Kadınların gözünden Her Güne Bir Vaka

Karantinada kadın olmak

NİHAN BORA SAPMAZ

Vatandaş değiliz, yardım da alamıyoruz. Az kaldı, aç kalacağız, “Müşterilerin gözünde iki ayaklı virüslere döndük”, “Hayat dediğin şeyin izolasyon olduğunu yeni öğrendim”, “Gelmene gerek yok, yıllık iznine sayarız”, “Hayat eve sığar ama ölüm de eve sığar”, “Haftalardır yardımcısızım mesela”, “Pandemi ilan edileli günler olmuş, biz hala setteyiz”…

Tüm bu cümleler; temizlik işçisi, kargo çalışanı, 70 yaşındaki emekli öğretmen, hemşire, ev hanımı, influencer ve dizi oyuncusu olan kadınlara ait. Farklı sosyal statü ve farklı meslek sahibi bu kadınların karantina sürecinde neler yaşadıklarını son derece gerçekçi bir kurguyla izliyoruz.

Sevilay Saral’ın yazdığı Her Güne Bir Vaka serisinde; Aysel Yıldırım, Bulut B. Sezer, Ayşenil Şamlıoğlu, Elif Karaman, Songül Öden, Berna Laçin ve Zeynep Okan rol alıyor. Bir anlatı tadında olan tek kişilik monologlar, Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun YouTube sayfasında gösterimde. Mayıs ayında yayınlanmaya başlayan bu tek kişilik anlatılar, Türkiye’deki farklı kesimlerden kadınların yaşamlarını öyle iyi anlatıyor ki, her birinde mutlaka bir tanıdığımızı ya da belki de kendimizi görüyoruz.

Kadınların salgın dönemindeki yaşamları

Sevilay Saral’ın daha önce kadın odaklı yazdığı oyunlardan ismini duymuş, fakat herhangi bir işini izleyememiştim. Bu vesileyle çok iyi bir oyun yazarıyla tanıştığımı söylemeliyim. Saral, her bir karakteri bu kadar kısa zamanda o kadar derinlemesine anlatıyor ki, bu büyük bir maharet istiyor açıkçası. Ayrıca rejiyi üstlenen Aysel Yıldırım’ın muazzam dokunuşlarını da belirtmeden geçmeyeyim. Hem oyunculuğu hem tüm serinin rejisiyle göz dolduruyor.

İlk monolog, Bayan Pazartesi’ye ait. Ev hizmetlerinde çalışan göçmen bir kadın olan Pazartesi, COVID-19 negatiftir. Salgının ardından, temizliğe gittiği evde yatılı olarak kalmaya başlar. Fakat bir süre sonra kadın, erkek, çocuklar, köpekler yani herkes evde olduğu için sıkılmalar başlar. Sonra da kadın, evine gönderilir, yani işsiz kalır.

Evde diğer kız arkadaşlarıyla yaşayan Pazartesi, vatandaş olmadığı için yardım alamaz. Birçok ev hizmetlisi göçmen kadın gibi o da, memleketindeki 7 yıldır hasret kaldığı çocuğunu okutmak için çalışıyordur. İşini ne kadar iyi ve temiz yaptığından bahseder. “O yıkadığım perdeden korona bir içeri girsin bakalım…” der. Video aracılığıyla da iş aradığını söyleyip konuşmasını bitirir.

Bayan Salı, COVID-19 pozitif. Bir kargo çalışanıdır ve karantina sürecinde neler yaşadıklarını anlatır. İşlerin çığırından çıktığını, müşterinin gözünde ‘iki ayaklı virüslere döndüklerini’ söyler ama bir yandan da insanların mecburen internetten alışveriş yapmasına hak verir. Fakat bir gün, yırtık bir kutuyu tam kapatacakken içindeki kırmızı rugan ayakkabıyı görünce afallar. Yine de “belki ihtiyaçtır” der… Müdürleri ise onları hep motive etme derdindedir: “Bu ülkenin kahramanları sizlersiniz; bir doktorlar, bir de sizler…”

Hayat dediğimiz şey aslında bir izolasyon

Bayan Çarşamba, COVID-19 negatif. 70 yaşındaki emekli öğretmenimiz, sokağa çıkma yasağından ötürü kendini pek iyi hissetmez. Fakat önceki yaşamının da izolasyon olduğunu “Hayat dediğim şeyin aslında izolasyon olduğunu bu şekilde öğrendim” der. Görüntülü konuşma sayesinde Amerika’daki oğlu ve torunuyla konuşur, kızı ona ihtiyaçlarını alıp getirir. Şehri çok sevdiğini ama şöyle bir dönüp baktığında da yaşlılar için bu şehrin çok zor olduğunu söyler. “65 yaşından sonra zaten izoleyiz. Bir kere bile düşünmediler, şu insanları nasıl dışarı çıkarırız, nasıl sosyalleştiririz?”

