Yönetmen Ozan Açıktan’la, Netflix’in ilk yerli orijinal filmini konuştuk

Yarına Tek Bilet bugün kesiliyor

SEYHAN SEYİRCİ

Birkaç yıl önce Londra’da Netflix zirvesinde Ted Sarandos’u, 100 tanesi İngilizce dışında dillerden olmak üzere, yılda 700 orijinal içerik hedefini anlatırken dinleyen Ozan Açıktan’ın aklından, “O içeriklerden biri de benim olmalı,” düşüncesi geçiyormuş.

İşte Yarına Tek Bilet’in dünya izleyicisiyle buluştuğu 19 Haziran Cuma 2020, o düşüncenin/isteğin gerçek olduğu gün. ‘Netflix’in ilk orijinal yerli filmi’ deniyor ama aslında Netflix’in gösterim haklarını satın aldığı ilk yerli yapım Yarına Tek Bilet. Yani gösterime dayalı lisans anlaşması yaptığı değil, haklarını satın aldığı ilk film. Ama projeyi Netflix’in ısmarlaması gibi bir durum da söz konusu değil. Ozan Açıktan kendi parasıyla yaptığı filmi tamamladıktan sonra görüşmeler başlıyor, hatta başka yerlerle de görüşülmüş ama Netflix’le anlaşılıyor. (Zaten senaryoda Jason George imzasını görmeyince anlamalıydık…)

Trendeki yabancılar…

Yarına Tek Bilet, Leyla (Dilan Çiçek Deniz) ve Ali (Metin Akdülger) isimli iki yabancının, Haydarpaşa’dan İzmir’e doğru yola çıkan Mavi Tren’de tesadüfen aynı kompartımanda bir araya gelmesiyle başlıyor, çok kısa süren yemekli vagon, mola ve istikamete varış sahneleri dışında, bütün film o kompartımanda geçiyor. Karakterler en baştaki klasik birbirlerinden huysuzlanma evresini atlattıktan sonra tanışıklık artıyor, sonra da ortaya bir sürpriz çıkıyor ve hikâye yavaş yavaş başka bir yere evriliyor.

(Üstte) Yönetmeniliğini Ozan Açıktan’ın yaptığı Yarına Tek Bilet, (Altta) Leyla (Dilan Çiçek Deniz) ve Ali (Metin Akdülger) isimli iki yabancının, Haydarpaşa’dan İzmir’e doğru yola çıkan Mavi Tren’de tesadüfen aynı kompartımanda bir araya gelmesiyle başlıyor, çok kısa süren yemekli vagon, mola ve istikamete varış sahneleri dışında, bütün film o kompartımanda geçiyor.

Bosna doğumlu İsveçli yönetmen Drazen Kuljanin’in ilk filmi Hur man stoppar ett bröllop / How to Stop a Wedding’in haklarını 2014 yılında aldıklarını söylüyor Ozan Açıktan. Malmö’den Stockholm’e giden bir trende, beş buçuk saatlik yolculuk boyunca yapılan çekimlerden sonra ortaya çıkan 72 dakikalık film Açıktan’ın aklını çelmeye yetmiş ve Faruk Özerten’le birlikte senaryoyu bize uyarlamışlar. Ana hikâye, sürpriz unsuru, sarhoşluk ve sevişme sahnesi ile filmi kısımlara (chapter) ayırma; özgün filmle ortak yanlar… Ancak özgün filmin senaryosu 40 sayfa, 90 dakikalık YTB’nin senaryosu ise 78 sayfa ve iki filmin sadece 14 cümlesi ortak. Bunun nedeni yönetmene göre biraz İsveç duyarlılığının bant aralığının bizimkine göre daha dar olması, biraz Türk dramatik kanunları, yani bizim entrikayı, dramayı sevmemiz, Akdenizli yanımız, sıcakkanlılığımız… Bir de pandemi nedeniyle gerçekleşemeyen hoş bir proje varmış; İsveç filmiyle çifte gala yapmak, izleyiciye işin hem İsveç usulünü hem de Türk usulünü göstermek. Drazen Kuljanin’in Yarına Tek Bilet’i çok beğendiğini duymuştum, Ozan Açıktan da zaten haklarını alacak kadar beğendiği film için “Benim altıncı filmim, Drazen’in ilk filmi; dolayısıyla, onun filmi yapmış olması nasıl yaptığından daha önemli,” diyerek, herhangi bir karşılaştırmaya girişmiyor.

