Yapabilsek bile korona aşısı 2024’ten önce zor

Virüse karşı en büyük silah hiç kuşkusuz aşı ama gazetelerde okuduğunuz “12-18 aya aşı hazır” haberleri gerçeği o kadar da yansıtmıyor.

İSMAİL YUVACAN

Koronavirüs kabusunu bitirmek için en etkili silah bir aşı olacak. Aşı için yarışan şirketlerin bazıları ilk partinin 12 ila 18 ay içinde hazır olacağını söylüyor.

Hemen söyleyelim, bu son derece iyimser bir beklenti. Acı gerçek şu ki bu kadar kısa sürede bir aşının bulunması ancak mucizelerle mümkün olabilir. Ve elbette o mucize hiçbir zaman gerçekleşmeyebilir de.

Su çiçeği ve grip aşıları 28, papilloma (cinsel yolla bulaşan genital siğil) aşısı 15, rotavirüs 15, bebeklere vurulan beşli karma aşı (Difteri, tetanoz, boğmaca, çocuk felci, influenza tip B) 11 yıllık bir sürecin sonunda insanların hizmetine sunulabilmişti.

ABD’li Dr. Maurice Hilleman’ın 19631967 arasındaki 4 yılda, küçük kızı Jerly Lynn’in boğazından aldığı virüs kültürüyle ürettiği kabakulak aşısı, bu alanda bir rekor.

Buna karşılık HIV’e karşı bir aşımız hala yok. Bir diğer koronavirüs olan SARS’a da aşı bulabilmiş değiliz.

7 aday aşı Faz 1’de

Halen dünyanın dört bir yanında Covid-19 için 254 ilaç, 95 aşı çalışması sürüyor. Aşılardan 7’si, Faz 1 olarak adlandırılan insanlar üzerindeki denemelerin ilk aşamasına başladı.

Normal şartlarda, ilk kez üretilecek bir aşı için sadece akademik çalışma ortalama iki yıl sürer. En iyi ihtimalle araştırmacıların kolları sıvayıp laboratuvara girmesi 2022’yi bulurdu. Ama potansiyel korona aşısı için bu aşamalar 4 aya sığdı.

Normal şartlarda aday aşının üretilmesi, sırasıyla fare ve maymunlar üzerindeki denemeler, bir sonraki aşama olan insanlı denemelere geçiş için gerekli onaylar derken 3-4 yıllık bir süreyi bulur. Dediğim gibi koronanın potansiyel aşısı için bütün bu aşamalar 4 aya sığdı. Yoksa, normal şartlarda herşey yolunda gitse bile insanlı denemeler 2025 gibi başlayabilirdi.

Yine normal bir zaman akışında, küçük bir gönüllü grubuna ilk doz aşının yapılması ve olumlu sonuçların alınması 2026, İkinci Faz’da birkaç yüz insanda aşının denenmesi 2028 başları, birkaç bin insan üzerinde yapılan Faz 3 denemeleri bizi 2029’a getirirdi.

Aşı güvenli ve etkili ise ilgili kurumlardan onay alır, ardından en uzun süreçlerden biri olan aşının üretimi için gerekli altyapının kurulmasına başlanırdı.

Aşının üretileceği yüksek teknoloji gerektiren tesislerin kurulumu ortalama 5 yıl sürüyor. Bu durumda üretimin 2034’ün ilk aylarında başlamasını bekleyebilirdik. Son onay süreci de yaklaşık bir yıl alacaktır. Sonuçta ilk doz aşı, 2036’da insanların kollarına yapılmaya başlanabilirdi.

100 ilaçtan 90’ı çöpe

Elbette bu senaryo, her şeyin yolunda gittiği bir durumdan bahsediyor. Ne yazık ki klinik araştırmaların çoğu bu uzun süreçlerin bir noktasında başarısız oluyor. Korona aşısı için başlangıç süreçleri çok hızlı yaşanmış olsa bile, aşıların başarılı olacağının bir garantisi yok.

Genellikle insanlar üzerinde test aşamasına gelen ilaçların yüzde 10’undan daha azı onay alıyor. Diğerleri, harcanan yüzmilyonlarca dolarla birlikte çöpe gidiyor.

Ya etkisiz kalıyorlar, ya mevcut ilaçlardan daha kötü performans sergiliyorlar ya da çok fazla yan etki gösteriyorlar.

