Suud Prens’in kanlı taht oyunlarında son sahneler çarpıcı

MBS, istihbaratçı generali elinden nasıl kaçırdı?

Suudi Arabistan’ın Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ya da kısa adıyla MBS’nin şu sıralar tek bir hedefi var; üç yıldır firarda olan eski üst düzey istihbarat subayı Saad El Jabri’yi ele geçirmek.

Halen Kanada’da olan Saad El Jabri’yi ikna etmeye çalıştı olmadı, tehdit etti olmadı. Kanada’dan iadesini istedi, Interpol’den kırmızı bülten çıkarmaya çalıştı, olmadı. En son geçen ay, El Jabri’nin Suudi Arabistan’da kalan kızı ve oğlu ile erkek kardeşini rehin aldı.

34 yaşındaki Veliaht Prens Muhammed bin Selman ile Suudi Arabistan’ın terörle mücadele sırları, yabancı banka hesapları. Suudi Kraliyet ailesinin kıdemli üyelerinin finansal varlıkları dahil en hassas ve derin bilgilere sahip 61 yaşındaki ‘istihbarat generali’nin savaşı 2015’te başladı.

Kendini sıfırdan yarattı

Saad El Jabri, fakir bir aileden geliyordu. Babasını çocuk yaşta kaybedince, ailesini geçindirme sorumluluğunu üstlendi. Polis Akademisi’ne gitti. Polis memuru olarak ilk görev yeri Taif’ti.

Çalışırken, Riyad’taki Kral Fahd Üniversitesi Güvenlik Koleji’nden lisans diploması aldı. Ardından Arap Dili ve Edebiyatı okudu. Bu sırada bilgisayarlara merak duymaya başladı. Riyad’ta bir de Bilgisayar Programlama diploması aldı. İlgisi daha da artmıştı. 1980’lerin sonunda Suudi Arabistan’da bu dalda yüksek lisans yaptı, 1997’de İskoçya Edinburgh Üniversitesi’nde ‘yapay zeka’ doktorası aldı.

Bu arada evlendi ve ikisi kız 8 çocuk sahibi oldu.

İskoçya’dan döndükten sonra özel sektörde çalışmayı düşünüyordu. Ancak dönemin Veliaht Prensi ve İçişleri Bakanı Nayef bin Abdülaziz’in emriyle İçişleri Bakanlığı’na girdi. Kral Fahd Güvenlik Koleji’nde de öğretmenliğe başladı.

Sonraki 20 yıl boyunca önce Nayef bin Abdülaziz’in, ardından önce İçişleri Bakanı, sonra Veliaht Prens olacak oğlu Muhammed bin Nayef’in sağ kolu oldu.

2003’te Riyad’ta patlayan ve 39 kişinin ölümüne neden olan bombalar, dikkatleri El Kaide’ye çevirdi. Prens Muhammed bin Nayef, tüm gücüyle örgütün üzerine giderken, El Jabri arkasındaki beyindi.

Bu dönemde Suudi Arabistan’ın “Beş Göz” (ABD, İngiltere, Kanada, Avustralya, Yeni Zelanda) olarak adlandırılan batılı istihbarat teşkilatlarıyla olan ilişkilerinde bağlantı noktası oldu. Geniş çapta bilgi paylaşımı, El Kaide’yi önemli ölçüde geriletti.

Onunla birlikte çalışan eski bir Batılı istihbaratçı, El Kaide’nin 2010’daki bombalı kargo uçağı planının, El-Jabri sayesinde önlendiğini anlatıyor:

“Yemen El Kaidesi, Ekim 2010’da iki ayrı kargo uçağını, toner kartuşlarının içine yerleştirdiği 300-400 gramlık plastik patlayıcılarla Chicago üzerinde havaya uçuracaktı.

Ancak Suudi istihbaratının El Kaide içinde bir muhbiri vardı. El Jabri, bombaların yerleştirildiği cihazların seri numarasına kadar tüm planı öğrendi.