Yıllardır bugünü bekleyen proje

Aslında bunca yıldır bugünü bekleyen ama beklerken de hiç boş durmamış bir film Yarına Tek Bilet. İki kez başka kadrolarla yola çıkılmış, Beren Saat’le altı ay çalışılmış mesela ve epey de yol almışlar ama kısmet işte, iki kere sıfırlanmak zorunda kalmış iş. Birinde 15 Temmuz darbe girişimi, birinde takvim uyuşmazlığı nedeniyle. Beren Saat’le daha sonra Atiye’de çalışan Açıktan, Saat’in bu projeye verdiği emekten, sevgiyle söz ediyor. Aynı sevgiyi Ozan Güven’in senaryoya katkısından söz ederken de görmek mümkün. Annemin Yarası ile gelişen dostluk, senaryoya da değmiş belli ki.

Belki izlediniz, izlemediyseniz de tavsiye ederim, o da Netflix’de var; yönetmenin finansmanını yine kendi sağladığı diğer bağımsız filmi Silsile de bir kompartıman kadar olmasa da, yine dar bir alanda, Karaköy civarında geçiyordu.

Acaba kısıtlı mekanları özel olarak mı tercih ediyor diye merak ettim ama Ozan Açıktan, bunun özel bir tercihten çok, ayağını yorganına göre uzatmak gibi daha basit bir pratikten kaynaklandığını, bağımsız sinema yaparken neye, ne kadar ve nasıl ulaşabileceğini bilmenin çok önemli olduğunu anlattı.

Netflix’te gösterime giren Yarına Tek Bilet’in başrollerinde, Dilan Çiçek Deniz ile Metin Akdülger oynuyorlar.

İmkanlar kısıtlı olsa da, Yarına Tek Bilet, küçük film, inandığı oyunculuk anlayışının uygulanabileceği bir film olarak diğer filmlerinden, mesela bir Aile Arasında’dan daha (iyi veya kötü değil) farklı bir yerde onun için. Türkiye’nin en iyi yazarıyla (Gülse Birsel), en iyi oyuncularının bir kısmıyla çalışmanın ne kadar önemli olduğunu da samimiyetle vurguluyor kendisi. Ancak orada çok doğal olarak mutfağa giren daha çok kişi var; YTB’de ise bütün sorumluluk dört kişiye ait: Ozan, Faruk, Dilan ve Metin’e yani. Zaten filmin her karesi, her cümlesi bu dörtlünün onayından geçmiş, hepsinin içine sinmiş. Oyuncuların doğaçlama yapıp yapmadıklarını merak ettim ama yazım sürecinde doğaçlama işin içine girse de, çekim aşamasında son noktasına kadar planlanmış bir senaryoya uygun davranılmış. Bu arada filmin ‘Hayal Kırıklığı üçlemesi’nin ilk filmi olduğunu belirtmeden geçmemeli, üçlemenin ikinci ve üçüncü filmleri de hazırlık aşamasında.

Ozan Açıktan’ın dediği gibi küçük, oyunculuğa ve yönetmenliğe dayalı, bence de tatlı, modern ve ‘cool’ bir film Yarına Tek Bilet. Artık Netflix trenine eklendi, bu da demektir ki böyle bağımsız başka yerli vagonlar da gelir o trene.

Sinemada bir yazı burun kıvırarak geçirdikten sonra bu hafta iyi filmler var!

Bütün yaz boyunca sinemalar kapalı olduğu için yeni filmleri streaming platformlarından izledik. Yazdıklarıma şöyle bir bakınca büyük çoğunluğuna burun kıvırdığımı gördüm. Bu benim suçum değil, filmler iyi olsaydı tabii ki överdim ama heyhat: sinema için iyi bir yaz olmadı. Yine de insan her ...

Christopher Nolan’ın dev yapımı Tenet gösterimde!

Salgın süresince kapalı olan sinema salonları, dünyanın pek çok yerindeki gibi ülkemizde de tekrar açılmaya başladı. Son birkaç haftadır aylar öncesinin filmleri vizyondaydı, ilk defa geçen cuma yeni bir-iki film daha piyasaya sürüldü. Hasılat bilgilerinden anlıyoruz ki seyirci yine de evinde ...

İşte yine bir süper kahraman filmi: “Project Power”

Netflix, işi artık iyice otomatiğe bağladı. Salgın sürecinde süper kahramanlı, sisteme başkaldıran polisli, büyümüş de küçülmüş zenci çocuklu elli film izledim gibi geliyor bana. Ya gerçekten böyle bir furya var, ya da artık bu filmler iyice birbirlerine girmeye başladı. Daha önce de yazmıştım; ...