Eğlendirici, insanın içini açan bir film

ALİ ARIKAN

Hollywood komedisinin son on beş yıldaki en etkili siması şüphesiz ki Judd Apatow. Kariyerine Ben Stiller’ın varyete programının başyazarlarından biri olarak başlayan Apatow, daha sonra (yanlış bilmiyorsam) ülkemizde hiç gösterilmeyen “Freaks and Geeks” dizisiyle akıllı seyircinin gönlünde taht kurmuştu. Daha sonra film ve dizilerde çeşitli görevler alan Apatow’un, 2005 yılında yazıp yönettiği 40 Yıllık Bekâr, hem seyirci hem de eleştirmenlerden tam not almış, ayrıca gişede de büyük başarı kazanmıştı. Apatow aldığı hızla, hem kendi tarz veya türevi olan komedilere yapımcılık ederek hem de iki tane daha film yazıp yöneterek (Kaza Kurşunu; Matrak Adamlar) yoluna devam etti. İmzasını attığı her şeye ayılıp bayılmasam da, başta 40 Yıllık Bekar olmak üzere, Apatow’un imzasının olduğu yapımların çoğunu beğenmişimdir.

Judd Apatow’un güzel filmlerini andırıyor

Judd Apatow’un Hollywood komedisine etkisi muazzam oldu. Sektör baktı ki bu tür komediler iş yapıyor, pek çok kopyasını çıkartmaya başladı. 2019’da vizyona giren Game Night bunlardan biriydi. Geçtiğimiz haftalarda Netflix’te gösterilmeye başlayan The Lovebirds de Game Night’ın biraz farklı bir versiyonu gibi. Ve ayrıca Judd Apatow’un güzel filmlerini andırıyor. Ana karakterlerin çok başarılı kimyası da filmi bir basamak yukarı çıkartıyor.

Aksiyon-komedilerde en önemli faktör, başrol oyuncularının arasındaki kimyadır. Lovebirds’te Kumail Nanjiani ve Issa Rae’in elektriği işte bunu başarıyor. Şehirleri aydınlatacak kadar cereyan var aralarında.

Aksiyon komedilerinden bildiğimiz gibi, ne zaman ki iki aşık şiddetli geçimsizlikle mücadele etmeye başlar, onları uzlaştırmanın en iyi yolu, tam anlamıyla hayat memat meselesi bir komplonun ortasına atmaktır. Zira en iyi ilişki terapisi, havada vızır vızır uçuşan kurşunlardan birlikte kaçmaktır.

Michael Showalter’ın yönetmen koltuğuna oturduğu The Lovebirds, gecelik bir ilişkinin sonraki sabahına başlıyor. Leilani (Issa Rae) ve Jibran (Kumail Nanjiani) birlikte geçirdikleri gecenin sonrasında kendi yollarına gidecekken bir türlü ayrılamıyorlar. Çiftin arasında doğal bir çekim var, çok iyi anlaşıyorlar, günü birlikte geçirmeye karar veriyorlar. Bu sahnelerde düşünüyoruz ki ikili çok yakın zamanda evlenir, izdivaç programlarına çıkar. Birlikte eğleniyor, çok iyi vakit geçiriyorlar.

Hemen sonraki sahnede beş yıl sonraya gidince görüyoruz ki çift hala birlikte ama kedi-köpek gibi kavga ediyorlar. Hiç ama hiç anlaşamıyorlar. Leilani spontane ve yeni deneyimlere açık, Jibran ise daha ağır başlı ve plancı. Hayata bakış açıları tamamen farklı. Arabayla arkadaşlarına giderken aralarında çıkan tartışmaya dalıp, son sürat giden bir bisiklete çarpıyorlar. Sonra da arabalarına kendisinin polis olduğunu söyleyen garip bir adam el koyuyor. Şamata da bundan sonra başlıyor.

Başrol oyuncuları arasındaki güçlü kimya

Bu gibi filmlerde en önemli faktör, başrol oyuncularının arasındaki kimyadır. İlişkinin gerçekliğine inandıramazlarsa olay biter. Nanjiani ve Rae’in elektriği işte bunu başarıyor. Şehirleri aydınlatacak kadar cereyan var aralarında. Esprilerin de genel anlamda başarılı olduğunu söyleyebiliriz. En azından eğlendirici, insanın içini açan bir film. Ama başka aktörlerle tamamıyla unutulacak, hiç de önemsenmeyecek bir film olabilirdi. Doğru aktörlerin, vasat veya hatta vasatın altında bir senaryoyu bile nasıl da birkaç seviye yukarı çıkartabileceğini gösteriyor.

Yine de filmin bende ister istemez bir “keşke bir tık daha iyi olsaydı” hissi yarattığını söylemem lazım. Aksiyon-komedilerin en büyük sorunu ikisini birden yapmaya çalışırken ne aksiyonu ne de komediyi tam olarak kıvıramamalarıdır. Basit bir iş değil zira, mesela Midnight Run veya The Other Guys öyle kolay kolay efsaneye dönüşmüyorlar. Burada belki de filmin biraz daha aksiyondan çakan birinci asistan yönetmene verilmesi daha iyi olabilirdi. Yine de buna rağmen çok rahat izlenecek bir film. İçinde olduğumuz günlerde bu bile yeterli oluyor.

The Lovebirds

Oyuncular: Kumail Nanjiani, Issa Rae, Paul Sparks, Anna Camp, Kyle Bornheimer Yönetmen: Michael Showalter Yazar: Aaron Abrams ve Brendan Gall Ülke: ABD Yıl: 2020

Sinemada bir yazı burun kıvırarak geçirdikten sonra bu hafta iyi filmler var!

Bütün yaz boyunca sinemalar kapalı olduğu için yeni filmleri streaming platformlarından izledik. Yazdıklarıma şöyle bir bakınca büyük çoğunluğuna burun kıvırdığımı gördüm. Bu benim suçum değil, filmler iyi olsaydı tabii ki överdim ama heyhat: sinema için iyi bir yaz olmadı. Yine de insan her ...

Christopher Nolan’ın dev yapımı Tenet gösterimde!

Salgın süresince kapalı olan sinema salonları, dünyanın pek çok yerindeki gibi ülkemizde de tekrar açılmaya başladı. Son birkaç haftadır aylar öncesinin filmleri vizyondaydı, ilk defa geçen cuma yeni bir-iki film daha piyasaya sürüldü. Hasılat bilgilerinden anlıyoruz ki seyirci yine de evinde ...

İşte yine bir süper kahraman filmi: “Project Power”

Netflix, işi artık iyice otomatiğe bağladı. Salgın sürecinde süper kahramanlı, sisteme başkaldıran polisli, büyümüş de küçülmüş zenci çocuklu elli film izledim gibi geliyor bana. Ya gerçekten böyle bir furya var, ya da artık bu filmler iyice birbirlerine girmeye başladı. Daha önce de yazmıştım; ...