Bomba önce Yemen’in başkenti Sana’dan bir yolcu uçağının içinde Dubai’ye gitti. Burada bombalı kartuş UPS’in kargo uçağına aktarıldı. Uçak Almanya’ya indi. Paket burada Chicago’ya giden bir başka UPS uçağına aktarıldı. İngiliz polisi, Suudiler’den gelen istihbarat üzerine uçağı Leicestershire’daki East Midland Havaalanı’na indirdi ve bombayı imha etti.

Diğer bomba ise Qatar Havayolları’nın bir yolcu uçağıyla Sana’dan Doha’ya geldi, bir diğeriyle Doha’dan Dubai’ye gitti. İkinci bomba Dubai’de yine Chicago’ya gidecek FedEx uçağına yerleştirildiği sırada bulundu. Paketlerin üzerindeki adresler Chicago’daki iki ayrı sinagoga aitti. İki bomba da cep telefonu sinyaliyle patlayacak şekilde hazırlanmıştı.

Bombalar planlandığı gibi patlasaydı yüzlerce kişi ölecekti.”

Bir başka eski batılı istihbarat yetkilisi ise “Dr. El Jabri, Suudi terörle mücadele çabalarını değiştirdi” diyor. “Onu kaba, şiddet içeren, itirafa dayalı bir sistem olmaktan çıkarıp, modern adli tıp ve bilgisayar tabanlı veri işlemeye dayalı bir sistem haline getirdi. Suudi Arabistan istihbaratında işe yaramayan onlarca kişi arasında çalıştığımız en akıllı adamdı…”

El Jabri 20 yılda yükseldi, general rütbesi aldı, sonunda Veliaht Prens Muhammed bin Nayef ona kabinede görev verdi.

Kral öldü, işler bozuldu

Ancak 2015’te her şey değişti. O yıl Kral Abdullah 90 yaşında öldü, yerine 79 yaşındaki üvey kardeşi Selman tahta çıktı.

Tahta çıkar çıkmaz iki şaşırtıcı karar aldı. O zaman henüz 29 yaşında olan oğlu Muhammed bin Selman’ı Savunma Bakanı yaptı. Selman dünyanın en genç savunma bakanı oldu.

Ardından küçük kardeşi Prens Muqrin’in yerine yeğeni Muhammed bin Nayef’i Veliaht Prens atadı. Suudi tahtına ilk kez bir ‘torun’ adaydı. Oğlu Selman’ı, Nayef’in yardımcısı yaptı. Aslında bu atama, Nayef uzaklaştırıldığında Selman’ı tahtın en büyük varisi yapacaktı.

Kral Salman ülkenin tüm askeri ve ekonomik gücünü iki prensin elinde toplamıştı. Bir yanda Veliaht Prens Muhammed bin Nayef, diğer yanda Muhammed bin Salman vardı.

Selman gücü ele geçiriyor

Selman kısa süre sonra Başbakan Yardımcısı ve Ekonomi ve Kalkınma Konseyi’nin başkanı ilan edildi. Babası ortada yoktu, fiilen ülkeyi o yönetiyordu.

MBS’nin ilk icraatı İran’ın uydusu olarak gördüğü Yemen’deki Şii Husi’lere karşı iç savaşa müdahale oldu.

El Jabri, Veliaht Prens’in sağ kolu, kabine üyesi ve üst düzey istihbarat generali olarak ‘çıkış stratejisi olmadan’ Yemen’e müdahale edilmesine karşıydı. Haklı olduğu, beş yıl sonra ortaya çıkacaktı ancak onu dinleyen olmadı.

Selman yavaş yavaş tüm gücü elinde toplarken, Veliaht Prens Nayef ve adamları için çember daralıyordu. Nayef’in en güvendiği adam olarak Selman önce onu hedef aldı. 2015 bitmeden bir Kraliyet kararnamesiyle tüm görevlerinden alındı. Kararı o da Veliaht Prens de televizyondan öğrenmişti.

El Jabri, Selman’ın asıl hedefinin Nayef olduğunu biliyordu. Selman’ın bir ayağı çukurda olan babası ölmeden önce Nayef’i saf dışı etmesi gerekiyordu.

Sonunda Haziran 2017’de kansız bir saray darbesi gerçekleştirdi. Veliaht Prens Nayef tüm görevlerinden alındı, artık Veliaht Prens Muhammed bin Selman’dı.