Bayan Perşembe, COVID-19 negatif. Sağlık çalışanı bir hemşire, çalıştığı özel hastanede ısrarla test yaptırmak istemesine rağmen hep geçiştirilir. En sonunda bir devlet hastanesinde yaptırdığı test pozitif çıkar ve evde karantinaya alınır. Sonra da “Gelmene gerek yok, yıllık iznine sayarız” derler. “Sağlık çalışanlarına düzenli test yapılmalı.”

Hayat eve sığar ama ölüm de eve sığar

Bayan Cuma, COVID-19 pozitif, aslında negatif. Eşinden şiddet gören bir kadındır Cuma. Bu şiddeti sonlandırmak ve eşinden ayrılmak için harekete geçmiştir ki, virüs başlar. Eskiden de şiddet gördüğünü ama karantina döneminde evde, balkonda, yemekte her yerde eşiyle olması onu çileden çıkarır. En sonunda üst komşusunun da fikriyle virüs kapmış numarası yapar ve böylece evin içinde kocasından ancak böyle uzaklaşabilir. “Sen gezersen virüs de gezer ama benim evimin içinde de virüs var. Hayat eve sığar ama ölüm de eve sığar”.

Bayan Cumartesi, COVID-19 negatif. Negatif bir şeyin pozitif olarak söylenmesinin şaşkınlığını yaşar. Anne olunca cemiyet hayatından uzaklaşmış ve kendini pozitif yaşama vermiştir. Sosyal medya takipçileriyle yaşar, onların yorumları onu hayata bağlar ama ne zaman ki, olumsuz yorumlar gelmeye başlar, işte o da o anda sıkıntısını ortaya döker. Sonuçta onun da yardımcısı haftalardır gelmiyordur ve evdeki işlerin hepsini artık yapmak ona düşmüştür.

Bayan Pazar ise COVID-19 pozitiftir. Bir dizi oyuncusu olan Pazar, AVM’lerin, kafelerin, tiyatroların kapanmasına rağmen sette çalışmaktan şikayetçidir. İdari yapımcı çekimlere devam kararı verir ve sette bir kişinin virüs kapma dedikodusuna rağmen sosyal mesafeyi yok sayan tüm çekimlere devam ederler. Oyuncular için belirsizlik bulutunun onları umutsuzluğa sürüklediğini söyler. Virüse yakalanınca da karantinaya girer ve bol bol düşünmeye başlar, sorgular. Sosyal medya hesaplarını kapatır, kendine bir YouTube sayfası açar ve korona günlerinde kadınların yaşadıklarını onunla paylaşmasını ister.

Her Güne Bir Vaka, kadınların karantina dönemindeki yaşantılarına çok çarpıcı bir ayna tutuyor. Ayrıca her bir kadının kendi gününü söylemesinin ardından COVID-19 pozitif veya negatif olduğunu belirtmesi, belki de bu dönemden bize yadigar kalacak…

Evde olan kadının karantina döneminde iş yükünün artması, çalışan ve işsiz kalan kadının dramı, evde halihazırda şiddet gören kadının bu süreçteki çığlığı, işini her şeye rağmen en iyi şekilde yapmaya çalışan kadınlar…

Tüm oyunculukların bu kadar güçlü olmasının nedeni onların yeteneklerinin yanında hepimizin benzer şeyler yaşamış olmasından kaynaklı sanırım. Tüm oyunlarda göze çarpan bence en önemli şey ise, kadınların her ne yaşarsa yaşasın yüzündeki tebessümün eksik olmaması.

Ne acayip varlıklarız ki, umut hep baki! Gücümüz de burada saklı…

* Tüm oyunları Boğaziçi Gösteri Sanatları Topluluğu’nun (BGST) YouTube sayfasından izleyebilirsiniz.

Raftakiler 4 Eylül 2020

Sahtekâr Javier Cercas Çeviren: Gökhan Aksay Everest Yayınları Roman 440 Sayfa “Sınırın Yasaları”, “Saplantı” ve “Kiracı” romanlarıyla tanıdığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas; Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kampında kaldığını, ...

Henüz 29 yaşında dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazandı!

Her yıl, Dünya edebiyatının İngilizceye çevrilen en iyi eserlerine verilen Uluslararası Booker Ödülü’nün 2020 yılı kazananı geçtiğimiz günlerde belli oldu. Marieke Lucas Rijneveld, ilk romanı “The Discomfort of Evening” ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan en genç yazar ...

Bu hafta kaçırmayın 4 Eylül 2020

4 EYLÜL CUMA 13.00 SERGİ Alexis Gritchenko: İstanbul Yılları Meşher, tekrar kapılarını açan bu sergisinde 1919-1921 yılları arasında Moskova’dan kaçıp İstanbul’a sığınan usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Alexis Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Gritchenko’nun kariyerinde ...