Gündemi izleme kılavuzu

Konusu ve zamanını iktidarın seçtiği bir polemik başladı

HAKAN ÇELENK

 

Mola verilen iç siyaset tekrar eski günlerine döndü. Son günlerde AKP ile CHP arasında alevlenen darbe tartışması tesadüf değil. İktidarın bir strateji izleyerek gündemi getirip bıraktığı yer burası.

Salgınla birlikte Mart başında durulan siyasetin kapısını ilk olarak Nisan başında İçişleri Bakanı Soylu araladı. Sokağa çıkma yasağı isteyen CHP’lileri PKK’lılarla DHKP-C’lilerle birlikte kentleri karıştırma planı yapmakla suçladı. Sonrasında sokağa çıkma yasağı ilan edildi, darbe falan da gelmedi elbette. Ama olsun, biz bunu normale dönüş adımı olarak okuduk. Çünkü AKP’nin CHP’yi darbecilikle suçlaması vaka-i adiyedir ve siyasetin olağan seyrinin parçasıdır. Sonrasında CHP’li belediyelerin yardım faaliyetlerini yasaklanmasıyla söylemden eyleme de geçildi. Yapılanların tesadüf değil geleneksel AKP stratejinin parçası olduğunu, “Salgında bile siyasette normalleşme istenmiyor” başlıklı 19 Nisan tarihli yazıda anlatmıştım.  Çünkü hep kutuplaşmadan beslendiler, hep işe çoğunlukla yaradı; başka bir siyaset yöntemleri de yok. Salgında gereken milli birlik havası da kaideyi değiştirmiyor. Sonrasında Soylu sustu, Erdoğan 20 Nisan’da Başakşehir Şehir Hastanesi’nin açılışında zehir zemberek konuşmayla sazı eline aldı. CHP’li belediyelerin salgın yardımları için “Bu tür faaliyetler FETÖ ve PKK tarafındaki örgütler tarafından da denenmişti” dedi. Bu kendisi için siyasetin tekrar açılmasının galasıydı. 21 Nisan’da ‘İç politika kendi anormaline dönüyor’ diye yorumladım. CHP’yi ise gündemdeki belirleyicilik rolünü Erdoğan’a bıraktıkları, şimdi onun gündemin peşinde sürükleneceklerini anlatarak eleştirmiştim. Bunları anlatırken tek derdim meramımı kanıtlamak.  Bugüne göre göre geldik.

Şimdi CHP’li Özel’in sözlerinin ardından başlayan darbe tartışmasına geldik. Türk Tarih Kurumu’nun başına  yapılan atamaya CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, “Saray rejiminin, Saray düzeninin sonu geliyor. O son, Atatürk’ün kemiklerini sızlatacak bütün bu atamaların, bütün bu liyakatsizliklerin sonunu getirecek” diye tepki gösterdi. Demokrasilerde muhalefetin iktidarı devireceğini söylemesi sıradan bir satır arasıdır. O sözlerde rejim kelimesinin kullanılması diyorsanız onun da sıradanlaşmış bir muhalefet söylemi olduğunu göreceksiniz. Daha da sertleri var.

Özel’e yanıt veren AKP Sözcüsü Ömer Çelik, CHP’nin inandığı tek rejimin ‘Yassıada rejimi’ olduğunu söyledi. Genel Başkan Yardımcısı Özhaseki “15 Temmuz’da Aziz Milletimiz bu gibi tehditlere pabuç bırakmadı, bundan sonra bırakmaz” diye çıkıştı…vs..vs..

İktidarın çektiği tuzağa düşmemesi için CHP’nin dilini tutmasını isteyenler var. Mantık şu: Sert siyaset, kutuplaşmayı, kutuplaşma AKP’yi besliyor. Bundan kaçınmak için polemiklerden uzak durmaları salık veriliyor.

Sorumluluğu konuşmak olan muhalefet partisinin dilini tutması akıllıca bir iş sayılmaz.

Görüldüğü gibi haklılığı kanıtlanmış sokağa çıkma yasağı talebinde de, evlerin kapısına koli bırakırken de, Özel örneğinde de darbeci suçlamasına maruz kalabiliyorlar. İktidarın suçlama kapasitesinin bir sınırı, karşı taktik geliştirilebilecek mantıksal çerçevesi yok. Polemik başladı mı yaptıkları tek şey var. Aynı  şeyi tekrar tekrar, her zaman her yerde, sürekli söylüyorlar. Terim’in ünlü videoda söylediği gibi, taktik maktik yok, bam, bam, bam…

Dilini tutarak kaçınılabileceği bir olgunun içinde yaşamıyor muhalefet. Mesele polemiğe girmek ya da girmemek değil, daha ciddi.

San Tzu, zafere ulaşmanın en önemli sırlarından ikisinin savaşın zamanı ve yerini tayin etmekten geçtiğini 2 bin 500 yıl önce anlatmış. Siyaset örneğinde, polemiğin zamanını ve konusunu hep iktidar seçiyor. Muhalefetin belirleyici bir politika üreterek halkın karşısına çıkmak dışında şansı yok.

ABD ve Rusya yeniden nükleer savaş diliyle konuşuyor

Salgının yan etkisi: Kan sıkıntısı başlayabilir, sağlıkçılar bağışa çağrıldı

Cumhurbaşkanı adaylığı yarışı CHP’de erken başladı

Bu kadar spekülasyon canımıza tak etti. Bütün amaç bizim içimizde bir tartışma yaratıp moralimizi düşürmek CHP’nin gündeminde Abdullah Gül diye bir isim olmadı, şimdi de yok, olmayacak da…” 25 Nisan 2018’de CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah ...

Devletin bayramını bitirmekten halkın bayramını yasaklamaya giden yol

Türk Dil Kurumu’nun sözlüğü, bayram sözcüğünü “Millî veya dinî bakımdan önemi olan ve kutlanan gün veya günler” diye tanımlamış. İkinci bir anlam olarak da ‘Kutlanan gün’, ‘Sevinç, neşe’ diyor. “Kutlama” sözcüğünün karşılığı olarak da TDK “Mutlu bir olaya sevinildiğini ...

Sürü bağışıklığına beklenenden daha yakınız

Koronavirüse bugün enfekte olsanız 2 ile 14 gün arasında belirtileri hissetmeye başlarsınız. Eğer durumunuz ölümcül hale gelirse enfekte olduktan ortalama 15 ile 20 gün sonra yaşamınızı yitirirsiniz. Bu satırları okuduğunuz şu dakikalarda hastalığa dünyada çözüm bulunsa bile tedavinin ...