Nayef İçişleri Bakanlığı’ndan da uzaklaştırılmış, ona bağlı güvenlik güçleri Selman’ın emrine girmişti. Mal varlığı dondurulmuştu, ev hapsinde tutuluyordu. Selman tahtla arasındaki tüm engelleri birer birer temizliyordu.

Darbeden önce kaçtı

El Jabri saray darbesinden kısa süre önce ülkeyi terketmişti. Patronunun başına gelenleri görünce kesin kararını verdi, bir daha Suudi Arabistan’a dönmeyecekti. Ancak bir sorun vardı, çocuklarından ikisi, kızı ve oğlu Riyad’da kalmıştı. Çünkü üniversite eğitimi için talep ettikleri ABD vizeleri yetişmemişti.

El Jabri, iddiaya göre önce ABD’ye gitti. Ancak Trump ve damadı Prens Selman’ın yakın dostu olduğu için burada kendini güvende hissetmedi. Doktor olan büyük oğlunun yanına Kanada’ya geçti. Toronto’ya yerleşti.

Sayısız mesaj gönderdi

Suudi Arabistan’ın 34 yaşındaki Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, Kanada’ya kaçan eski istihbarat subayı Saad El Jabri’nin peşini bırakmıyor. 20 yıla yakın bir süre bir önceki Veliaht Prens Muhammed bin Nayef’in sağ kolu olan, Suudi istihbaratının Batılı istihbarat teşkilatlarıyla kontağını sağlayan El Jabri’nin elinde kritik dosyalar olduğu söyleniyor. Bunlar arasında Prens Selman’ın yurtdışı hesapları da var. Prens Selman, El Jabri’yi geri almak için Riyad’da gözaltına aldırdığı iki çocuğunu rehin tutuyor.

Prens Selman’ın dön baskısı, darbeden birkaç gün önce başlamıştı. El Jabri’den ‘Veliaht Prens’le ilgili bir sorunun çözümüne yardımcı olması için’ ülkeye dönmesini istedi. Prens gönderdiği mesajda ‘Size son zamanlarda neler olduğunu anlatmak, tüm bu zorlukları çözme stratejisi hakkında konuşmak istiyorum’ diyordu.

El Jabri zaman kazanmak için “en kısa sürede döneceğini” bildirdi. Prens Selman, “Sen, ben ve Prens Nayef buluşalım, oturup konuşalım, her şey eksisi gibi devam etsin” diye yanıt verdi.

İki gün sonra El Jabri, ülkeye hemen dönemeyeceğini, çünkü tedavisinin biraz daha uzadığını söyledi. Prens “Yardımına çok ihtiyacım var, çok önemli olmasa çağırmazdım” diye karşılık verdi.

Ancak ertesi gün darbe gerçekleşti. Veliaht Prens Nayef görevden alındı. Selman aynı gün bir emirle El Jabri’nin o zaman 18 yaşındaki oğlu Ömer ve 17 yaşındaki kızı Sarah’ın ülkeden ayrılmasını yasakladı.

Selman, firari generalin peşini bırakmıyordu. Bir mesaj daha yazdı: “Döndüğünüzde size her şeyi açıklayacağım. Kaos ve çatışma yaratan herkesle mücadelede yardımına ihtiyacım olacak” diye yazdı.

El Jabri, çocuklarının seyahat yasağının kaldırılmasını rica etti, Selman cevap vermedi.

Üç ay sonra bir kez daha Prens Selman’dan “üniversite eğitimlerini tamamlayabilmeleri için çocuklarının seyahat yasağının kaldırılmasını” istedi. Prens Selman “Geldiğinde konuşuruz” diye karşılık verdi. “Oğlun ve kızınla ilgili sorunu çözmek istiyorum ama bu Prens Nayef’le bağlantılı hassas bir konu. Döndüğünde gelecekteki pozisyonun da dahil olmak üzere her şeyi konuşacağız…”

Selman’ın sabrı taşıyordu. Bir sonraki mesajda tehdit etti. “Hangi ülkede olursan ol, seni tutuklatacağım” dedi.

Tehlike büyüyordu. El Jabri, Kanada’daydı ama ailesinin diğer üyeleri Türkiye’de kalmıştı.

