Fenerbahçe’nin iflasını herkes biliyor, bir yönetim bilmiyor

Fenerbahçe Ali Koç yönetiminde ilk yıl 117.2 milyon lira harcadı. Bu paranın UEFA’nın mali kriterlerine uymakla uzaktan yakından ilgisi yoktu. Avrupa’dan men cezası şampiyonluk uğruna göze alınmıştı ama o da gelmedi.

CAN DURUKAN

FENER OL
Kendin ol, kendin ol…
Sen buysan başkası ol!
Buysan kederden öleceğim, başkası olursan de kimi seveceğim?
Yılmaz Odabaşı

Yakın zamanda Trabzonspor’un aldığı Avrupa kupalarından men cezası sonrası bir yazı yazmış ve Trabzon özelinde ülke futbolunun lokomotif takımlarının son 8 yılını mali açıdan masaya yatırmıştım. Ortadaki rakamlar, sahiden yan yana görünce yazıyı yazan beni bile şaşırtmıştı. Ülke futbolu, yıllar önce Şenol Güneş’in tariflediği gibi, “ayağında pantolonu yok, üstüne ceket bakıyor”du. Yine bir lig takviminin sonuna geliyoruz ve müthiş transfer haberleri kulislerde dolaşmaya, gazete manşetlerini süslemeye başladı. Hal böyle olunca yazıyı devam ettirmek şart oldu.

Bu yazıyı, Sivasspor’un başarılı oyuncusu Mert Hakan Yandaş için ‘kapışan’ taraflardan birine, Fenerbahçe’ye ayırdım ancak yazıyı Mert Hakan Yandaş için 100 milyon TL’lerin gözden çıktığını haberleştiren meslektaşlarıma ve bu haberleri onlara sızdıran menajerlere ithaf ediyorum. Kendilerini bu vesile ile bir kez daha ciddiyete davet ediyorum.

Gelin isterseniz aynı Trabzonspor yazısında yaptığımız gibi saatleri geriye alalım ve Fenerbahçe’nin geçmiş yıllardaki harcamalarına bir göz atalım. Ama bunu yapmadan önce sarılacivertli kulübün UEFA ile geçmişine de kısaca bir göz gezdirelim.

2016’da masa kuruldu

3 Temmuz süreci nedeniyle 2013’te Avrupa kupalarından 2+1 yıllık men cezası alan, sonradan +1 yılı kaldırılan Fenerbahçe, UEFA ile mali kriterler gereği masaya 2016’da oturdu. Bu anlaşmaya göre sarı-lacivertli ekip aynı yılın sonunda en fazla 30 milyon avro, 2017 yılı sonunda 20 milyon avro, 2018 sonunda da 10 milyon avro bütçe açığı vermeyi taahhüt etmişti. 2019-20 sezonu sonunda da bütçe açığı vermeden sezonu tamamlamayı garanti etmişti.

Fenerbahçe’nin hedefi, yıllardır süren sportif başarısızlığı sükseli bir şampiyonlukla geride bırakmak. Çünkü bu ülke futbolunun kodları bu şekilde yazılmış.Ancak şampiyonluk karlı olmaktan çok kulüpleri batağa sürüklüyor.

Fenerbahçe, 3 yıl şampiyon da olsa Edirne’den öte adım atamaz

Anlaşma kapsamında, Fenerbahçe’nin 7,5 milyon avroluk UEFA katılım gelirlerine tedbir konulurken verilen para cezasının da 2 milyon avroluk kısmının 2016 yılından başlayarak, doğrudan kesildiği, kalan 5,5 milyon avronun ise kriterlerin yerine gelmesi durumunda alınmayacağı aktarılmıştı.

Sarı-lacivertlilerin Avrupa kupaları kadrolarına kaydettireceği oyuncu sayısına da kısıtlama getirilmişti. Buna göre Fenerbahçe’nin 20162017 sezonunda Avrupa Kupası kadrosuna 22, 2017-2018 sezonunda da 23 futbolcu kaydetmesine izin verilmişti. Bu kısıtlama, kriterlerin yerine gelmesi durumunda 2018-2019 ve 2019-2020 sezonlarında kaldırılacaktı.

Ancak UEFA, 13 Ocak 2018’de yaptığı açıklamada, Fenerbahçe’nin bu anlaşma koşullarına tam olarak uymadığı için kadro kısıtlaması cezasını kaldırmamıştı. Son olarak sezon bitiminde de UEFA yaptığı açıklamada Fenerbahçe’nin 2018-19 sezonunda Finansal Fair Play anlaşmasının şartlarını ihlal ettiğini ve sarı lacivertlilerin bir üst kurula sevk edildiğini açıklamıştı.

Bizim elimizde olan bilgilere göre Fenerbahçe’nin UEFA ile olan anlaşması bu sezon sonunda doluyor. Ancak kulübün hiç zarar etmemiş olması gerekiyor. 2018’de kulübün kapısını çalan ve eşikten adımını attığı anda kriterlere uygun olmadığını gören UEFA, Fenerbahçe’yi artık cezai yaptırımların geleceği bir üst kurula sevk etmişti. Ezcümle, yaklaşıyor yaklaşmakta olan…

91 milyon harcayıp 10 puan fark yemek

3 Temmuz sürecinin etkilerini yeni yeni hissetmeye başlayan Fenerbahçe 2012/13 sezonuna adeta bomba gibi girmişti. Transfere tam 91 milyon TL harcadılar. Bu, onlar için bir gövde gösterisiydi. O sene takımın başında evvelki sene olduğu gibi Aykut Kocaman vardı.

Mali veriler konusunda en güvenilmez kaynaklardan biri olan Transfermarkt bile Fenerbahçe’nin o sene transfer gelirinin 4 milyon avro, giderinin ise 30 milyon avro olduğunu yazıyor. (Güvenilmez olmasının sebebi, sitenin varlık amacının mali durumlarla hiç alakası olmaması. Yoksa çok iyi bir kaynak) 10 milyon avro bedelle alınan Meireles, 7 milyon avro ödenen Krasic ve 4.5 milyon avro ödenen Mehmet Topal ilk akla gelenler…

O senenin sonunda 10 puan fark yediği Galatasaray’dan 42 milyon TL daha fazla harcamıştı Fenerbahçe. Elbette sezon sonunda alacağı ceza mali kriterlerle alakalı değildi ve harcamaması için önünde bir engel yoktu. Ancak ortada bir mali kriter olmasa bile yılda 30 milyon avro zarar eden bir şirketin yoluna nasıl devam edeceğini düşünen kimse de yoktu. Belki de İslam Çupi’nin “başka bir büyüklük” olarak tariflediği Fenerbahçe’nin büyüklüğünü biraz yanlış anlamışlardı. Bu öyle bir büyüklüktü ki istediği kadar harcayabilir, istediği kadar yıldız alabilir, istediği kadar başarısız olsa da sonraki sene aynısını yine yapabilirdi.

Yapmamalıydı. Çünkü onun adı büyüklük değildi. Hayat, bir şeyler öğretmek için daha ne yapmalı bilmiyorum. Ama o Fenerbahçe’nin başına 2018’de ülkenin en zengin iş adamlarından biri geçti ve koltuğa oturduktan aylar sona “Fener Ol” kampanyası yapmak zorunda kaldı. Çünkü sahip olduğu şirketlerden akıttığı sponsorluklar, hibeler, banka kredileri yetmemişti. Yetmiyordu. Yetmeyecekti de…

Men cezası ve sıfır masraf senesi

Kulüp büyük olmasına büyüktü ama onlar büyüklüğü yanlış anlamışlardı. Neyse, biz konumuza devam edelim. Ertesi sezon biraz daha “mantıklı” hareket eden Fenerbahçe, 60 milyon TL harcadı. Aykut Kocaman gitmiş, koltuğa Ersun Yanal oturmuştu. Kulübün UEFA’dan ceza alması, küme düşürülmesi gibi iddialar ayyuka çıkmıştı. İçeride çok tedirgin bir ruh hali hakimdi. O sezon, Fenerbahçe ipi göğüsledi ancak Avrupa kupalarından 2+1 yıl men cezası aldı. Bu ceza, mali kriterler nedeniyle verilmediği için ayrıca önemliydi. Çünkü henüz UEFA, Fenerbahçe’nin kapısını “sen bu paraları ne yaptın?” diye çalmamıştı. Ona birkaç yıl daha vardı.

Ertesi yıl, 2013-14 sezonunda Fenerbahçe sadece Diego’yu bedelsiz olarak kadrosuna kattı ve transfere 0 (sıfır) lira harcadı. Çünkü küme düşme cezası bekleniyordu.

Futbolcularda büyük bir tedirginlik hakimdi. Kimse ne olacağını kestiremiyordu. UEFA 2+1 yıllık men cezasını açıkladı. TFF, Fenerbahçe’yi küme düşürmedi.

İzleyen sezon başında Fenerbahçe, geçen yılın acısını çıkardı adeta. 2014-15 sezonu için tam 125,2 milyon TL harcadılar! O yıl 47 milyon TL harcayan Beşiktaş şampiyon oldu.

O sene sonunda UEFA gelecek ve bu sefer mali kriterleri soracaktı. Biz o ciddiyeti hala anlamadık gerçi ama onlar son derece ciddiydi. Fenerbahçe ile anlaşma yaptılar. Kulübün, yıllık zararını her yıl orantılı şekilde düşürerek 2020’de başa baş duruma gelmesi gerekiyordu.

Pereira ve Kocaman dönemi

2016/17’de UEFA ile yapılan görüşmeler ve anlaşma işe yaramış görünüyordu çünkü bir yıl önce 125 milyon lira harcayan Fenerbahçe, bu sene 16 milyon TL’de durmuştu.

Gazetelerin Fenerbahçeli yazarlarına göre Vitor Pereira “çok kötü antrenördü ve savunma oynatıyordu.” Ayrıca yabancı hocalara “dev bütçeler, bol sıfırlı sözleşmeler veriliyor, ülke futbolunda yara üstüne yara açılıyordu.”

Oysa 1 sezon önce kulübün efsanesi Aykut Kocaman yönetiminde transfer rekoru kırılmıştı. Pereira sonrası göreve tekrar gelecek Kocaman ile 16 milyon TL’lik harcama, tam 71 milyon TL’ye çıkacaktı.

Bir şeyler değişmeliydi. 1 yıl sonra 2018 yazında 20 yıllık başkan Aziz Yıldırım, başkanlık koltuğunu “değişim” rüzgarıyla gelen Ali Koç’a devretti. Bir şeyler değişti. UEFA sopasının gölgesinde, sadece 10 milyon avro zarar etmesi gereken Fenerbahçe, Ali Koç yönetiminde, teknik direktörlük koltuğunu Hollandalı Cocu’ya emanet etmişti. Transfere tam 117.2 milyon TL harcadılar! Müthiş bir değişim… Fenerbahçe, UEFA ile alay ediyordu. Ya da mali kriterler, ceza, Avrupa kupalarından men cezası almak umurlarında değildi.

Lig şampiyonluğu hem camiayı rahatlatacak hem de kulübün başarılı olduğu algısını güçlendirecekti. Öyle ya; başarı, bu topraklarda harcadığın paraya karşılık elde ettiğin mevki ile ölçülmüyordu. Ne harcarsan harca, şampiyon olursan başarılı sayılıyordun.

7 yılda 500 milyon TL’ye yakın para harcamış koca bir enkaz vardı artık karşımızda. Futbol olarak keyif vermeyen, olumlu sinyal de vermeyen, kadro mühendisliği olarak berbat inşa edilmiş, 9 tane orta sahada aynı mevkide oynayacak oyuncusu varken hem sağ hem sol bek sıkıntısı çeken, bu da yetmezmiş gibi üçüncü santrforu olmayan bir takım şimdi Fenerbahçe. Önümüzdeki yıl Caner Erkin’in döneceği, Gökhan Gönül ile görüşmelerin sürdüğü söyleniyor. Sivasspor ile sözleşmesi sona erecek Mert Hakan Yandaş’ın önüne servet serildiği iddia ediliyor.

Oysa mevcut durumda kazanılacak şampiyonluk, Covid-19 salgını nedeniyle dibe vuran maç günü ve yayın gelirleriyle kıyaslayınca karlı olmaktan çok kulüpleri batağa sürüklüyor. Çünkü Süper Lig’de şampiyon olmak değil, şampiyon olup, Şampiyonlar Ligi’ne gitmek tek çıkar yol olarak görünüyor. Zira bu ligin şampiyonluğu bir prestijden öteye asla gidemiyor. FFP kriterleri yüzünden bu yıl kim şampiyon olursa olsun Şampiyonlar Ligi’ne gidemeyecek.

