Şu aile denilen ‘çürük’ sistem

HÜLYA ÇELİK

2011 yılında vizyona giren Zenne ve 2015 yılında vizyona giren Çekmeceler filmlerinin senaristi ve yönetmeni, yazar M. Caner Alper’in ilk romanı Şeref Motel, Doğan Kitap etiketiyle yayımlandı. M. Caner Alper, Ege kıyılarındaki bir motelde geçen hikâyede, aile bağlarının altındaki derin ve karanlık yarıklara inerek dokunulmaz olana yine cesurca dokunuyor.

Senarist, yönetmen ve yazar M. Caner Alper; gerek filmleriyle gerekse de kitaplarıyla, toplumsal dogmaların ve hak ihlallerinin karşısında dimdik duran, cesaret edilemeyeni yapmaya çalışan bir sanatçı. Senaryosunu yazdığı ve Mehmet Binay’la birlikte yönetmenliğini de üstlendiği ilk filmi Zenne, eşcinsel olduğu için babası tarafından vurularak öldürülen Ahmet Yıldız’ın hayatından esinlenilerek yazılmış bir film. Eşcinsellerin aile ve toplum içinde yaşadıkları sorunlardan askerlik konusunda yaşadıkları sıkıntılara kadar, bizimki gibi İslam kültürüyle yoğrulmuş bir ülkede konuşulması ve gözler önüne serilmesi pek de hoş karşılanmayan birçok konuyu cesurca anlatıyordu bu filmde Alper. Aldığı eleştirilereyse, “Zenne ayrımcılık, nefret suçu, toplumsal dışlanma ve temel haklardan yoksun bırakılma gibi birçok konuda hak ihlali yaşayan kişilere karşı kamuoyunun bilinçlenmesini amaçlıyor. Eşcinsellik bir hastalık, namussuzluk, ahlaksızlık yahut gayri insani bir durum değildir. Bizler sanatçılar olarak toplumumuzda yaşayan farklı kimliklere ve farklı yönelimdeki insanlara karşı hoşgörülü davranılması gerektiğini düşünüyoruz,” diye karşılık veriyordu.

Bol ödüllü Zenne ve Çekmeceler filmlerinin senaristi ve yönetmeni

Altın Portakal Ulusal Film Yarışması’nda En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu, En İyi Yardımcı Erkek Oyuncu, En İyi İlk Film, SİYAD En İyi Film ve En İyi Görüntü Yönetmeni ödüllerinin sahibi olan Zenne’nin ardından, 2015 yılında Alper’in yine senaryosunu yazıp Mehmet Binay’la birlikte yönettiği ikinci filmi Çekmeceler’i izledik. Çekmeceler de gerçek bir hayat hikâyesi. Oyuncu bir anne-babanın kızı olan Deniz’in 32. yaşını kutladığı gece kanlar içinde hastaneye kaldırılmasıyla başlayan rehabilitasyon sürecine ve bu süreçte ‘flashback’lerle bütün hayatını sorgulayışına tanıklık etmiştik bu filmde de. Nürnberg’de düzenlenen 20. Türkiye/Almanya Film Festivali’nde En İyi Film Ödülüne layık görülen Çekmeceler’de kız çocuk ve genç kadın cinselliği üzerinden annebaba tutumlarını, toplumu ve erkekliği irdeleyen M. Caner Alper, yine toplum olarak konuşmaktan, hatırlamaktan rahatsızlık duyacağımız ne varsa gözümüzün önüne serip toplumsal belleğimizi allak bullak etmişti.

