Bir ‘Yeşil Kemalizm’ tartışmamız eksikti, o da oldu

ÖMER CAN

Ahmet Davutoğlu’nun Ak Parti’yi ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Kemalist” olmakla suçlamasına ramak kalmış durumda.

Gelecek Partisi lideri haftalardır Doğu Perinçek’le yatıyor, onunla kalkıyor. Davutoğlu’na göre Doğu Perinçek, kendini Cumhur İttifakı’nın bir parçası gibi görüyor. Onun kendini öyle görmesinin bir anlamı yok; ama özellikle Ak Parti cenahı da dönüp ona “Sen de kim oluyorsun, ne işin var burada” demiyor, tersine Doğu Perinçek hayatında çıkmadığı kadar çok defa ana akım TV kanallarına çıkıyor, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın politikalarına destek açıklamaları yapıyor.

Davutoğlu neden Perinçek’ten vuruyor? Basit bir sebebi var: Doğu Perinçek, 28 Şubat döneminin önde gelen 28 Şubat destekçilerinden biriydi, o yüzden. Bu sayede Ak Parti içinde kalmaya devam eden İslamcı muhafazakarları oradan uzaklaştırmaya çalışıyor Davutoğlu.

Fakat aslında tek başına bırakıldığında Doğu Perinçek eleştirileri taktik aslında. Esas arkada, daha stratejik olan bir bakış açısı var. Davutoğlu defalarca o bakış açısına sahip olduğunu ima etti ama henüz bunu dile getirmedi.

Nedir o bakış açısı? Basitçe anlatacak olursak, 15 Temmuz sonrası yaşanmaya başlanan ve artık neredeyse mecburi bir ittifaka dönüşen Ak Parti-MHP yakınlaşması, MHP’nin Ak Parti’ye yaklaşmasından çok Ak Parti’nin MHP’ye yaklaşması sonucunu doğurdu.

15 Temmuz sonrasının dengelerinde Ak Parti sadece MHP ile yakınlaşmadı; bir de “devlet” ile iç içe girdi; daha önce Türkiye’de siyasal islamcıların o hiç hoşlanmadığı devlet söylemini kullanmaya başladı. Tabii FETÖ ve PKK’ya karşı başlatılan güvenlikçi politikalar bu söylemin daha sık duyulmasına neden oldu.

Görünür politikada son beş yıla beka söylemi ve ağır güvenlikçi politikalar damgasını vurur, gazeteciler hapse atılır, ifade özgürlüğü kısıtlanırken arka planda olup bitenlerle ilgili dedikodu da hiç bitmedi. 15 Temmuz sonrası FETÖ çetesine karşı gerek yargıda gerekse ordu içinde Kemalist gruplarla bir çeşit ittifak kurulmuştu iddiaya göre. Ve seçmen nezdinde marjinal bir grup olsa da, devletin derin mahfillerinde Doğu Perinçek’in partisinin belirgin bir etkisi vardı aynı iddia sahiplerine göre.

Bu teori şunu ima ediyordu: FETÖ’nün Ergenekon ve Balyoz gibi kumpaslarıyla köşe sıkışan, can derdine düşen yargıdaki ve ordudaki Atatürkçü gruplar, kendilerini açıkça savunan Doğu Perinçek’in yanında hizalanmışlardı. Ak Parti de FETÖ’ye karşı direnebilmek için bu gruplarla, dolayısıyla Doğu Perinçek’le üstü örtülü bir ittifaka girmişti.

İşte, Ahmet Davutoğlu’nun haftalardır ince ince verdiği ve yegane muhatabı da aslında Ak Parti’nin çekirdek kitlesi olan mesaj buydu. Ancak bu mesajı veren yegane kişi Davutoğlu değil. Geçen hafta Amerika’da yaşayan ve bu ülkedeki düşünce kuruluşlarına görüş üreten, bu arada Türkiye’de de sık sık Ruşen Çakır’ın yönetimindeki Medyascope’a konuk olan iki Türkiye kökenli akademisyen Ömer Taşpınar ile Gönül Tol, sık sık “Yeşil Kemalizm” diye bir tabir kullanmaya başladı.

Kabaca “Yeşil Kemalizm” Cumhur İttifakı’nın (ama en çok Ak Parti’nin) ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın devletçi uygulamalarına verilen isim. Bu tabir Türkiye’de de yayılmaya ve kullanışlı bulunduğu için olsa gerek kendine gazete köşelerinde yer bulmaya da başladı artık.

Bu tabire yansıyan analiz ne kadar doğrudur ve Ak Partililer kendi iktidarlarını ne kadar “Atatürkçü” buluyorlar bence son derece tartışmalı ama “Yeşil Kemalizm” bir slogan gibi tutmuş gözüküyor. Son olarak İslamcı kesimin etkili kalemlerinden Ahmet Taşgetiren bile Karar gazetesindeki köşesinde “Yeşil Kemalizm” tabirini kullandı.

Ak Parti’nin ve Cumhurbaşkanı Erdoğan ile hükümetinin “Kemalist” olmasa bile onu andıran uygulamalar içinde olduğu konusu bence kolay yapışacak, kolay hazmedilecek bir eleştiri değil ama yine de son beş yıldır ısrarla sürdürülen beka söylemi ve savunmacı-güvenlikçi çizgi, Ak Parti cenahında ciddi bir tartışmanın konusu; tam da bu sebeple partiden kopmalar oluyor. İşte Ahmet Davutoğlu ve Ali Babacan gibi isimlerin Ak Parti’den ayrılıp hain gibi gösterilmeyi göze alarak yeni siyasi partiler kurmasının arka planında da bu politikalar var.

İmamoğlu Kanal İstanbul’a karşı astığı afişlerden sorgulanacak

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Kanal İstanbul projesine karşı çıkması nedeniyle soruşturma açıldığını açıkladı. İmamoğlu, konuyla ilgili kamu kaynakları kullanarak afiş astığı suçlamasıyla ilgili müfettişler tarafından ifadeye ...

Putin muhalifi Navalni’yi kim, neden zehirledi?

Tuhaf bir milletiz doğrusu. Amerikan iç politikasını, hatta zaman zaman Büyük Britanya’nın iç politikasını bile izler bizim gazetelerimiz, TV’lerimiz, web sitelerimiz ama en yakınımızda neler olup bittiğiyle pek ilgilenmeyiz. Yunanistan’dan çeşitli Arap ülkelerine, Ukrayna’dan Gürcistan’a böyle ...

Cumhurbaşkanı adaylığı yarışı CHP’de erken başladı

Bu kadar spekülasyon canımıza tak etti. Bütün amaç bizim içimizde bir tartışma yaratıp moralimizi düşürmek CHP’nin gündeminde Abdullah Gül diye bir isim olmadı, şimdi de yok, olmayacak da…” 25 Nisan 2018’de CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah ...