Dışta esen meltemler, içte kopan fırtınalar

ERAY AK

Çağdaş öykücülüğümüzün öne çıkan, kendi üslubunu ve evrenini oluşturmuş yazarlarından biri olan Yalçın Tosun, yayımladığı her kitabıyla öykü evrenini genişletmeye ve edebiyatımızdaki yerini derinleştirmeye devam ediyor. 2009’dan bu yana iki yıl arayla yayımladığı dört öykü kitabıyla sağlam bir okur kitlesini de peşine taktı. Yeni bir öykü toplamıyla okurlarının karşısında yine Tosun; “Mesafenin Şiddeti”.

Ama bu sefer beş yıl bekledi okurlar. Tosun’un okurlarıyla arayı biraz uzattığı ‘mesafe’ ise kaleminden çıkanlara önemli farklılıklar ve yeni biçim-biçem arayışları olarak yansımış. Bu anlamda 16 öyküden oluşan “Mesafenin Şiddeti”, her yönüyle gerçek bir Yalçın Tosun kitabı olmakla birlikte; yeni arayışlara, duyuşlara yer vermesi bakımından yazarın, kendisinin de yeni tanıştığı kimi yönlerini ortaya çıkarıyor.

Saklı kalmış acıların peşinde bir yazar

Tosun, edebiyat yolculuğunun başından beri kabuk bağlamış yaraların, kolay dile gelmeyenlerin, saklı kalmış acıların peşinde oldu hep. Bu da onu bir yönüyle sessiz yaşamların çok sesli kalemine dönüştürdü. Dışta görünen dünya ile insanın iç dünyasında yaşadıklarını ise çok önemli izlekler aracılığıyla birbirine bağlamayı başardı. İnsanın bugün yaşadıklarının derinlerde, çok içte bir yerde yaşadıklarından kaynaklı olduğunu hatırlatmayı önemsedi öyküleriyle. “Dışta esen meltemlere karşı içte kopan fırtınalar”ın öyküleri diyebiliriz bu anlamda Yalçın Tosun edebiyatını tanımlamak için. Bu yönüyle de insanı tüm çıplaklığıyla yine insanın önüne atan önemli bir psikolojik teşhirin ürünleri oldu onun kaleminden çıkanlar. İnsanı kendiyle, kendi açmazlarıyla yüzleştirmek, tüm bunlara ayna tutmak oldu amacı. Her köşe başında duyulsa da anlatılmayan, anlatılamayan meselelere değindiği için daha en baştan itibaren tanıdık bir dünyası oldu herkese karşı.

Bugüne kadarki macerasını kısaca böyle çerçeveleyebileceğimiz Tosun, “Mesafenin Şiddeti”nin de ispat ettiği gibi, yoluna böyle devam edeceğe benziyor. Her kitabında farklı anlatım yollarının peşine düşse de -ki “Mesafenin Şiddeti” özelinde bu çok belirgin- merkezine aldığı dünyalar, hep aynı mahalleden oluyor. Marifet yine şu ki, aynı mahallenin farklı sokaklarını göstermeyi her seferinde başarabiliyor.

Aile, çocukluk, ilkgençlik, kadın-erkek ilişkileri

Öykü dünyasının dertleri, odaklanmak istediği noktalar hemen hemen aynı çizgi üzerinde yürüdü hep Yalçın Tosun’un. Aile, çocukluk, ilk gençlik, kadın-erkek ilişkileri bu bağlamda yazarın bitmez kaynakları olarak dikkat çekiyor “Mesafenin Şiddeti” özelinde bugün de. Hane içlerine tuttuğu aynada ise bu izlekleri ile birlikte bir büyük resmi tamamlar gibi ilerliyor kendi edebiyat yolunda yazar.

Bir yazın evreni inşa edebilmek, bu evrenin içinde rahatça dolaşabilmek her zaman zordur; hiç değilse zaman ister. Fakat Yalçın Tosun’u daha ilk kitabı olan “Anne, Baba ve Diğer Ölümcül Şeyler” ile birlikte olgunlaşmış, yolunu bulmuş bir yazın evreninin içinde bulduk. Bundandır ki yine daha ilk kitabıyla birlikte “olgun” bir yazar olarak tanındı. Bundan daha güzeli, bu olgunluğun etrafında dönüp dolaşmayıp her kitapta kendini yenileyecek yeni yollar keşfetmek… Yalçın Tosun, her öyküsüyle çıktığı anlatım arayışlarında işte bunu da başarıyor.

“Mesafenin Şiddeti” de bunun güzel örneklerinden biri olarak Yalçın Tosun edebiyat zincirine eklemlenen güzel bir halka. “Mesafenin Şiddeti”nde Tosun’u, kimi öyküsünde fantastik diyebileceğimiz unsurlardan beslenerek ilerlediğini göreceğiz. Kimi öyküsünde ise klasik yapıda kurulan bir metin karşılayacak okuru. Bazen öykünün sonsuz anlatım olanakları arasında kendi meşrebince dolaşan bir yazar olacak Yalçın Tosun bazen de bildiği yoldan şaşmayan inatçı bir kalem. Fakat her ne okursak okuyalım biliyoruz ki artık Yalçın Tosun’un kaleminden bir öyküyse elimizdeki, özgün dilinden ve dünyasından tanıdık dertlerimize uzanmaya çalışan bir yazarın verimleridir göz nuru döktüğümüz.

Öykü anlatıcılığını, dilini, üslubunu ise bir adım daha ileri taşıyor Tosun bu kitabıyla. Her kitabında olduğu gibi “Mesafenin Şiddeti” de yazar için ileri doğru atılan bir adım. ‘Mesafe’ kavramının bugün daha fazla anlam kazandığı günümüzde, asıl mesafenin insanın kendisine, yaralarına koyduğu mesafe olduğunun altını çiziyor Tosun bu öyküleriyle. Bu mesafenin ise ancak ve ancak onlarla tanışarak aşılabileceğini okurlarına tekrar hatırlatıyor.

Mesafenin Şiddeti / Yalçın Tosun / Yapı Kredi Yayınları / Öykü / 120 Sayfa.

 

Raftakiler 4 Eylül 2020

Sahtekâr Javier Cercas Çeviren: Gökhan Aksay Everest Yayınları Roman 440 Sayfa “Sınırın Yasaları”, “Saplantı” ve “Kiracı” romanlarıyla tanıdığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas; Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kampında kaldığını, ...

Henüz 29 yaşında dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazandı!

Her yıl, Dünya edebiyatının İngilizceye çevrilen en iyi eserlerine verilen Uluslararası Booker Ödülü’nün 2020 yılı kazananı geçtiğimiz günlerde belli oldu. Marieke Lucas Rijneveld, ilk romanı “The Discomfort of Evening” ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan en genç yazar ...

Bu hafta kaçırmayın 4 Eylül 2020

4 EYLÜL CUMA 13.00 SERGİ Alexis Gritchenko: İstanbul Yılları Meşher, tekrar kapılarını açan bu sergisinde 1919-1921 yılları arasında Moskova’dan kaçıp İstanbul’a sığınan usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Alexis Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Gritchenko’nun kariyerinde ...