“Hikayemiz kıyafetsiz vücutları, yani nü’yü anlatıyor”

AYŞE ELİF KÖKTAN

İmgeler bize bir dünya gösterir ama dünyayı göstermez. İmgeler gösterilen şeyin kendisi değildir, onların temsilcileridir: bir tür yeniden gösterimidir.” Böyle diyor Richard Leppert, “Nü, Batı Dünyası Modernite Dönemi Sanatında Bedenin Kültürel Retoriği” adlı kitabında.

Leppert, kitapta geçmişten günümüze sanatta nü’nün izini sürerken çıplaklığı, toplumsal hayat ve kültürel bağlam çerçevesinde değerlendiriyor. Sınıf, cinsiyet, yaş ve ırk ayrımlarının, insanın varoluşu açısından doğurduğu sorularla beraber bize sanattaki nü’yü okumanın, inceliklerini fark etmenin, mesajlarını algılamanın yollarını gösteriyor. İnsana ait temel özellikleri mutluluk, arzu, korku, kaygı ve utanç gibi temel duygularla ölçerken Batı modernitesinde insan bedeni’nin bizlere ne söylemeye çalıştığını gözler önüne seriyor.

Kitap, büyük oranda tarihsel olarak Rönesans döneminin başlarından günümüze kadar uzanan ve modernite olarak değerlendirilen geniş zaman diliminde üretilmiş resimler hakkında. Bahsi geçen imgeler Batı Dünyasına, Avrupa ve Kıta Amerika’sına ait, en erken tarihli olanı yaklaşık 1427 yılında, en yenisi de 1992 yılında üretilmiş ve ana vurgu soyut sanattan ziyade temsili sanat üzerinde. “Hikayemiz kıyafetsiz vücutları, yani nü’yü anlatıyor,” diyor yazar.

Sanatta nü yalnızca çıplaklık değildir!

Sanatta nü’nün yalnızca çıplaklık olmadığını, üzerine Batı dünyasının tarihçesinin yazıldığı bir anıt olduğunu anlamamızı sağlıyor Richard Leppert. “Bilhassa incelemeye çalıştığım konu
ise çıplak insan resimlerinin, herhangi bir sosyal oluşum içinde işlerlik gösteren, özellikle sınıf, cinsiyet ve ırk farklılıklarını çevreleyen güç alanları çerçevesinde nasıl işlev gösterdiğini anlayabilmek,” diyen yazar, ardından ekliyor; “Çıplak vücudun bir görüntü -ve bazen de bir gösteri- olarak sunumuyla ilgileniyorum, yani izleyicinin saplantılı bir şekilde göz gezdirdiği yoğun bir ilgi unsuru ve bir sergi objesi oluşu üzerine yoğunlaşıyorum.”

Temsili olarak sunulan bedenler her iki cinsiyetten, her yaştan, farklı ırklardan ve farklı sınıflardan yer alıyor. Hem seküler hem de kutsal objeler kapsam dahilinde tutulmuş. Sunumu yapılan vücutların bazıları zevk, bazıları acı içinde görülüyor. Bu izlenimlerle beraber yazar, sanatın mutluluk, arzu, korku ve endişe gibi duyguların oluşturduğu soyut dünyalarla ilişkisini de sorguluyor.

Çok sayıda görselin de yer aldığı (keşke baskı da siyah beyaz yerine renkli olsaymış) Nü, yalnızca sanat alanının profesyonellerine ve öğrencilerine değil, aynı zamanda sanat eserlerini değerlendirebilmeyi ve yorumlamayı isteyen herkese yol gösteriyor…

Nü, Batı Dünyası Modernite Dönemi Sanatında Bedenin Kültürel Retoriği/ Richard Leppert/ Çeviren: Aydın Çavdar/ Ayrıntı Yayınları/ Sanat/ 304 Sayfa

Raftakiler 4 Eylül 2020

Sahtekâr Javier Cercas Çeviren: Gökhan Aksay Everest Yayınları Roman 440 Sayfa “Sınırın Yasaları”, “Saplantı” ve “Kiracı” romanlarıyla tanıdığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas; Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kampında kaldığını, ...

Henüz 29 yaşında dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazandı!

Her yıl, Dünya edebiyatının İngilizceye çevrilen en iyi eserlerine verilen Uluslararası Booker Ödülü’nün 2020 yılı kazananı geçtiğimiz günlerde belli oldu. Marieke Lucas Rijneveld, ilk romanı “The Discomfort of Evening” ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan en genç yazar ...

Murakami ile kendimizi ‘akışa bırakıyoruz’…

Haruki Murakami ile ilişkim onun kitapları gibi. Sıradan mı, büyülü mü? Heyecanlı mı, tekdüze mi? Var mı, yok mu? İkircikli. Murakami’nin katıksız hayranları, sadece bazı kitaplarını sevenler, önce sevip sonra sevmeyenler, hangi kategoriye girerse girsin her okurunun en azından üstünde ...