Porgy and Bess: Tümüyle siyahilerin oynadığı enfes bir Gershwin operası

Prömiyeri 1935 yılında yapılan Porgy and Bess, librettosu da müziği de “beyaz adam” tarafından yazılmış, 90’lardan sonra ise The Great American Opera unvanıyla taçlandırılmış bir eser. Porgy and Bess’te, Kuzey Karolina’daki bir gettoda yaşayan siyahilerin ayakta kalma mücadelesi, sevinçleri, hüzünleri, aşkları anlatılıyor. Ve sahnelendiği ilk günden itibaren de siyahi yazarlar ve besteciler tarafından Afro-Amerikanların gerçekçi olmayan, beyazların gözünden tasavvur edilmiş hali nitelendirilmesiyle eleştiriliyor. Fotoğraf ise 1953 tarihli bir sahnelenişine ait.

MERAL TAMER & KLASİK MÜZİK

Amerika’da George Floyd’un beyaz bir polis tarafından boğularak öldürülmesinin üzerinden 25 gün geçti. Bu süre içinde siyahilere yönelik polis şiddetine ve ırkçılığa karşı tepkiler her geçen gün çığ gibi büyüyerek ülkenin her tarafına yayıldı. Mağazalar yağmalandı, dükkanlar yakılıp yıkıldı. Hatta geçen hafta protestolar Avrupa’ya kadar uzandı; başta Fransa ve İngiltere olmak üzere 7-8 ülkede gösteriler yapıldı.

Beyaz polis vahşetinin kurbanı Floyd, ırkçılığa karşı tepkilerin sembolü haline geldi. Biri öldürüldüğü, diğeri doğduğu, sonuncusu da memleketi olan üç ayrı kentte üç cenaze töreni düzenlendi. Bu arada eski defterler açıldı; James Baldwin’i, Martin Luther King’i andık. Sinema tarihinin en ırkçı filmleri ilan edilmiş olan 10 dalda Oscar ödüllü Rüzgar Gibi Geçti ve D. W. Griffith’ın Bir Ulusun Doğuşu ortalığa saçılarak lanetlendi.

Banksy’den George Floyd protestosu

Gerilla artist olarak anılan, dünyaca ünlü İngiliz sokak sanatçısı Banksy bu olaya nasıl tepki verecek diye merakla bekliyordum. Filistinlilerin mücadelesine destek veren, savaş karşıtı, çevreci, tüketim çılgınlığını eleştiren sanatçı, 2 hafta sessiz kaldıktan sonra instagram hesabından (banksy diye bakınız) patladı. Mealen aktarıyorum:

“Önce hiç sesimi çıkartmayayım ve siyahilerin ne diyeceklerine kulak vereyim dedim. Ama sonra düşündüm ki onlar niye konuşsun! Bu onların sorunu değil ki, benim sorunum. Beyaz sistem, alt kattakilerin dairesini su basmasına neden olan kırık bir boru gibi, renkli insanları başarısızlığa mahkum kılıyor. Onların yukarı çıkıp boruları tamir etmesine kesinlikle izin verilmediğine göre bu sorunu çözecek olan bizleriz. Çözülmezse de birilerinin yukarı çıkıp kapıyı tekmelemesi lazım.”

Met Opera’da sahnedekilerin tümü siyahi

Akmerkez’deki Cinemaximum’da birkaç yıldır Metropolitan Opera’dan naklen birbirinden güzel yeni prodüksiyonlar izliyoruz. Bu sezon koronavirüsle evlerimize kapanıncaya kadar Madam Butterfly’dan Agrippina’ya, Turandot’tan Wozzeck’e, izlediğimiz operalar arasında en çarpıcısı Porgy and Bess’ti. Sahnede hepsi siyahilerden oluşan 60 kişilik dev bir koro; zaten solistlerin tümü siyahi ve “en güzel Amerikan şarkılarının bestecisi” ünvanına sahip George Gershwin’in baş yapıtını seslendiriyorlar.

Üstelik Porgy and Bess, Metropolitan Opera’nın 20192020 sezonunun açılış eseriydi. Hatta o günlerdeki gazete haberlerinde ABD’de “ötekiler”e karşı önyargıların arttığı, gelir eşitsizliği ve cinsel istismarın tavan yaptığı bir dönemde Met Opera’nın 30 yıl aradan sonra ilk kez bu eseri sahnelemesi, dahası sezon açılış eseri olarak seçmesi manidar bulunmuştu.

Korona olmasaydı, ilk siyahi besteci geliyordu

Met Opera, 136 yıllık tarihinde ilk kez bu eser için kendi korosunu kullanamamış, tümü siyahilerden oluşan 60 kişilik bir koro kiralamıştı. Bu yorumlar üzerine Met Opera’nın Direktörü Peter Gelb daha da ileri giderek, kurumun tarihinde ilk kez siyahi bir bestecinin yazdığı operayı sahnelemek üzere çalışmalara başlayacaklarını ve muhtemelen 2020-2021 sezonuna yetişeceğini iftiharla açıklamıştı. Ancak koronavirüsten sonra mali tabloları tepetaklak olan, büyük zararlar yazan Met Opera’nın gelecek planları maalesef altüst olmuş durumda.

