Karantina sürecinden çıkan mini tiyatro serisi: Evde

Karantinada Evde olanlar

NİHAN BORA SAPMAZ

Ev, hem en sevdiğimiz, sığınağımız; hem de bir anlamda birçok yüzleşmenin adresi… Mart ayından itibaren, dünyayı saran COVID-19 salgınıyla birlikte ne kadar süreceğini bilemediğimiz bir döneme girdik.

Bu süreçte yaşananlar ise oyun yazarı, yönetmen ve oyuncu Murat Mahmutyazıcıoğlu ve Emre Yüksel’in kalemini harekete geçirdi ve Bam İstanbul olarak sürecin hemen başında Evde isimli oyun okumalarına başladılar. Murat yaklaşık 10 yıldır tanıdığım, son dönemin bence en etkili yazarlarından biri. Bir iki oyununu kaçırdım ama, izlediğim her oyununu çok net hatırlatan sihirli bir kalemi var. Murat bu projeyi hayata geçirirkenki düşüncelerini şöyle paylaşıyor benimle: “Hem kendi hislerimizi paylaşmak hem de seyirciyle bağı koparmadan bir yazma ve prova rutinine devam etmek istedik. ‘Evde’, ayrıca online prova ve teatralliği araştırabilir miyiz diye yola çıktığımız ve bu hislerle paylaştığımız bir proje.”

10 oyuna tamamlanacak Evde projesinin ilki, 19 Mart’ta Bam İstanbul’un Instagram hesabı üzerinden yayınlanmaya başladı. Serinin ilk oyunu Ege Evde’yi Murat yazdı, Melis Öz okumasını yaptı. Kanada’ya gitmek üzere planlarını ayarlamış olan Ege, koronavirüs salgını sebebiyle eve kapanır. Bu ülkeden hızla gitmek isteyen Ege, karantina ile kendini sıkışmış hisseder. Ev günleri başlamadan kısa bir süre önce Kadıköy’de bir barda hoşlandığı adamla haftalar sonra karşılaştığında heyecanlanır. Eldivenli, maskeli, evden çıkmanın gergin hissettirdiği bir anda birbirlerini görüp sohbet ederler ve bir bira ısmarlama planı için birbirlerine gün veremezler. “Bugünler geçince biralar benden” der, çocuk…

“Faturaları ne yapacağız?”

Serinin ikinci oyunu yine Murat imzalı ve okuyanlar ise oyunculuklarına hayran bırakan iki isim: Canan Atalay ve Barış Gönenen. Geçen Yaz isimli oyunda genç bir kadın ve erkek, kendilerini Instagram’a bakmak için zor tutar. Bir like ile başlayan ve sonsuz like vermeye kadar giden anlar silsilesi…

Birbirlerini karantina öncesi Tinder buluşmasında tanıyan bu ikili, önce Instagram like’larıyla iletişim kurarlar, sonra karantina günlerinin kaçınılmaz iletişim yöntemi olan görüntülü konuşmaya geçerler. Burunlarından kıl aldırmayan ama bir yandan da sıkıntıdan sohbet etmeye çabalayan ikilinin ilişkisi, kızın bir şeye sinirlenmesinin ardından sonlanır. Kız, çocuğu hemen ‘instoş’tan da engeller ve rahatlar. Sonra zihinden geçen sorular ve düşünceler yine tanıdıktır; “Faturaları ne yapacağız ya?”, “Viyana Modern Sanat Müzesi’ni gezmeye başlıyorum.”

Emre Yüksel’in kaleme aldığı üçüncü oyun Tepeye Doğru’da Başak Kıvılcım Ertanoğlu okuyor ve hatta oynuyor. Başak da son yılların en dikkat çeken oyuncularından biri. Kapıyı çarpıp çıktığı gibi koşmaya başlayan bir kadın… Kafasından bir yandan alakasız bilgiler geçer; jet uçaklarının alçaktan uçtuklarında çıkardıkları sesleri, internet kesildiğinde VPN’le internete nasıl girildiğini veya her zaman hazır olması gereken gözaltı ve deprem çantalarını düşünür. Sonra kaçmaya devam eder; pardon koşmaya… Kaçmak için koşmak ya da koşmak için kaçmak…

“Her şeyin değiştiği o gün…”

Bam İstanbul’un ‘Evde’ projesi 10 oyundan oluşuyor. Bunlardan ikisi olan ‘yarım tirat’ ve ‘Lan!!!’ın metinleri oyun yazarı, yönetmen ve oyuncu Murat Mahmutyazıcıoğlu’na ait.