LGBT bireylerin haklarını cesurca savunan yazar

İçinde yoğrulduğumuz kültürde cinselliği, hele ki eşcinselliği konuşmak hâlâ cesaret istiyor. Bir de bu konularda yaşanmış/ yaşatılmış travmalar, ihlaller ve suçlar varsa eğer hiç konuşmadan kapatmak, yayılmadan üstünü örtmek en iyisi bize göre. İşte bu noktada susmayan sanatçılara, cinsellik ve LGBT bireylerin hakları karşısında dimdik duran yazarlara çok ihtiyaç var ki M. Caner Alper de bunlardan biri. Daha önce yayımlanmış öykü (Bugün Bizde Temizlik Var), anı (Temiz Aile Çocuğu) ve oyun (Cam Boncuklar, Senede Bir Gün) türlerinde kitapları bulunan M. Caner Alper, ilk romanı Şeref Motel’de bu kez toplumumuzun başka bir dokunulmazı olan ‘aile’yi ele alıyor, didik didik ediyor, karanlık dehlizlerine sokulup labirentin girilmemesi gereken tehlikeli köşelerine kadar varıyor.

Bu kez mercekte aile kurumu var

Şeref Motel, Ege kıyısında bir aile işletmesi. Dayılar, teyzeler, kuzenler, enişteler hep bir arada. Romanın başkarakteri ve anlatıcısı olan Cem, ailenin en küçüğü. Büyümeye başlayıp da ailesini “bir dönem mütevazı bir saltanat yaşamış, içi boş bir topluluk” olarak görmeye başlayana kadar, her yaz toplanılan motelde ne yaşandıysa üstü kapatılmış, kol çok defa kırılmış ama yen hep içinde kalmış.

Sekiz odalı Şeref Motel’in her bir odasına sokuyor okuyucusunu yazar. Odalardaki yatakların, dolapların, kitapların, kutuların içlerine kadar… İçine doğduğumuz ataerkil toplum zihniyetinin en modern ailelerde bile hâlâ yankılanabildiğine, ‘dayı’nın kutsallığına ve dokunulmazlığına, odalardaki insanların hayatlarının nasıl değiştiğine ve hiç beklenmedik olaylara bir bir şahit oluyoruz.

Filmlerinde olduğu gibi romanında da her yer baskıcı kültürün, “Erkektir aldatır, çocuktur nasılsa susar…” diyerek ayakta tutulan zorlama aile bağlarının gölgeleriyle dolu. Her yanından irinler akan çürük bir sistem sanki bu motel. Ve her çürük sistem gibi o da bir gün yıkılmaya mahkum. M. Caner Alper’in toplumsal dogmaları gözler önüne sermek ve yıkmak konusundaki mahareti ise yine bu hikâyede de oldukça baskın.

Şeref Motel/ M. Caner Alper/ Doğan Kitap/ 26/ 168 Sayfa

Raftakiler 4 Eylül 2020

Sahtekâr Javier Cercas Çeviren: Gökhan Aksay Everest Yayınları Roman 440 Sayfa “Sınırın Yasaları”, “Saplantı” ve “Kiracı” romanlarıyla tanıdığımız, çağdaş dünya edebiyatının usta kalemlerinden Javier Cercas; Sahtekâr’da, İkinci Dünya Savaşı sırasında Nazilerin toplama kampında kaldığını, ...

Henüz 29 yaşında dünyanın en prestijli edebiyat ödülünü kazandı!

Her yıl, Dünya edebiyatının İngilizceye çevrilen en iyi eserlerine verilen Uluslararası Booker Ödülü’nün 2020 yılı kazananı geçtiğimiz günlerde belli oldu. Marieke Lucas Rijneveld, ilk romanı “The Discomfort of Evening” ile Uluslararası Booker Ödülü’nü kazanan en genç yazar ...

Bu hafta kaçırmayın 4 Eylül 2020

4 EYLÜL CUMA 13.00 SERGİ Alexis Gritchenko: İstanbul Yılları Meşher, tekrar kapılarını açan bu sergisinde 1919-1921 yılları arasında Moskova’dan kaçıp İstanbul’a sığınan usta bir ressam, sanat eleştirmeni ve yazar Alexis Gritchenko’nun İstanbul günlerine odaklanıyor. Gritchenko’nun kariyerinde ...