Covid 19’a karşı çözüm mor ötesi ışık mı?

Ultraviyole antiseptik ışınım, yıllar sonra hayatımıza koronavirüs salgınının etkisiyle dönüyor. Ticaret mekanları cihazlar için sıraya girmiş durumda.

Türkiye ile birlikte birçok ülke sosyal mesafe kurallarını gevşetmeye, ekonominin çarklarını yeniden döndürmeye çalışıyor.

Hepimiz bir günde eski hayatlarımıza dönemeyeceğimizi biliyoruz. Normal şekil değiştirdi, artık yeni normallerimiz var. AVM’ler, dükkanlar, kuaförler ve güzellik salonları açıldı. 1 Haziran’da okulları, hiç değilse orta ve lise sonlar için açmayı planlıyoruz.

Bazı bilim adamları bu süreçte çok eski bir teknolojinin işimize yarayabileceğini düşünüyor: Ultraviyole lambaları ya da tıbbi adıyla ultraviyole antiseptik ışınım.

Bu lambalar mağazalarda, restoranlarda ve sınıflarda patojenleri etkisiz hale getirerek korona sonrası dönemde virüsün yayılmasını engelleyebilir.

Ultraviyole antiseptik ışınım, aslında güneş ışığının iç mekanlara getirilmesi gibi düşünülebilir.

Harvard Tıp Okulu’nda küresel sağlık ve sosyal tıp profesörü Dr. Edward A. Nardell, “Geçmişte havada asılı enfeksiyonlar için bu son derece etkili, güvenli teknolojiyi uzun süre kullandık. Üzerinde sayısız araştırma yaptık. İşe yaradığını biliyoruz” diyor.

Güneş ışığının dezenfekte edici etkisi malum. Bunu sağlayan güneş ışığındaki UV ışınları. Taşınabilir ultraviyole üniteler, hastane odalarında ve metro araçlarındaki yüzeyleri sterilize etmek için zaten yıllardır kullanılıyor. Tabii sadece bu alanlar boş olduğunda.

Nardell gibi bilim adamları, bugün kullanılan floresan ışıklara benzer şekilde, ultraviyole ışıkların duvarlara veya tavanlara monte edilebileceğini düşünüyor.

Bu lambalar baş mesafesinin üzerinde, havayı çekmek için tavan fanlarıyla birlikte yerleştirilirse, ortamda insanlar varken de koronaya karşı etkili bir şekilde kullanılabilir. Havada yüzen virüsler yukarı çekilir ve yok edilir.

Tabii bunu için farkı frekansta bir UV ışını gerekli.

Ultraviyole ışık patojenlerde genetik materyali; bakteri ve mantarlarda DNA, virüslerde RNA’yı bozarak üremelerini önlüyor.

Havayı yukarı çekmek için tavan fanı bulunan bir odanın köşelerine yerleştirilen dört ultraviyole ışın kaynağı, yüzen bakterileri, virüsleri ve mantarları etkili bir şekilde etkisiz hale getirebilir.

ABD’de 1940’larda kullanıldı

UV lambaları ilk olarak 1930’larda Philadelphia’da birkaç okulda denendi. 5 yıllık kullanım sonunda, UV lambalarıyla donatılan sınıflardaki çocukların çiçek hastalığı ve kabakulak gibi bulaşıcı hastalıkları yakalanma oranı düşüş gösterdi.

Ancak UV lambalarının en çok işe yaradığı dönem kızamığın Philadelphia’daki okulları süpürdüğü 1941 baharı oldu.

İlkokul sınıflarına ultraviyole lambalar kuruldu. Kızamığa karşı bağışıklığı olmayan, yani daha önce hiç kızamık geçirmeyen çocukların sadece yüzde 15’i hastalandı.

Ultraviyole lambalarının monte edilmediği üst sınıflarda, öğrencilerin yarısından fazlası kızamık oldu.

UV ışınları zarar değil miydi?

Dr. Nardell, “Dalgaboyu bandının mikroorganizmaları öldüreceğinden veya etkisiz hale getireceğinden şüphe yok” diye konuşuyor, fakat bir ‘ama’sı var:

“Ultraviyole lambaların kapalı alanlarda kullanılmasına insanlar haklı olarak sıcak bakmayacaktır. Çünkü onlara on yıllardır güneş ışığındaki ultraviyole ışınlarından (UVA ve UVB) korunmaları gerektiğini söylüyoruz. Aslında korkacak bir durum yok. UV lambaları zararlı olan UVA ve UVB değil UVC olarak bilinen daha kısa dalga boyunda ışın yayıyor.

Daha kısa dalga boyu, ışık veya foton parçacıklarının daha yüksek enerjiye sahip olması, dolayısıyla bakteri, virüs ve mikroplara karşı daha etkili olmaları anlamına geliyor.