Bu sırada Selman, El Jabri’nin görüldüğü yerde tutuklanarak Suudi Arabistan’a iadesi için Interpol’e başvurdu. Ancak uluslararası yakalama kararı anlamına gelen ‘kırmızı bülten’ çıkarmak yerine daha düşük bir talep olan ‘difüzyon’ istedi.

El Jabri Interpol tarafından arandığını Aralık 2017’de, Türkiye’deki yakınları İstanbul’dan Kanada’ya uçmak isteyince öğrendi. Çünkü İstanbul’da havalimanından çevrilen aile üyeleri arasında kendi adını taşıyan torunu Saad da vardı.

Sorun bir şekilde çözüldü. Aile ABD üzerinden Kanada’ya ulaşmayı başardı. El Jabri, adına çıkarılan difüzyona itiraz etti. Suudi Arabistan, El Jabri’yi hangi suçla aradığına ilişkin tatmin edici bir kanıt sunamayınca Temmuz 2018’de Interpol difüzyonu kaldırdı.

Ritz Carlton’da işkence

Prens Salman bu arada Suudi Arabistan’ın önde gelen isimlerini, işadamlarını yolsuzluk iddiasıyla Riyad Ritz Carlton Otel’de toplamıştı. Bu, krallığın kontrolünü ele geçirme stratejisinin son hamlesiydi.

Suudi milyarder Prens El Velid bin Talal ve eski kralın oğlu ve Ulusal Muhafazlar’ın başındaki isim Prens Mutaib bin Abdullah gözaltına alınan 381 kişi arasındaydı. Haftalarca işkence gördüler. Biri sorguda hayatını kaybetti.

Sonuçta 381 kişi, servetlerinin büyük kısmını bırakarak Selman’ın elinden kurtuldu. Suudi Arabistan Başsavcılığı ‘suçlarını itiraf eden bu kişilerin çaldıkları 400 milyar riyali (106 milyar dolar) devlet hazinesine iade ettikleri’ni duyurdu.

Interpol komisyonu, El Jabri’nin yakalama kararını kaldırırken, bu garip soruşturmayı da dikkate aldı. Difüzyon talebinin, “Prens Selman’ın siyasi rakipleri ya da muhalefeti baskı altına almak için kullandığı politik stratejinin bir parçası” olduğuna hükmetti.

Kanada iade etmiyor

2018’de Kanada’ya heyet gönderen Suudi Arabistan, El Jabri’nin kendilerine verilmesini talep etti. Kanada reddetti. Kanada ile arasında suçluların iadesi anlaşması bulunmamasına rağmen bu kez 2019 sonbaharında El Jabri’nin resmen iadesini istediler.

Bu arada ABD ve İngiliz istihbaratı devreye girmişti. Kanada istihbaratı uyurken, CIA çoktan bağlantı kurmuştu. Kanada makamlarından “Üst düzey bir ulusal güvenlik varlığı ve bilgi kaynağı olan El Jabri’nin Suudi Arabistan’a iade edilmemesini” rica ettiler.

Kavga iki yıldır sürüyor. İki ülke arasında diplomatik ilişkiler en kötü dönemini yaşıyor.

‘Sonu Kaşıkçı gibi olmasın’

Tüm bunlar olurken, Kasım 2018’de Prens Selman’ın İstanbul’a gönderdiği infaz timi, ABD’de yaşayan ve Washington Post’a yazan muhalif Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı’yı konsolosluk binasında hunharca katletti. Emri Prens Selman’ın verdiği çok açıktı.

Kaşıkçı’nın akıbeti, dünyanın dikkatini bir kez daha El Jabri’nin üzerine çekti. Suudiler köşeye sıkışmıştı. Bir süre sessiz kaldılar.

Ancak Prens Selman vazgeçmiyordu. Son hamlesini geçen Mart’ta yaptı.

Önce 9 Mart’ta yerine geldiği Veliaht Prens Muhammed bin Nayef’i “darbe planladığı” iddiasıyla tutukladı.

Bir hafta sonra, 16 Mart sabahı, 20 araçla El Jabri’nin Riyad’taki evini basan 50 istihbarat ajanı, 60 yaşındaki ABD eğitimli elektrik mühendisi kardeşi Abdulrahman, 21 yaşındaki oğlu Ömer ve 20 yaşındaki kızı Sarah’ı yataklarından kaldırıp gözaltına aldı.