Beyazların siyahiler için yazdığı ilk opera

Porgy and Bess, librettosu da müziği de “beyaz adam” tarafından yazılmış, 1935’te Broadway’deki prömiyerinden 41 yıl sonra 1976’da Houston Operası’nda sahnelendikten sonra “müzikal” değil de “opera” olduğu konusunda görüş birliğine varılmış, 90’lardan sonra ise The Great American Opera unvanıyla taçlandırılmış bir eser. Bugün Amerikan operasının çığır açan seçkin başyapıtlarından biri olarak kabul ediliyor.

Bestecisi ve senaristi Ira ve George Gershwin kardeşler, Rus yahudisi bir göçmen ailenin çocukları. Librettosunu karısıyla birlikte yazan DuBose Heyward Güney Karolinalı tanınmış bir beyaz aileden, karısı Ohio doğumlu bir beyaz. Porgy and Bess’te, Kuzey Karolina’daki bir gettoda yaşayan siyahilerin ayakta kalma mücadelesi, sevinçleri, hüzünleri, aşkları anlatılıyor. Ve sahnelendiği ilk günden itibaren de siyahi yazarlar ve besteciler tarafından “Bu, Afro-Amerikanların gerçek hayatı değil, beyazların gözünden tasavvur edilmiş hali” diye topa tutuluyor.

Opera repertuarının en dokunaklı aşk düeti

Gershwin, benim en sevdiğim Amerikalı besteci. Porgy and Bess’in birbirinden güzel şarkılarını da siyahilerin dini müziği ve halk şarkılarını 3 yıl boyunca araştırıp çalıştıktan sonra kendisi bestelemiş. Blueslar, dua şarkıları, sokaklardaki bağırışlar… Asırlardır varolan ilahileri bile kullanmayıp kendi yazmış.

İlk sahne, 60 kişilik muazzam koronun, siyahi ırka özgü müthiş gırtlakların seslendirdiği bir melodiyle açılıyor. Dünyaca ünlü siyahi bas bariton Eric Owens’in hayat verdiği engelli dilenci Porgy’den dinlediğimiz “Bess, you is my woman now”, kimi uzmanlarca opera repertuvarının en dokunaklı aşk düeti olarak niteleniyor. Lütfen bu düet dahil, Porgy and Bess’teki birbirinden etkileyici şu şarkıları da dinleyin:
-Summertime
-My Man’s Gone Now
-I’ve Got Plenty O’ Nuttin’
-I’m On my Way
-It Ain’t Necessarily So
-I Loves You, Porgy

Gershwin şart koştu, siyahi solistlerin önü açıldı

Gershwin’in bu eseri sayesinde, konservatuvarda şan eğitimi gördükleri halde sahneye çıkmaları mümkün olmayan 3-4 nesil Afro-Amerikan opera sanatçıları, kariyerlerine
başlama ve dünya sahnelerine açılma imkanı bulmuşlar. Çünkü Gershwin, Porgy and Bess’i beyaz sanatçıların seslendirmesini kesinkes yasaklamış, dahası vasiyetine bile koymuştur.

O tarihlerde, hatta 50’li yıllarda bile siyahiler solist olarak sahneye çıkarılmadığından, kimi operalarda vücutları ve yüzleri siyaha boyanmış beyaz sanatçılarla bu eseri sahneleme teşebbüsleri olmuş ve Gershwin tarafından şiddetle geri püskürtülmüştü.

Son bir not: Met Opera’da ilk siyahi solist, 1955’te sahneye çıkabilen kontralto Marian Anderson’dır ve sonraki yıllarda hepimizin büyülenerek dinlediği Jessye Norman, Kathleen Battle gibi efsane seslere kariyer yolunu açmıştır.

Bu hafta kaçırmayın 4 Eylül 2020

4 EYLÜL CUMA 13.00 SERGİ Alexis Gritchenko: İstanbul Yılları Meşher, tekrar kapılarını açan bu sergisinde 1919-1921 yılları arasında Moskova’dan kaçıp İstanbul’a sığınan usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Alexis Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Gritchenko’nun kariyerinde ...

BBC Proms’un Boris Johnson kabusu

Koronalı yaz aylarını geride bırakıyoruz. Tahminimin aksine pek zor geçmedi; denize de girdik, bol bol güneşlenip gerekli D vitaminini de aldık. Uçağa hiç binmedik ve daha epey bir süre binmeyi de düşünmüyoruz. Kızım sağolsun, bütün seyahatlerimizde bizi arabayla götürüp-getirdi. 10 saat ...

Kültür sanat rehberi 4 Eylül 2020

Gösteri ve Sahne Sanatları ÖZEL TİYATROLAR KÜLTÜR VE SANAT MERKEZLERİ Açık Aile Tiyatro Ansambl youtube.com/watch?v=kYrRZSh5Cy8 aHHval Hareket Atölyesi vimeo.com/33778447 Ah Smyrna’m, Güzel İzmir’im  Tiyatro Pera youtube.com/watch?v=bbB6nKM7Pfs Akıl Defteri Tiyatro Mundus ...