İstanbul’un ve insanlarının aksak hikayeleri

Yeşim Özsoy’un yazıp yönettiği “Aksak İstanbul Hikayeleri"nin son derece akıllıca düşünülmüş sahne ve kostüm tasarımı Başak Özdoğan’a ait. Oyunda rol alanlardan biri olan Sanem Öge de oyunun dramaturgu olarak karşımıza çıkıyor. Oyunun kadrosu geniş; 12 kişilik oyunda Yaman Ceri, Alev Cınbarcı, Nükhet Akkaya, Barış Tecimen, Mark Levitas, Abdül Süsler, Özlem Saraç, Somer Karvan, Burcu Esenler, Kıvanç Ergun, Batur Belirdi ve Sanem Öge rol alıyor.

NİHAN BORA SAPMAZ

Prömiyerini 2004 yılında 14. Uluslararası İstanbul Tiyatro Festivali kapsamında yapan bir oyun var karşımda: “Aksak İstanbul Hikayeleri”. O zamanlar ismi Ve Diğer Şeyler Topluluğu olan GalataPerform’un Köln’de 2005 yılında sahnelediği oyunu izlerken, nedense sanki son birkaç yılımızı izliyor gibi hissediyorum. Zira oyuncuların her bir cümlesi hala güncelliğini koruyor…

Yeşim Özsoy’un yazıp yönettiği “Aksak İstanbul Hikayeleri”nin son derece akıllıca düşünülmüş sahne ve kostüm tasarımı Başak Özdoğan’a ait. Oyunda rol alanlardan biri olan Sanem Öge de oyunun dramaturgu olarak karşımıza çıkıyor. Oyunun kadrosu geniş; 12 kişilik oyunda Yaman Ceri, Alev Cınbarcı, Nükhet Akkaya, Barış Tecimen, Mark Levitas, Abdül Süsler, Özlem Saraç, Somer Karvan, Burcu Esenler, Kıvanç Ergun, Batur Belirdi ve Sanem Öge rol alıyor.

İstanbul’dan ziyade Türkiye’nin bir fotoğrafını çeken bir sahneyle açılıyor oyun. Farklı boyut ve yüksekliklerdeki sütunlarda duran insanların her biri farklı bir zümreyi temsil ediyor. Taksicisi, beyaz yakalısı, emekli öğretmeni, asi genç kızı ve daha fazlası… Her birinin hayatından kesitler izliyoruz. Taksici aldığı müşteriyi “Biner binmez suratı beş karıştı” diye tanımlıyor. Aynı sırada, yolcu da taksiciyi ‘tedirgin edici’ bakışlarıyla tarif etmekle meşgul. Taksicinin hikayelerindeki karakterleri yine orada izliyoruz. Sevdiği adama kaçınca yakalanan ve daha sonra sevmediği bir adamla evlendirilmek istenen kadın da orada… Ardından mesleğine yıllarını vermiş idealist öğretmen de kaç darbe gördüğünden ama yine de ayakta olduklarından dem vuruyor. Hiç unutmadığı bir öğrencisinin, bir gün gelip yurt dışına gideceğini söylediğini anlatıyor. Öğrencisi, “Gideceğim hocam. Gemilere biniyorsun, atlıyor yüzüyorsun” diyor. Öğretmenin yorumu ise şu oluyor: “Evladım bu ülkede bu kadar mı kötü her şey?”…

“Yasak diyen herkes yasakmış artık”

Diğer yanda birbirine ‘kafir’ ve ‘yobaz’ diyen bir anne-kız var. Diğer kızları hayırlı olmuştur ama bu asi kızı da ‘Allah öyle yaratmıştır’. Dindar bir anne ve şiddet eğilimli bir babanın iki kızından oluşan bu ailede, kadına saygısızlık hat safhadadır. Bu asi kız Özge, sokaklarda gezerken aniden ‘toplum polisi’nin uyarısıyla karşılaşıyor: “Orada durmak yasak.” Özge hiç durur mu hemen veriyor cevabını: “Size söylemediler mi? Son yasaklara göre yasak diyen herkes yasakmış artık.”