İnsanlar içinse tam tersi, UVC son derece güvenli. Çünkü canlı hücrelerdeki DNA’ya ulaşmadan önce ölü deri hücrelerinin dış tabakasındaki proteinler tarafından emiliyor. Dış mekanda güneş ışığı UVC’den yoksun, çünkü Dünya’nın atmosferi onu engelliyor.

Elbette UVC uzun süre maruz kalınırsa cildi ve gözleri tahriş edebilir, bu nedenle ışık kaynağı genellikle kapalı havalandırmaların içinde ya da boş odalarda kullanılıyor. Neyse ki cilt ve gözler tahriş olsa bile o da birkaç gün içinde geçiyor.”

Dr. Nardell, bulaşıcı hastalıklara karşı UV ışınlarının kullanımıyla ilgili araştırmalarına 1980’lerde Boston’da bir evsiz barınağında, ilaca dirençli tüberküloz salgını sonrası başlamış. “Daha sonra, Güney Afrika’daki bir tüberküloz koğuşuna gün aşırı çalışan ultraviyole armatürleri kurduk. Armatürler çalışırken, bir deney yaptık. Armatürlerle dezenfekte edilen havayı 90 hayvanın bulunduğu bir bölmeye aktardık. Diğer bölmedeki 90 hayvan normal havayı soludu. Ultraviyole ışığı, hastalığın yayılmasını yüzde 80 düşürdü.”

Uzak UVC daha da etkili

Bilim adamları şimdi, halen kullanılan UV lambalarından daha güvenli olan ve oda içinde sürekli kullanılabilen, havadaki patojenleri yok etmenin yanı sıra yüzeyleri de dezenfekte edebilen ‘Uzak UVC’ adlı ışını inceliyor. UVC’den daha kısa, daha yüksek enerjili bir dalga boyu olan ‘Uzak UVC’, tam ihtiyacımız olan çözüm olabilir.

Columbia Üniversitesi Tıp Merkezi Radyolojik Araştırmalar Merkezi direktörü David Brenner “Uzak UVC pandeminin ilk dalgasına yetişecek gibi görünmüyor. Halen fareler üzerindeki deneyler sürüyor. Ama Covid-19’un olası ikinci dalgasına yetişeceğini umuyoruz” diyor.

Büyük alanlarda denenmedi

UV lambaları AVM’ler gibi devasa alanlarda ne kadar etkili olacak? Bir restoranın duvarındaki bir lamba, virüsün bir masadan komşu masalara gitmesini engelleyecek kadar etkili olabilecek mi?

Maryland Üniversitesi’nde makine mühendisliği profesörü Jelena Srebric, “AVM sahipleri tam olarak bu soruya yanıt arıyorlar” diyor.

Sistem bugüne kadar büyük alanlarda hiç denenmedi.

Srebric’in bilgisayar simülasyonları, sistemin havayı yukarı çeken tavan vantilatörleriyle verimli olduğunu gösteriyor.

Fanlar olmadan, patojenlerin yaklaşık yüzde 25 ila 30’u hayatta kalıyor.

O ve Dr. Nardell sistemi havaalanları ve perakende mağazaları gibi büyük alanlara uygulamaya çalışıyorlar.

Belki herşeyden önce bu teknolojiye “ultraviyole antiseptik ışınlama” yerine, insanları korkutmayacak yeni bir isim bulmak gerek. “Işık dezenfeksiyonu” gibi basit bir şey, çok işe yarayabilir.

Putin muhalifi Navalni’yi kim, neden zehirledi?

Tuhaf bir milletiz doğrusu. Amerikan iç politikasını, hatta zaman zaman Büyük Britanya’nın iç politikasını bile izler bizim gazetelerimiz, TV’lerimiz, web sitelerimiz ama en yakınımızda neler olup bittiğiyle pek ilgilenmeyiz. Yunanistan’dan çeşitli Arap ülkelerine, Ukrayna’dan Gürcistan’a böyle ...

Bir fenomen evlenecek olsa, düğünü bedavaya mı gelir?

Çoğu düğünde tüm gözler tipik olarak gelin ve damat üzerindedir. Ancak evlenenler sosyal medya influencer’ları ise üzerlerindeki göz sayısı yüzbinleri bulabilir. 28 yaşındaki Caila Quinn, New York’ta yaşıyor. 2016’da yayınlanan “The Bachelor”ın 20’nci sezonunda dikkatleri ...

Denizdeki Çernobil

Dünyanın en yoğun balıkçılık bölgelerinden biri olan Kuzey Buz Denizi’nin dibinde Sovyet döneminden kalma çok sayıda radyoaktif denizaltı yatıyor. Rusya, yıllar sonra onları çıkarmaya hazırlanıyor. Rusya’da bir adet vardır; yaşayan birine her zaman tek sayıda çiçek verirler, bir mezara ya da ...