Dördüncü oyun, Yarım Tirat’ı Murat yazmış ve Ceren Taşçı okuyor. Bir oyun okumasında olan oyuncu Merve, iç sesiyle baş başadır. Hem oyuna konsantre olmaya çalışır hem de içinden oyuncu arkadaşları ve hocasıyla ilgili gıybet yapar. Merve, tiradı gelene kadar beklediği anlarda düşünceleriyle doldurur bu boşlukları. Sonlara doğru sırası geldiğinde o çok çarpıcı tiradını söyler: “Bomba patladıktan bir hafta önce, savaştan bir adım uzakta, depremden 10 yıl önce, krizle beraber, her seferinde… Aynı yerde… Yüz yüze, karşı karşıya…”

Murat’ın yazdığı ve Görkem Kasal’ın okuduğu Lan!!!, yine karantina dönemindeki birçok deneyimimize ışık tutuyor. Bir zamanların deniz manzaralı, ev sahibinin “40 sene önü kapanmaz buranın” dediği ev, artık 40X40 tuvalet penceresinden minik bir seyir sunar. Evde kaldıkça apartmandaki her bir sese hassasiyet kazanan adam, annesinin dolaba koyduğu bamyayı üstüne boca edip kendini boğaza vurur. Boğazdaki yalnızlık hoşuna gider, herkes evdedir. Bu süreçte en çok kitaba, laptop’a sarılır, evdeki her şeyi öper, sevmeye başlar…

Serinin altınca oyunu Her Şeyin Her Şeyle Bir İlgisi Olmalı oyununun metni Emre Yüksel’e, okuması ise Erdem Kaynarca ve Melis İşiten’e ait. Bir kız ve bir erkek görüntülü sohbet esnasında birbirlerine bazı anılarını anlatır. Çocuğa göre her şeyin değiştiği gün yeğenini Beşiktaş’ın maçına götürdüğü ve bir silahın patladıktan sonra herkesin dağıldığı gündür; Mayıs 2013. Kız içinse küçükken yazlıkta hoşlandığı çocuğun memesini ellemesine izin verdikten sonraki süreç… Çünkü arkadaşları “Neden sağ memeni de elletmedin, biri diğerinden küçük kalacak” dedi diye, kız için o gün her şeyin berbat olduğu gün olarak tarihe geçer… 2000 yazı.

“Nefes al, nefes ver…”

Serinin şimdilik son oyunu olan Gezegen’in metni ise Murat’a ait. Oyun okumasını -ve aslında performansı da demeliyiz-, Ayfer Dönmez üstleniyor. Mat üzerinde yüz üstü yatan bir kadın, nefes al, nefes ver egzersizi yapar. Yüzü yere yakın olduğu için de bol bol toz görür, onlardan hiç haz etmez. Bu kadın, evde kaldıkça sakinleşmeye çalışır ama bir yandan da evde her şeyle yakınlaşır, yakınlaştıkça temizlik hastası olmaya doğru gider.

Murat Mahmutyazıcıoğlu ve Emre Yüksel’in karantina süreciyle paralel kaleme aldığı metinler milyonlarca evde yaşanan birçok hayata ayna tutuyor. Hepsi birbirinden özel ve farklı konuya parmak basıyor. Sadece bugünlere de bakmıyor, geçmiş ve geleceğe dair var olan alt metinleri de çok etkileyici. Özellikle mart ayında bu işi yapmaya başladıklarında, yani her şeyin son derece flu olduğu zamanlarda attıkları bu adım son derece kıymetli ve uzun yıllar hatırlanacak.

Evde projesindeki oyunlar, Bam İstanbul’un Instagram ve YouTube hesapları üzerinden izlenebiliyor.

Raftakiler 4 Eylül 2020

Sahtekâr Javier Cercas Çeviren: Gökhan Aksay Everest Yayınları Roman 440 Sayfa “Sınırın Yasaları”, “Saplantı” ve “Kiracı” romanlarıyla tanıdığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas; Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kampında kaldığını, ...

Henüz 29 yaşında dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazandı!

Her yıl, Dünya edebiyatının İngilizceye çevrilen en iyi eserlerine verilen Uluslararası Booker Ödülü’nün 2020 yılı kazananı geçtiğimiz günlerde belli oldu. Marieke Lucas Rijneveld, ilk romanı “The Discomfort of Evening” ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan en genç yazar ...

Bu hafta kaçırmayın 4 Eylül 2020

4 EYLÜL CUMA 13.00 SERGİ Alexis Gritchenko: İstanbul Yılları Meşher, tekrar kapılarını açan bu sergisinde 1919-1921 yılları arasında Moskova’dan kaçıp İstanbul’a sığınan usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Alexis Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Gritchenko’nun kariyerinde ...