Aksak İstanbul Hikayeleri, hepimizinkilerden veya yakınında şahitlik ettiği hayatlardan örnekler sunuyor. Yurt dışına kaçan Cihat’ın bunu sadece kardeşine söylemesi, kardeşinin yıllar sonra keşke’lerle dolu cümleler kurmasına neden oluyor: “Tanımadığın bir ülkenin kıyılarında belirsiz bir noktada kendini dalgalara fırlatacak kadar mı nefret ediyorsun buradan?” Son yıllarda farklı nedenlerle, başka ülkelere göçün arttığını hepimiz biliyoruz. Ama işin ilginç yanı 15 yıl önce de bu böyleymiş. Değişen tek şey belki de, göç etme isteğinin hızla artıyor olması.

Geleneksel Türk ailesindeki cefakâr kadını da görüyoruz oyunda. Aynı kadın, gerektiğinde kocanın kötü sözlerine de maruz kalıyor. Aynı adam kızlarını da, ‘anasına benzemek’le suçluyor. Ve kadın hep Allah’a sığınıyor… Aynı ailenin iki kızından biri evde ‘koca’ beklemenin meziyet olduğunu düşünürken; diğeri erkeklerden nefret eden, haklarını sonuna kadar arayan, ailesine göre ‘değişik’ olan bir kadın… Yurt dışına göç eden Cihat’ın sevgilisi rolündeki bir başka kadın, sevgilisinin onunla yeterince ilgilenmediğini, başka bir kadın olup olmadığını sorguluyor. Bir diğer genç kadın da, sevgilisiyle gerçek bir iletişim kuramıyor, tam yakınlaştıkları esnada bir aksilik çıkıyor.

Müzikteki ‘aksak ritim’ öğesinden yola çıkılarak oluşturulan oyun; aksayan, uyumla uyumsuzluk içinde yaşayan insanları anlatıyor bize. İstanbul’un her türlü insanı barındırabildiğini ya da ‘bir şekilde’ barındırabildiğini anlatıyor hikayeler bize. Hır gür içinde, herkesin gergin olduğu ve birbirine asla tahammülü kalmayan bir hayatı… Bu oyunla 2006 Afife Tiyatro Ödülleri’nde Cevat Fehmi Başkut En İyi Yerli Oyun Yazarı Ödülü’nü alan Yeşim Özsoy’u tanımlarken, son zamanların en başarılı tiyatro insanlarından olduğunu söylemeyi ihmal etmeyeyim. Bu oyun da zamansız ve gerçekten dönemine göre epey öngörülü bir iş olmuş. Tüm oyuncuların kendine has üslubuyla aradan 15 yıl geçse de hala keyifle izlenebileceğini söylemek mümkün. Oyunu GalataPerform’un YouTube sayfasından şu linkten izleyebilirsiniz:

 

Raftakiler 4 Eylül 2020

Sahtekâr Javier Cercas Çeviren: Gökhan Aksay Everest Yayınları Roman 440 Sayfa “Sınırın Yasaları”, “Saplantı” ve “Kiracı” romanlarıyla tanıdığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas; Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kampında kaldığını, ...

“Osman Kavala’nın hapiste olması çok, çok üzücü”

Ümit Boyner, kamuoyunun TÜSİAD Başkanı olduğu yıllardaki sözünü sakınmayan tutumuyla tanıdığı bir isim. Mesleki alanı finansman olan Boyner, 2006 yılından beri de Boyner Grubu’nun yönetim kurulu üyesi. KAGİDER kurucusu olmaktan TEGV, Tohum gibi vakıfların yönetiminde yer almaya kadar çok sayıda ...

Henüz 29 yaşında dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazandı!

Her yıl, Dünya edebiyatının İngilizceye çevrilen en iyi eserlerine verilen Uluslararası Booker Ödülü’nün 2020 yılı kazananı geçtiğimiz günlerde belli oldu. Marieke Lucas Rijneveld, ilk romanı “The Discomfort of Evening” ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan en genç yazar ...