İmkansız görev

Biz olumlu düşünelim, tıp dünyasının aşı geliştirme rekorunu kırdığını ve bu süreyi 4 yıla indirmeyi başardığını varsayalım.

Bu durumda bile ekonomiyi 2024’e kadar durdurup, insanlara ‘evde kal’ diyemeyiz. Bir aşı geliştireceksek, imkansızı başarmak zorundayız. Peki bu nasıl mümkün olabilir?

Araştırmacılar normalde 10-15 yıllık süreci, 12-18 aya sıkıştıran bir zaman çizelgesi hazırladı. Birbiri ardına yapılan denemeleri birleştiriyorlar.

Neyse ki, aşı geliştirmenin ilk aşaması olan ‘akademik araştırma’ safhasını hızlı geçtik. Çünkü elimizde daha önceki iki koronavirüs salgını olan SARS ve MERS sırasında yapılmış çok sayıda araştırma vardı.

Covid-19’a neden olan virüs, SARS’la yüzde 80 oranında aynı. İkisi de insan akciğer hücrelerine bağlanmak için aynı proteinleri kullanıyor. Zaten bu sayede Covid-19 için kısa sürede bir test kiti geliştirebildik.

Şu anda dünyanın dört bir yanında 95 aşı çalışması yürütülüyor. Bunlardan 7’si kilinik deneyler aşamasında. Ancak bir mucize gerçekleşse, aşı bugün buluna bile, en az 2 milyar doz üretilip ülkelere dağıtımı ve insanların aşılanması, 2024’ten önce pek mümkün görünmüyor.

Hız felaket olabilir

Ancak hız, başarı anlamına gelmiyor.

Aşı endüstrisinde yıllardır çalışan hücre biyoloğu Robert van Exan, sırf acele yüzünden başarısız olma ihtimaline dikkat çekiyor. Ona göre 2021 sonu, hatta 2022’ye kadar onaylanmış bir aşı geliştirmek mümkün değil. “Bu bile iyimser bir tahmin, çok düşük bir olasılık. Ancak denemekten başka yapacak bir şey yok” diye konuşuyor.

İkinci aşama da kolay

Sürecin bir sonraki adımı, klinik denemeler için yeterli aşı üretmek üzere bir pilot fabrikanın hazırlanması. SARS ve MERS salgınlarından dolayı bu altyapı hazır olduğu için bu aşamayı da hızlı geçebiliriz.

Nitekim Fransız aşı üreticisi Sanofi, SARS aşısı üzerindeki çalışmaları baz alarak yeniden ürettiği Covid-19 aşısı için bu yılın sonlarında klinik denemelere başlamayı hedefliyor. Başarılı olursa, bu aşı 2021’in sonuna kadar hazır olabilir.

İnsanlı deneme riskli

Kural olarak, araştırmacılar, sıkı güvenlik kontrolleri tamamlanmadan insanlar üzerindeki Faz 1, Faz 2 ve Faz 3 deneylerine başlamıyor.

Faz 1’de aday aşı küçük bir grup üzerinde test ediliyor. Faz 2’de sayı birkaç yüze, Faz 3’te birkaç bine çıkıyor. Her faz aylar sürüyor, denekler izleniyor, bulgular tekrar tekrar gözden geçiriliyor.

Yale Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden immünobiyoloji profesörü Akiko Iwasaki, “Geleneksel yöntemle yaparsak, 18 aylık zaman çizelgesine ulaşmamızın bir yolu yok. Birkaç aşamayı birleştirerek aşıları aynı anda daha fazla insanda test edersek belki…” diyor.

Ama bu yöntem çok riskli. Gelecek vaat eden aşı, aslında enfekte olmayı kolaylaştırabilir ya da enfekte olmuş bir hastanın durumunu daha da ağırlaştırabilir. Aşı denemesi felaketle sonuçlanabilir -ki birkaç HIV ilacı ve Dang humması aşısında bu durum yaşandı. Geliştirilen ilaç ve aşılara vücut beklenmedik tepkiler verdi, hastalığı daha da tehlikeli hale getirdi.

İnsanlı meydan okuma

Araştırmacılar, normalde aşıladıkları deneklere kolayca virüsü veremiyorlar. Deneğin doğal yollardan enfekte olmasını bekliyorlar. Bu da zaman kaybı demek.

