Brahms ve Chopin tek kadından ilham almış;

Çaykovski’nin eşcinselliği müziğe yansımış mı?

Çaykovski eşcinsel, tıpkı kardeşi Modest gibi. Kardeşi cinselliğini nisbeten serbestçe yaşarken, Çaykovski’nin ilişkileri gizlisaklı.

MERAL TAMER & KLASİK MÜZİK

Bugün sizlere biri dijital, diğeri konser salonlarında yapılan 2 büyük yaz festivalinden söz edecektim: 125. yılını kutlayan Londra’daki 8 haftalık BBC Proms Yaz Festivali ve görkemli bir 100. yıl kutlamasına hazırlanırken, kısıtlı bir program ve sınırlı izleyici kitlesiyle de olsa ağustos ayı boyunca konser salonlarında devam eden Salzburg Yaz Festivali.

Ancak yazılarımı izleyen okurlarımdan/arkadaşlarımdan gelen önerilerin ışığında bu hafta da konumuz aşkla bestelenmiş eserler. Mesela Clara-Robert Schumann ve Johanes Brahms üçgeninden neden söz etmemişim? Peter İlyiç Çaykovski’nin büyük aşkı için bestelediği Patetik Senfoni’ye, eşcinsel ilişki olduğu için mi değinmemişim? Başka sorular da geldi, ama cevabım çok basit: Bana sayfada ayrılan yer o kadardı; ancak çapkın Beethoven, aşk üçgeninin mağduru Mahler, çılgın aşık Berlioz ve arkadaşının eşini ayartan Wagner’e yer verebildim. Madem talep var, öyleyse ünlü bestecilerin aşklarını yansıttıkları eserler arasında dolaşmaya devam edelim.

Çaykovski’nin müziğinde eşcinsellik mi var?

Johannes Brahms ile Robert Schumann’ın dul eşi Clara Schumann’ın aralarındaki ilişki zaman zaman tutkulu bir aşkı andırsa da evlenmezler, ancak ömür boyu birbirlerinden de hiç kopmazlar. Brahms hayatının son döneminde pek çok bestesini Clara’ya ithaf etmiştir.

Büyük bestecilerin gönül ilişkileri arasında en zorlarından biri Peter İlyiç Çaykovski’inki. Sanatçıların hemen hepsi, hiç kuşkusuz sıra dışı insanlar; duygusal iniş-çıkışları daha keskin, coşkuları da düş kırıklıkları da daha yoğun. Çaykovski eşcinsel, tıpkı kardeşi Modest gibi. Kardeşi cinselliğini nisbeten serbestçe yaşarken, Çaykovski’nin ilişkileri gizli-saklı.

O dönemin Rusya’sı fevkalade homofobik. Çaykovski, eşcinsel eğilimleri dedikodulara yol açmasın diye kendisine aşık öğrencisi Antonina Milyukova ile evleniyor, ancak bu evlilik sadece 9 hafta sürüyor. Çarlık Rusyası sonrasında Sovyet resmi makamları da Çaykovski’nin homoseksüel olduğuyla ilgili her türlü yayını yasaklıyor. Bestecinin günlükleri ve aşk mektupları, ancak Sovyetler Birliği dağıldıktan sonra gün yüzüne çıkıyor.

Eşcinsel sanat çevreleri, Çaykovski’nin müziğinde kendilerini en çok etkileyenin, eserin melodik lirizmi ya da duygusal karmaşası değil, homofobik dünyada bir eşcinselin duyduğu kaygı, korku ve derin umutsuzluğun yansıması olduğunu söylüyorlar.

Son eseri Patetik Senfoni, büyük aşkı Bob’a

Çaykovski’nin hayatında, konservatuardaki öğretmeninden piyano dersi verdiği öğrencilerine ve uşağı Alexei Sofronov’a uzanan pek çok ilişki var. Aşk yaşadığı öğrencisi Eduard Zak’ın intiharı, Romeo ve Juliet Fantezi Uvertürü‘nün ilham kaynağı.

53 yaşında ölen bestecinin en büyük aşkı, kızkardeşi Alexandra’nın oğlu Vladimir (Bob) Davidov. Son 7-8 yılını geçirdiği, mektuplarında “idolüm” dediği Bob’u tek mirasçısı yapıyor. Hayatını yansıttığını söylediği son bestesi Patetik Senfoni’yi Bob’a ithaf ediyor ve prömiyerinden 9 gün sonra ölüyor. Ölümüyle ilgili rivayet muhtelif. Çoğu yerde “kolera” yazsa da öldürülme ve intihar seçenekleri de güçlü.

Brahms’la Clara Schumann’ın gizemli ilişkisi

Polonyalı besteci Frederick Chopin’in Paris’te yaşarken tanıştığı, kendisine erkek adı vermiş, Fransız yazar George Sand’le yaşadığı inişli-çıkışlı ilişki dillere destandır; ikili Paris’in en ikonik çiftlerindendir.