Şampiyonluk çözüm değil!

Fenerbahçe’nin hedefi, yıllardır süren sportif başarısızlığı sükseli bir şampiyonlukla geride bırakmak. Çünkü bu ülke futbolunun kodları bu şekilde yazılmış. “Ne yaparsan yap, şampiyon ol!” Bunun için de 100 değil 300 milyon TL bile harcamaya hazır bir camia var. Dahası taraftar beklentisi de giderek artıyor.

Şimdiden not düşelim: Önümüzdeki 3 yıl şampiyon da olsa, ilk 6’ya da girse Fenerbahçe, Edirne’den sonrasına adım atamaz. O atamazsa kim atabilir? Kimse atamaz!

Sivasspor ve Başakşehir dışında şu an Edirne sonrasını görecek kulüp yok! Ceza ertelemesi, kadro sınırlaması, gelirlere temlik koyma gibi cezalar olmazsa, ülke şampiyonunun Şampiyonlar Ligi’ne adım atma olasılığı neredeyse yok. Bu durumu şimdiden kabul etmek gerekiyor. Deniz bitmişti, kum da bitiyor. Balık çoktan çürüdü, tuz koktu. Artık koku, mahalleye yayılıyor.

Ülke futbolu, kendi olmamakta direndiği için, kendine ait olmayan hayatlar yaşadığı için giderek içinden çıkılmaz bir bataklığa saplanıyor. UEFA denetlerken taşın suyunu sıkan kulüpler, bir ertesi sene yüz milyonlarca parayı havalara savuruyor. Çünkü şampiyon olup, “başarılı” görünmek istiyorlar. Olmadıkları, yakın gelecekte asla olamayacakları “dev kulüpler” gibi görünmeye uğraşıyorlar. Sonra da devlet adamlarıyla kapalı odalarda görüşüp vergi affı için ayrıcalık istiyorlar. Aman ne büyüklük! Süper lüks villada oturacaksın ama her ay başında kira zamanı geldiğinde ev sahibine kira ödememek için yalvaracaksın. Böyle büyük olunur mu? 5 yılda bir taraftarından yardım dilenen asırlık çınar olur mu? Ortadaki başarısızlık artık anlık başarılarla örtülemeyecek kadar büyük. Gelecek 10 yılın başarı kriteri, hayatta kalmak olacak. Kendin olmak olacak. Kendin olmayı kabullenmek olacak.

Kendilerini büyük kulüp olarak tanıtıp sizden para isteyen kişi ve kurumlara itibar etmeyiniz! Çünkü kıymetini bilmiyorlar… Bırakın, artık kendileri olsunlar. Yoksa kederden öleceğiz. Fener, Beşiktaş, Galatasaray olmazsa kimi seveceğiz?

NBA’de müthiş heyecan

Futbolda ana gündem UEFA Uluslar Ligi. Organizasyonda ilk sınavını Macaristan karşısında veren Türkiye, ikinci maçında deplasmanda Sırbistan ile karşılaşacak. A Milli takım, bu mücadelede büyük ölçüde beğenilen ancak üretici firmanın logosunun yeri nedeniyle eleştiri alan yeni formalarıyla ...

Messi, ‘gidiyorum’ dedi, bütün taşlar yerinden oynadı

80’lerin ikinci yarısının sonları… Liberya’da potansiyelli bir futbolcunun peşinden koşan yıldız avcılarından biri heyecanla Fransa’ya telefon eder. “Patron, sana bir iyi, bir de kötü haberim var” diyerek başlar söze… Karşıdaki ses soğukkanlı bir ...

Dolu dolu bir spor haftası

Müthiş maçlara sahne olan UEFA Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi’nin sona ermesinin ardından futbolda tempo biraz düştü. Menüde A Milli Takım’ın Macaristan ile oynayacağı UEFA Uluslar Ligi karşılaşması, Fransa Ligi ile Süper Lig takımlarının hazırlık maçları var. Bir de tabii Messi’nin ...