Şimdi bazı uzmanlar, süreci hızlandırmak adına ‘meydan okuma’ denemeleri’ olarak adlandırılan yöntemi öneriyor.

Yani aşılanan deneklere doğrudan koronavirüs enjekte etmek. Meydan okuma denemeleri eksiden yapılıyordu ancak şimdi son derece katı kurallar altında ve sadece grip, sıtma gibi tedavisi olan hastalıklarda kullanılabiliyor. Bunun için www.1daysooner. org adlı site üzerinden bir girişim de başladı. Şimdiden 52 ülkeden 9 binden fazla insan, bu deneme için gönüllü oldu.

Acil onayla aşı yapılabilir

Bu bir risk. Ancak tıp dünyası bile virüsün etkilerini tam olarak bilemezken, gönüllüler nasıl risk alacak? İyileşmiş gibi görünen kişiler gelecekte başka problemlerle karşı karşıya kalırsa ne olacak

Meydan okuma denemeleri bir yana hızlandırılmış testler bile potansiyel yan etkilerin gözden kaçırılması riskini barındırıyor. Faz 1, 2 ve 3 birkaç ay içinde tamamlanırsa, hükümetler doktorların, hemşirelerin ve diğer sağlık çalışanlarının yıl sonundan önce aşılanabilmeleri için acil onay verebilir.

Oxford’daki araştırmacılar, geliştirdikleri aşı başarılı olursa, eylül ayında acil kullanıma hazır olabileceğini söylüyorlar. Bilim insanları süreci kısaltmak için önceki aşamalar tamamlanmadan bir sonraki aşamaya geçmek, Faz 1 ve Faz 2’yi atlayarak doğrudan Faz 3 denemelerine başlamak gibi seçenekleri de değerlendiriyor.

Yeni fabrikalar lazım

Aşı üretilse bile bu hemen aşılanabileceğimiz anlamına da gelmiyor.

Aşımızın tüm testleri geçtiğini kabul edelim. Bu kez şirketlerin her yıl kabakulak, kızamık ve diğer hastalıklar için halihazırda ürettikleri milyarlarca doza ek olarak milyarlarca doz Covid aşısı üretmeye başlaması gerekecek.

Şirketler normalde herhangi bir aşı üretmek için sırf o aşı için uyarlanmış yeni tesisler inşa eder, çünkü her aşı farklı ekipman gerektirir.

Bazı grip aşıları, büyük tesislerde tavuk yumurtası kullanılarak üretilir. Diğer aşılar, virüsün bir hayvan hücresinde kültürlendiği ve daha sonra etkisiz hale getirilip saflaştırıldığı özel işlemler gerektirir.

Bu fabrikalar biyolojik tesisleri yöneten katı kurallara uymak zorundadır ve geleneksel ilaç fabrikalarından en az üç kat daha fazla maliyetle inşa edilirler. Para bir yana gerekli ekipmanı sipariş etmek ve kurmak aylar sürebilir. Zaten böyle özel bir tesisin ortalama inşaat süresi 5 yıldır.

Üreticiler, olası aşının FDA onayı almasından önce, klinik çalışmaların ortasında mevcut tesisler oluşturarak veya yeniden yapılandırarak bu süreci hızlandırabilir. 12-18 ay içinde bir aşı bulunursa, bu ilk dozun piyasada 2025 gibi çıkması anlamına gelir.

Hükümetler, Gates Vakfı ve kar amacı gütmeyen Salgın Hazırlık Koalisyonu gibi kuruluşlar, herhangi bir aşının etkili olduğu kanıtlanmadan önce üretim tesisleri için para yatırıyor.

Merck’in eski aşı üretim başkanı Vijay Samant “Sonuçta ABD, sadece iki veya üç aşıyı seri üretme kapasitesine sahip olacak. Üretim aşaması inanılmaz zor. Düşününce uykularım kaçıyor” diyor.

Tıbbi cam ve tıpa

Aşıyı küçük şişelere doldurmak görünüşte çok basit bir adım gibi gelebilir. Ancak bu şişeler için medikal cam gerekiyor ve milyarlarca doz için gerekli cam şu an mevcut değil. Yani bizi muazzam lojistik sorunlar bekliyor.

Örnek olarak Johnson & Johnson’daki araştırmacılar, tıbbi cam eksiğini gidermek için beş dozluk şişeler tasarlıyor.