20 yaşındaki genç besteci Johannes Brahms, Clara ve Robert Schumann’ın Düsseldorf’taki evlerine randevusuz giderek bestelerini dinletmek ister. Robert o sırada Düsseldorf kenti müzik yöneticisi, Clara ise ünlü bir konser piyanistidir. Schumann’lar genç adamın isteğini geri çevirmez, çaldığı parçaları da beğenirler.

Akli dengesi bozuk olan Robert Schumann, bu olaydan bir yıl sonra 46 yaşında ölür. Clara o sırada 5 aylık hamiledir ve 7 çocuğuna bakabilmek için birçok Avrupa ülkesinde solo konserler verir. Eşi öldüğünde ilk kapısını çalan Brahms’tır. Clara 40 yıl daha yaşar; Johannes hiç yanından ayrılmaz.

Aralarındaki ilişki zaman zaman tutkulu bir aşkı andırır. Tatillere birlikte çıkarlar, ayrı kaldıklarında birbirlerine derin sevgilerini ifade eden mektuplar yazarlar. Bir ara evlenecekleri sanılsa da bu gerçekleşmez; ancak başkalarıyla da evlenmezler ve ömür boyu birbirlerinden hiç kopmazlar.

Brahms’ın 1. Piyano Konçertosu’nun prömiyerinde piyanoda Clara vardır. Konçertonun çok romantik olan 2. bölümünün öznesi Clara’dır ve karşılıklı mektuplarındaki duygusallıkları yansıtır.

Brahms hayatının son döneminde pek çok bestesini Clara’ya ithaf etmiştir. Kendisinden 14 yaş büyük olan Clara kalp krizinden öldükten 11 ay sonra, Brahms da sanki isteyerek hayata veda eder. Clara’yı kaybettikten sonra bestelediği son eseri “4 Kutsal Şarkı” Opus 121 hayatın sonunu, ölümden sonrasını ve kendi ölümüyle çok sevgili Clara’yla buluşacak olmanın sevincini yansıtır.

Chopin’in romantizmi ve George Sand

Romantik dönemin bana göre en romantik bestecisi Frederick Chopin’in hayatında da Brahms gibi kendinden büyük tek kadın var. Ancak Brahms’ın aksine Chopin’in büyük aşkıyla evlilik olmasa da uzun bir balayı yaşadığı Mayorka ayları/yılları var.

Polonyalı besteci, Rus işgali yüzünden ülkesinden ayrılarak Paris’e yerleşir. Yakın arkadaşı Franz Liszt’in evinde tanıştığı Fransız yazar George Sand’i önce antipatik bulur. Chopin 26, Sand 32 yaşındadır. Kendine erkek adı veren, pantalon giyen, dış mekanlarda sigara içen, hiç çekici olmayan bu kadın, Chopin’i elde edebilmek için 1.5 yıl uğraşır. Chopin’in Sand’le yaşadığı inişli-çıkışlı ilişki dillere destandır; ikili Paris’in en ikonik çiftlerindendir.

George Sand’le Mayorka’da yaşadıkları ilk dönemde aşkın coşkusu, büyük mutluluk ve tutkuyla yarattığı eserler Chopin’i besteci olarak başka bir düzeye taşır ve en verimli dönemi olarak kabul edilir. 24 prelüdü o yaz besteler. Hemen ardından yeni mazurkalar, polenezler, sonatlar gelir. Ne var ki yaz sonunda sağlığı bozulmaya başlar.

9 yıl birlikte olan ikilinin aşkı, giderek Sand’in Chopin’in bakımıyla uğraşmasına dönüşür ve bestecinin ölümünden 2 yıl önce ayrılırlar. Çocukluğundan beri kırılgan bir bünyeye sahip olan Chopin, 39 yaşında veremden ölür.

Raftakiler 4 Eylül 2020

Sahtekâr Javier Cercas Çeviren: Gökhan Aksay Everest Yayınları Roman 440 Sayfa “Sınırın Yasaları”, “Saplantı” ve “Kiracı” romanlarıyla tanıdığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas; Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kampında kaldığını, ...

Henüz 29 yaşında dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazandı!

Her yıl, Dünya edebiyatının İngilizceye çevrilen en iyi eserlerine verilen Uluslararası Booker Ödülü’nün 2020 yılı kazananı geçtiğimiz günlerde belli oldu. Marieke Lucas Rijneveld, ilk romanı “The Discomfort of Evening” ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan en genç yazar ...

Bu hafta kaçırmayın 4 Eylül 2020

4 EYLÜL CUMA 13.00 SERGİ Alexis Gritchenko: İstanbul Yılları Meşher, tekrar kapılarını açan bu sergisinde 1919-1921 yılları arasında Moskova’dan kaçıp İstanbul’a sığınan usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Alexis Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Gritchenko’nun kariyerinde ...