. En büyük dileği de konserlerde, festivallerde hep beraber herkesin “Ankara” diye bağırıp eğlenmesi ve delirmesi olurmuş.

Ekimde konserlere hazırlanın

Peki hakikaten bu delirmeler, kopmalar ne zaman başlayacak? Ne zaman coşkuyu verecek güneş gözlüklü dans ikonu? “Eğer ikinci dalga gelmez ise ekimde konserler başlar diye umuyorum,” diyor Bedük. Bu süreçte yetkililere bir mesajı var mı diye merak ediyorum.

“Yetkililere tek önerim sanatçılara ve canlı müzik çalışanlarına açılması gereken fonlar ile ilgili olur. Bunu Müyap mı, Mesam mı, MSG mi halletmeli, kim yapmalı bilemiyorum tabii, ama ‘sanatçı’ sadece ön planda görünen şarkıcı değil, ondan sonra gelen enstrümanistinden roadie’sine, ses mühendisinden mekanına, sahne amirine, organizatöründen menajerine, aranjörüne, kayıt mühendisine kadar on binlerce insanı kapsıyor. Canlı müzik durduğu anda bu kadar insan büyük zorluklar yaşıyor. Neredeyse bütün ülkelerde olduğu gibi bütün sektör çalışanlarına temel bir gelir fonu aktarılması zorunludur,” diyor üç yıldır Londra’da yaşayan şarkıcı. Kulak vermek gerek.

En sevdiğim tepki “Baba ne yaptın sen?!” denmesi

Bedük’ün kariyerinin 10. stüdyo albümü bu. Müzik dünyası o başladığından beri çok değişti. Artık CD satış rakamları bir şey ifade etmiyor ve streaming bilgileri paylaşılmıyor ya, bir müzisyen başarılı olduğunu nasıl hissediyor, dinleyicinin verdiği hangi reaksiyonlar müzisyeni iyi hissettiriyor diye merak ediyorum. “En sevdiğim tepki ‘Baba ne yaptın sen?!’ denmesi. Benim için her şeye değer bu. Benim tek çıtam; eğer kendi istediğim müziği hiçbir etki altında kalmadan ölene kadar yapabiliyorsam tamamdır. Onun dışında tabii ki bol bol konserlerde ve festivallerde her zaman olduğu gibi canlı kanlı buluşmak en büyük dileğim şu andaki ortamda.”

“Intergalactic” albümünde enternasyonal bir konuk da var, ‘Press Start’ şarkısında İngiliz rapçi HaicH’i misafir etmiş Bedük. Ona, Türkiye’de elektronik müziğin yükselmesine neden olan yıldız isimlerden biri olarak bu ara Türkiye’den kimleri beğendiğini soruyorum. Nova Norda, Ekin Beril, Tepki, Adamlar, Büyük Ev Ablukada ve Ezhel’in isimlerini sayıyor. Ezhel deyince yeni akım trap tarzı hakkında ne düşündüğünü merak ediyorum. “Dünyada ve Türkiye’de hem sound’u, hem duruşu, hem sözleri açısından çok iyi örnekleri var. Bayağı genelleme yapacağım ama belli bir süredir trap artistlerinin yaptığı her şarkı aynı olmaya başladı. Hani benzer de değil, bayağı aynı. Hatta kliplerindeki, sahnelerindeki el ve vücut hareketlerine kadar… Hatta autotune’dan dolayı oluşan ses rengine kadar… Her artistin kendine özgü olması gerektiğine inanan biri olarak, bende hemen yeni, farklı bir şey yapmaları gerektiği sinyalleri çalıyor. Yoksa uzun vadede böyle bir aynılıkta hiçbirinin ayakta kalma şansı olamaz.”

Bedük’ün “Intergalactic”i bu aynılığa meydan okurcasına her şarkısıyla dinleyiciyi farklı bir müzikal galaksiye ışınlayan bir uzay yolculuğu. Albümün kapağında da uzay gemimizin kaptanı Bedük’ü her zaman olduğu gibi güneş gözlüğüyle görüyoruz. Röportaj biterken nedense Bedük’ün kaç güneş gözlüğü olduğunu merak ediyorum. “100” diyor. Korona yılında 10 yeni şarkı, totalde 10 stüdyo albümü, evde 100 gözlük, “Intergalactic” bir şablon var gibi, ne dersiniz?

Bu hafta kaçırmayın 4 Eylül 2020

4 EYLÜL CUMA 13.00 SERGİ Alexis Gritchenko: İstanbul Yılları Meşher, tekrar kapılarını açan bu sergisinde 1919-1921 yılları arasında Moskova’dan kaçıp İstanbul’a sığınan usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Alexis Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Gritchenko’nun kariyerinde ...

BBC Proms’un Boris Johnson kabusu

Koronalı yaz aylarını geride bırakıyoruz. Tahminimin aksine pek zor geçmedi; denize de girdik, bol bol güneşlenip gerekli D vitaminini de aldık. Uçağa hiç binmedik ve daha epey bir süre binmeyi de düşünmüyoruz. Kızım sağolsun, bütün seyahatlerimizde bizi arabayla götürüp-getirdi. 10 saat ...

Kültür sanat rehberi 4 Eylül 2020

Gösteri ve Sahne Sanatları ÖZEL TİYATROLAR KÜLTÜR VE SANAT MERKEZLERİ Açık Aile Tiyatro Ansambl youtube.com/watch?v=kYrRZSh5Cy8 aHHval Hareket Atölyesi vimeo.com/33778447 Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im  Tiyatro Pera youtube.com/watch?v=bbB6nKM7Pfs Akıl Defteri Tiyatro Mundus ...