Üreticilerin bu camı bulup milyarlarca şişe üretmesi de yetmiyor; bunları mühürlemek için milyarlarca slikon tıpa gerekiyor. Şişeleri hassas bir şekilde doldurmak için sofistike makineler de cabası.

Daha sonra bu şişeler sıcaklık kontrollü özel tesislerde depolanacak, ilaç taşımak üzere geliştirilen soğutmalı özel konteynerlerde dünyanın dört bir yanına dağıtılacak.

mRNA aşıları umut olabilir

Messenger RNA (veya kısaca mRNA) adı verilen yeni bir aşı türü var.

Beklenen mucize belki de bu aşıdır.

mRNA aşıları, insanlara antikor üretimini uyarmak için hastalığa özgü antijenler enjekte etmek yerine, vücuda bu antijenleri oluşturmak için talimatlar içeren genetik metaryali veriyor.

mRNA aşılarının büyük miktarlarda kültürlenmesi ve daha sonra saflaştırılması gerekmediğinden, üretilmesi çok daha hızlı. Bu nedenle Covid-19 ile mücadelenin gidişatını değiştirebilirler.

Ama ne var ki bugüne kadar hiç kimse insanlar için bir RNA aşısı yapmayı başaramadı. Yani bu teknolojiyle lisanslanmış ve seri üretimi yapılmış tek bir aşı yok.

ABD’li biyoteknoloji şirketleri Moderna ve Inovio’daki araştırmacılar şu an bir ilki gerçekleştirmek için çalışıyor.

ABD hükümetinden 483 milyon dolarlık bir fon alan Moderna, bir mRNA aşısının insanlar üzerindeki Faz 1 denemelerine başladı. Hedefleri yıl bitmeden aşıyı piyasaya sürmek.

“İşe yarayabilir mi? Evet, yarayabilir” diyor Bentley Üniversitesi’nde doğal biyoloji profesörü Dr. Fred Ledley. “Ancak kabul etmek gerek ki başarı olasılığı düşük.”

Çünkü gerekli teknoloji on yıllardır var ama mRNA çok dayanıklı değil, üretim aşamasında bozulabiliyor veya vücudun içinde parçalanabiliyor.

mRNA, geliştirilmesi yıllar alabilecek standart bir aşının yanında, umut vaadeden cazip bir hikaye sunuyor. Ama şimdilik sadece bir hikaye…

Onay süreci bile sıkıntılı

Kader gününün geldiğini düşünün. Bilim adamları başarılı bir aşı geliştirdi. Büyük miktarlarda ürettiler. İnsanlar ölüyor. Ekonomiler çöküyor. İnsanları enjekte etmeye başlama zamanı.

Ama önce ABD’de FDA’nın, diğer ülkelerde yerel otoritelerin onayı gerek. Bu tam bir bürokratik kabus.

ABD’nin ilaç onay kurumu FDA’da istihdam edilen bilim insanından üç kat fazla avukat çalışıyor. Onaylar genellikle bir yıl sürüyor; bu süre zarfında bilim insanları ve danışma komiteleri, aşının ilaç üreticilerinin söylediği kadar güvenli ve etkili olup olmadığını inceliyor.

Örneğin ABD’de 1950’lerde kötü üretilmiş bir parti çocuk felci aşısı birkaç saat içinde onaylandı. Aşı, virüsün yeteri kadar zayıflatılmamış bir versiyonunu içeriyordu, aşılanan çocukların bazıları sakat kaldı, bazıları hayatını kaybetti.

Dolayısıyla, FDA olabildiğince hızlı çalışsa bile, herhangi bir aşının kitlesel kamu kullanımı için yeşil ışık alması aylar sürecek.

Neden umut pompalanıyor?

Bu noktada şu soruyu sorabilirsiniz: Uzmanların çoğu 12-18 aylık süreyi ‘imkansız görev’ olarak nitelerken, neden bu kadar iyimser tahminler yapılıyor. Cevap net: İlaç şirketlerinin hissedarları için. Her bir açıklama, şirketlerin hisselerini birkaç dolar daha yukarı atıyor.

