Belarus’ta Lukaşenko’nun son haftaları

DMITRI TRENIN

Belarus’ta senaryo da, oyun planı da belliydi: Seçimlerden önce, Cumhurbaşkanı Alexander Lukaşenko herhangi bir ciddi meydan okumayı ortadan kaldıracak ve yalnızca çok fazla sorun yaşamadan yenebileceği kişilere izin verecekti, yoksa seçim hileli olurdu. Seçimlerdeki galibiyeti protestolara yol açacak, Lukaşenko da protestoları kaba kuvvet kullanarak bastıracaktı. Sonra da dışarıdan gelen eleştirileri Belarus’un iç işlerine müdahale olarak başından savacak ve iktidarda kalmaya devam edecekti. Planlanan buydu. Yani 2010 seçimi tablosunun tekrarlanması.

Fakat tahminlerin aksine, birçok unsur büyük ölçüde ve hatta hayati bir şekilde bu senaryoyu değiştirdi.

Bunlardan bir tanesi tuhaf bir operasyon olan Wagner hadisesi. Belarus KGB’si seçimlerden 11 gün önce 33 şüpheli Rus paralı askerini tutukladı ve onları seçimlerde sorun çıkarmak için Minsk’e gelmekle suçladı.

Tutuklamalar Lukaşenko’ya kendisinin anti-Rus retoriğini desteklemesine izin verdi. Şaşkınlık içindeki Kremlin, bunu Belaruslu liderin Batı’dan, egemenlik yanlısı, Rus karşıtı bir biletle tekrardan seçilmesi için rıza kazanma girişimi olarak gördü. Lukaşenko adına Moskova’da kalan azıcık güven de böylelikle tamamen yok oldu.

İkincisi ise, polis tarafından tartaklanmalarına ve çoğu kez vahşice dövülmelerine rağmen gösterilerin birkaç gününden sonra da pes etmeyen protestocuların azmi. Lukaşenko’nun daha önce olduğu gibi protestoları başlangıçta engelleyeceğini umduğu gaddarlık, aksine geniş çapta kızgınlık ve öfkeye yol açtı. Bu da dolayısıyla üçüncü beklenmeyen sonuca sebep oldu. Protestoların, genç Avrupa yönelimli şehirli kalabalığın ötesinde, yaşlıları hatta birkaç gün önce seçimlerde Lukaşenko’ya oy vermiş olanları bile içerecek şekilde yayılması.

Lukaşenko Belarus’u kaybetti

Alexander Lukaşenko tarihe “Modern Belarus’un kurucusu” olarak geçebilecekken bunu ıskaladı, şimdi kaçınılmaz trajik bir sona doğru ilerliyor. Sokak gösterileri bir türlü bastırılamıyor.

Durum süratle gelişiyor ve gelecekte daha çok sürprizler olacak. Yine de birkaç sonuç daha şimdiden tahmin edilebilir. Lukaşenko’nun yönetimi kesinlikle ülkeyi kaybetti. Ancak güce bir süre daha tutunabilir. İtinayla seçilmiş ve Lukaşenko tarafından dönüşümlü olarak yerleri değiştirilen bürokratlardan oluşan yönetici grubunda görünür bir çatlak ortaya çıkmadı. Polis ve güvenlik servisinin sadakati seçim sonrası yaşanan baskılarda yeniden tasdik edildi. Dolayısıyla renk devriminin klasik senaryosu bu sefer Belarus’ta vuku bulamayacak.

Ancak, Cumhurbaşkanı seçimin müdahale olmadan gerçekleşmesine izin vermiş olsaydı, ilk turda bile kazanmış olabilirdi. Şimdi ise halkın desteğini kaybetti. Lukaşenko için sayılmış olan yüzde 80 oya rağmen, sokak protestolarına karşı diğer kesimlerden bir tepki yoktu. Bu, Belarusluların asıl diyeceklerini seçim günü değil ama takip eden günlerde söyleyeceklerini gösteriyor olabilir.

Görünürde Belarus’u tek başına inşa eden otokrat Lukaşenko -bu yılın başlarında- istifa edip halefini yetiştirmeyi seçseydi, tarihe modern Belarus’un babası olarak geçebilirdi. Şimdi ise Lukaşenko kaçınılmaz ve onurlu olmayan bir yolda. Bu haftalar veya daha uzun sürebilir, ama Lukaşenko için hepsi bu kadar; meşruiyeti sonsuza dek gitti. Bu da son gelişmelerin en önemli sonucudur. Bu sonuç, Belarus halkının yanı sıra diğer aktörleri de sahneye getiriyor ve dramanın yeni sahnesi başlıyor.

