Sinemanın ‘bilinçaltını’ anlama kılavuzu

ELİF TANRIYAR

Sinefiller için sinema nasıl vazgeçilmez bir tutkuysa, o büyük bir hazla izledikleri filmler ve o filmlerin yönetmenleri, oyuncuları ya da geri planındaki insanlar ve olaylara dair hikayeleri okumak da bir o kadar vazgeçilmez bir zevktir. Bu anlamda ülkemizde bu sanata dair nitelikli bir külliyata sahip Atilla Dorsay’ın yeri de çok ayrı ve kıymetlidir elbette. Dorsay, yıllardır büyük bir titizlikle izlediği filmlere dair eleştirilerini kaleme almakla kalmaz, o yazılardan yola çıkarak kapsamlı sinema kitapları ve antolojileri de armağan eder sinefillerin başucu kütüphanelerine.

İşte o kitaplardan biri olan 50 Unutulmaz Film: Sinemanın Hazineleri’nin ilk cildi 2017 yılında yayımlanmıştı. Dorsay, kısa bir zaman önce ise ikinci cilt olan 50 Unutulmaz Film Daha: Sinemanın Hazineleri ile tekrar biz sinemaya gönül verenlerin gündemine girmişti.

Dorsay, bu ikinci ciltte de, yine sinema tarihine ‘en özgür biçimde’ eğiliyor. Ve ‘30’lardan ‘70’lere hatırlanması gereken ya da güncelliğin anımsattığı filmleri ele alıyor: Sisler Rıhtımı’ndan Notre Dame’ın Kamburu’na, Yanlış Numara’dan Pandora’ya, Milano Mucizesi’nden Avare’ye, Ankara Casusu’ndan Zorba’ya, Yankesici’den Burjuvazinin Gizli Çekiciliği’ne, Yürüyen Ölülerin Gecesi’nden Şark Ekspresinde Cinayet’e…

Dorsay, temelde yine Milliyet Sanat dergisine yazdığı aylık yazılarından yararlanmış bu ikinci cildi de hazırlarken. Ancak bunlara yine önceden yazdığı ancak dergide kullanılmamış kimi yazılarını da ilave etmiş. Aralarında Yarına Yol Ver, Tuzak, Zafer Abidesi, Londra Canavarı gibi önemli filmlerin olduğu yeni yazılar da böylece ilk kez okurun önüne çıkmış oluyor.

Yönetmenlerin çoğu Amerikalı görünüyor olsa da bunların kökenlerine bakıldığında çoğunun aslında göçmen Avrupalı sinemacılar olduğu görülüyor. Bununla birlikte tipik Amerikalı yönetmenler de mevcut. Ayrıca Fransız, İspanyol, İsveç ve Yunan sineması da büyük ustalarıyla hakkı verilerek temsil edilmiş.

Filmler ve yıllar ilişkisine gelince… “Kitabın doğası ve mantığı gereği, geçmişe dönük olduğu açık,” diyor Dorsay. “Böylece ‘30’lardan beş film, ‘40’lardan 19 film, ‘50’lerden 18 film, ‘60’lardan beş film ve ‘70’lerden de beş film var. Sinema tarihine bakışımın kişisel seçimi olarak…”

Filmlerin seçiminde ise birçok kez güncelliklerinden etkilenmiş. Örneğin Sisler Rıhtımı’nı Michelle Morgan’ın ölümü nedeniyle yazmış. Notre Dame’ın Kamburu ise ünlü katedralin yanmasından esinlenilmiş. Öte yandan Luis Bunuel’in başyapıtı Burjuvazinin Gizli Çekiciliği kendisinin deyimiyle son dönemde onu hatırlatan filmlerin çokluğu nedeniyle yazılmış: Aronofsky’nin Anne, Haneke’nin Mutlu Son, Östlond’un Kare gibi yapıtları… Ve böylece aslında denebilir ki bir anlamda sinemanın klasikleri ile çağdaş sinemanın başyapıtları arasında özel bir bağ kurulmuş, farklı bir perspektif katılmış da olmuş.

Ingrid Bergman’ın yeri ise Dorsay için çok farklı bir yerde… “Ingmar Bergman filmi Güz Sanatı, 2018 İstanbul Film Festivali’nde Bergman’a dokuz filmiyle yapılan saygı duruşu nedeniyle seçildi,” diyor Dorsay “Ama,” diyerek ekliyor “onca filmi arasından bunu seçmemi ve böylece oyuncu Ingrid Bergman’ın iki filmiyle bu kitaba girmesini, benim ona olan ve hiç saklamadığım hayranlığıma bağlarsınız… Belki bilinçaltımda olmuş olsa da, sanırım haklı çıkarsınız!”

Bu satırları okuyunca, “Neticede,” diyorum “belki de sinema her şeyden çok bir bilinçaltı sanatı. Yönetmenlerin bilinçaltlarından kendi bireysel bilinçaltlarımıza uzanan ve bizi bize hiç fark etmediğimiz bir şekilde anlatan, özel bir sanat…” İşte bu güzel kitap için de sinemanın bilinçaltını anlama kılavuzu diyebiliriz belki de…

50 Unutulmaz Film Daha: Sinemanın Hazineleri/ Atilla Dorsay/ Remzi Kitabevi/ Sinema/ 224 Sayfa.

Raftakiler 4 Eylül 2020

Sahtekâr Javier Cercas Çeviren: Gökhan Aksay Everest Yayınları Roman 440 Sayfa “Sınırın Yasaları”, “Saplantı” ve “Kiracı” romanlarıyla tanıdığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas; Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kampında kaldığını, ...

Henüz 29 yaşında dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazandı!

Her yıl, Dünya edebiyatının İngilizceye çevrilen en iyi eserlerine verilen Uluslararası Booker Ödülü’nün 2020 yılı kazananı geçtiğimiz günlerde belli oldu. Marieke Lucas Rijneveld, ilk romanı “The Discomfort of Evening” ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan en genç yazar ...

Bu hafta kaçırmayın 4 Eylül 2020

4 EYLÜL CUMA 13.00 SERGİ Alexis Gritchenko: İstanbul Yılları Meşher, tekrar kapılarını açan bu sergisinde 1919-1921 yılları arasında Moskova’dan kaçıp İstanbul’a sığınan usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Alexis Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Gritchenko’nun kariyerinde ...