El Jabri’nin kardeşi ve çocuklarının neden tutuklandıkları hakkında bir açıklama yapılmadı. Saad El Jabri’nin doktor oğlu Halid, “Canlı mı ölü mü olduklarını bile bilmiyoruz. Babamın dönmesi için onları pazarlık kozu olarak rehin aldılar” diyor.

Aile çocukları kurtarabilmek için ABD’li bir lobi şirketiyle anlaştı. 4 senatör geçen hafta Trump’a bir mektup göndererek “ABD’nin güvenilir bir dostu olan” Saad El Jabri ve çocukları için devreye girmesini istedi.

Aile adına açıklama yapan Dr. Halid El Jabri, ‘Babam çok sayıda tehdit alıyor. Açık hedef halindeyiz. Bugüne kadar Suudi makamlarından boşuna anlayış bekledik. Artık sesimizi dünyaya duyurmak istiyoruz” dedi ve ekledi:

“Biz vatanseveriz, ülkemizi seviyoruz, Suudi Arabistan’ı utandırmak istemiyoruz, ancak Ömer ve Sarah’yı bu şekilde kaçırmak, bir devlete yakışmıyor.”

Yolsuzluk soruşturması

Eski Veliaht Prens ve eski sağ kolu El Jabri’nin çocuklarının neden bir hafta arayla gözaltına alındığı geçen ayın başında ortaya çıktı.

Temmuz’un ilk haftasında, Prens Nayef’in darbe planının yanı sıra yolsuzlukla suçlanacağı açıklandı. İddiaya göre Prens, İçişleri Bakanlığı döneminde terörle mücadele fonlarından 15 milyar dolardan fazla bir parayı zimmetine geçirmişti. Sağ kolu olan El Jabri de işin içindeydi. Elinde, Prens’in yurtdışındaki varlıklarının ayrıntıları vardı. Çocukları ve kardeşi, bu belgeleri geri vermesini veya ülkeye dönmesini sağlamak için tutuklanmıştı.

Bir hafta geçti. Bu kez ABD’nin etkili gazetesi The Wall Street Journal, Kraliyet’e yakın kaynaklara dayandırarak El Jabri ve adamlarının, 17 yılda devletin terör fonlarından 11 milyar dolar çaldıklarını iddia etti.

Bu arada Kral Salman ağır hasta. Geçen hafta yeniden hastaneye kaldırıldı. Prens Selman, her an ülkesinin yeni kralı olabilir.

Suudi Krallığı’ndaki ‘Games of Thrones’ bakalım nasıl sonuçlanacak?

The New York Times’dan derlenmiştir.

Putin muhalifi Navalni’yi kim, neden zehirledi?

Tuhaf bir milletiz doğrusu. Amerikan iç politikasını, hatta zaman zaman Büyük Britanya’nın iç politikasını bile izler bizim gazetelerimiz, TV’lerimiz, web sitelerimiz ama en yakınımızda neler olup bittiğiyle pek ilgilenmeyiz. Yunanistan’dan çeşitli Arap ülkelerine, Ukrayna’dan Gürcistan’a böyle ...

Bir fenomen evlenecek olsa, düğünü bedavaya mı gelir?

Çoğu düğünde tüm gözler tipik olarak gelin ve damat üzerindedir. Ancak evlenenler sosyal medya influencer’ları ise üzerlerindeki göz sayısı yüzbinleri bulabilir. 28 yaşındaki Caila Quinn, New York’ta yaşıyor. 2016’da yayınlanan “The Bachelor”ın 20’nci sezonunda dikkatleri ...

Denizdeki Çernobil

Dünyanın en yoğun balıkçılık bölgelerinden biri olan Kuzey Buz Denizi’nin dibinde Sovyet döneminden kalma çok sayıda radyoaktif denizaltı yatıyor. Rusya, yıllar sonra onları çıkarmaya hazırlanıyor. Rusya’da bir adet vardır; yaşayan birine her zaman tek sayıda çiçek verirler, bir mezara ya da ...