Rusya için dört seçenek var

Belarus’un Avrupa Birliği ve Rusya arasında bulunduğu merkez eksende yer aldığı stratejik konum, ülkeyi 26 yıldır demir yumrukla yöneten kişinin halefini hem Moskova ve hem de Batı için fazlasıyla önemli kılıyor. Kremlin Lukaşenko’ya bağlanmış değil, ondan usandı. Bununla birlikte, Belarus’un Ukrayna’nın yolunu takip ederek Rusya karşıtı  ve NATO’ya meyilli bir siper haline gelmesine izin veremez. Ancak isyanın kanlı bir katliama dönüşmesine de izin veremez.

Peki ne yapılmalı? Ortada Rusya açısından dört ana seçenek var:

Birincisi, müttefikini dengede tutmak için Belarus’a Rus askeri müdahalesi. Kaçınılmaz feci sonuçları sebebiyle bundan her ne pahasına olursa olsun kaçınılmalıdır.

İkinci seçenek hiçbir şey yapmamak ve Lukaşenko’nun protestolar sonucunda düşmesine izin vermektir. Ondan sonra kim gelirse gelsin ekonomik alan da dahil olmak üzere Belarus’un Rusya ile olan sıkı ilişkilerini dikkate alacak biri olmasını umut etmek ki bu da çok risklidir. Çünkü ayaklanma bir kıyıma dönüşebilir ve bu da Moskova’yı ilk seçeneği uygulamaya zorlayabilir.

Üçüncüsü, Lukaşenko’nun Batı ile parçalara ayrılmış ilişkisinden faydalanmak ve onu sıkı bir şekilde kuşatmaktır ki bu da ters tepki verebilir. Rusya’yı yönetimin suç ortağı haline getirebilir ve Moskova’nın parasını kullanarak Rusya karşıtı nefrete sebep olabilir.

Dördüncü seçenek ise Lukaşenko’nun ötesine bakmak ve Minsk’te yeni bir güç transferinin yolunu bulmak. Bu seçenek, mevcut koşullarda Lukaşenko’yu emekliliğini sürgünde geçirmenin en az kötü yol olduğu yönünde ikna ederek Belarus’un siyasal dönüşümünü kolaylaştırmak anlamına gelmektedir. Bu aynı anda Belarus’taki geniş halk figürleri spektrumunu meşgul etmek ve zamanı geldiğinde seçimlerin yapılabilmesi için yeni saygın bir koruyucu liderliğin ortaya çıkmasına yardım etmek anlamına gelir. Ayrıca bu Belarusluların Rusya ile ikili ilişkiler konusunda ağızlarını aramak anlamına da gelmektedir. Buna iki ülke arasında gelecekteki ekonomi ve güvenlik ilişkilerinin parametreleri de dahildir. Görüşmeler samimi olmalı ve karşılıklı taahhütler tekrar teyit edilmeli ya da düzeltilmelidir.

Belarus’taki kriz bu ülkeyi Rusya için iyi bir komşu ve güvenilir bir ortak olarak yönetmek, uzun süredir devam eden bir “union state” – (Rusya ve Belarus Birlik Devleti) vizyonuna kıyasla kulağa çok mütevazi gelebilir. Fakat yakın bir akrabanın amansız bir düşmana dönüşmesine izin vermektense illüzyonlardan vazgeçip hayat ve para kurtarmak daha iyidir. Hemen yandaki örnek -Ukrayna- bir daha tekrarlanmamalıdır.

Dmitri Trenin, Carnegie Moskova Merkezi adlı düşünce kuruluşunda çalışıyor. Bu yazı 20 Ağustos 2020 tarihinde The Moscow Times gazetesinde yayınlandı ve Elif Beyza Karaalioğlu tarafından Perspektif.Online adlı web sitesi için Türkçe’ye çevrildi. Biz de oradan alıp yayınlıyoruz.

Putin muhalifi Navalni’yi kim, neden zehirledi?

Tuhaf bir milletiz doğrusu. Amerikan iç politikasını, hatta zaman zaman Büyük Britanya’nın iç politikasını bile izler bizim gazetelerimiz, TV’lerimiz, web sitelerimiz ama en yakınımızda neler olup bittiğiyle pek ilgilenmeyiz. Yunanistan’dan çeşitli Arap ülkelerine, Ukrayna’dan Gürcistan’a böyle ...

Bir fenomen evlenecek olsa, düğünü bedavaya mı gelir?

Çoğu düğünde tüm gözler tipik olarak gelin ve damat üzerindedir. Ancak evlenenler sosyal medya influencer’ları ise üzerlerindeki göz sayısı yüzbinleri bulabilir. 28 yaşındaki Caila Quinn, New York’ta yaşıyor. 2016’da yayınlanan “The Bachelor”ın 20’nci sezonunda dikkatleri ...

Denizdeki Çernobil

Dünyanın en yoğun balıkçılık bölgelerinden biri olan Kuzey Buz Denizi’nin dibinde Sovyet döneminden kalma çok sayıda radyoaktif denizaltı yatıyor. Rusya, yıllar sonra onları çıkarmaya hazırlanıyor. Rusya’da bir adet vardır; yaşayan birine her zaman tek sayıda çiçek verirler, bir mezara ya da ...