İşte size bir örnek: yukarıda mRNA aşısı üreten ve ABD hükümetinden geçen hafta yarım milyar dolarlık bir fon alan Moderna’dan bahsetmiştik. Bu şirket, mRNA teknolojisiyle aşı üretmek üzere 2010’da kuruldu, 2018 sonunda halka açıldı. Kanıtlanmamış teknolojisine rağmen 600 milyon dolar topladı, bu biyoteknoloji tarihinin en büyük halka arzıydı. Şirketin değeri 5’ten 7.5 milyar dolara yükseldi.

Ancak daha çok ortaklarının yatırımlarıyla gelir üreten şirket 2019’u 514 milyon dolar net zararla kapattı. ABD’nin en varlıklı biyoteknoloji firmasının biriken zararı 2020’ye başlarken 1.5 milyar dolardı. Tam bu sırada Covid-19 patladı. Dünya için felaketti ama Moderna’ya can simidi oldu.

Moderna hemen mRNA aşısını duyurdu, şubat başında hisseler yukarı doğru hareketlenmeye başladı. 16 Mart’ta ‘klinik deneylere başladık’ açıklaması geldi, hisse fiyatı yüzde 24’ten fazla artışla 26.49 dolara yükseldi. 17 Nisan’da ABD hükümetinin yarım milyar dolarlık yatırım haberiyle hisseler 45 doların üzerine çıktı. Şirketin değeri şu an 10 milyar dolar.

Peki aşı bulmak şart mı?

Şimdiye kadar karşılaştığımız en sinir bozucu virüs HIV.

Yaklaşık 40 yıllık bir çalışmadan sonra, elimizde birkaç Faz 3 aşamasında klinik çalışma ve sadece yüzde 30’luk bir başarı oranı var.

Araştırmacılar, 2030’dan önce başarılı bir HIV aşısı beklemediklerini söylüyorlar.

Neyse ki Covid-19’da daha şanslıyız, çünkü HIV’in aksine, virüs pek mutasyona uğramıyor.

Ancak HIV tarihi, aşı olmadan da yaşamın devam edebileceğine dair bir umut ışığı sunuyor.

Araştırmacılar, AIDS ile yaşayan insanlar için ölüm oranını düşüren ve semptomları iyileştiren birçok antiviral ilaçlar geliştirdi. Bugünün ilaçları HIV pozitif bir kişide viral yükü azaltabiliyor, böylece örneğin virüs seks yoluyla bulaşmıyor.

Bu nedenle aşıdan ziyade ilaçlar da Covid-19 ile mücadeleyi değiştirebilir. Dünya Sağlık Örgütü, mart ayında Covid-19 hastalarını tedavi etmek için küresel bir ilaç araştırması başlattı.

Başarılı olursa, bu ilaçlar hastaneye yatış sayısını azaltabilir, insanların evlerinde hızla iyileşmelerine yardımcı olabilir.

Yeteri kadar testle enfekte hastaları tespit eder, onları ve son temas ettikleri kişileri izole edebilirsek, ilaçlarla birlikte, bir aşı olmadan önce de hayatı normale döndürebiliriz.

Putin muhalifi Navalni’yi kim, neden zehirledi?

Tuhaf bir milletiz doğrusu. Amerikan iç politikasını, hatta zaman zaman Büyük Britanya’nın iç politikasını bile izler bizim gazetelerimiz, TV’lerimiz, web sitelerimiz ama en yakınımızda neler olup bittiğiyle pek ilgilenmeyiz. Yunanistan’dan çeşitli Arap ülkelerine, Ukrayna’dan Gürcistan’a böyle ...

Bir fenomen evlenecek olsa, düğünü bedavaya mı gelir?

Çoğu düğünde tüm gözler tipik olarak gelin ve damat üzerindedir. Ancak evlenenler sosyal medya influencer’ları ise üzerlerindeki göz sayısı yüzbinleri bulabilir. 28 yaşındaki Caila Quinn, New York’ta yaşıyor. 2016’da yayınlanan “The Bachelor”ın 20’nci sezonunda dikkatleri ...

Denizdeki Çernobil

Dünyanın en yoğun balıkçılık bölgelerinden biri olan Kuzey Buz Denizi’nin dibinde Sovyet döneminden kalma çok sayıda radyoaktif denizaltı yatıyor. Rusya, yıllar sonra onları çıkarmaya hazırlanıyor. Rusya’da bir adet vardır; yaşayan birine her zaman tek sayıda çiçek verirler, bir mezara ya da ...