Yeni Osmanlıcılığın rövanşı Fatih tablosu mu?

İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun Fatih tablosunu satın aldırması, AK Parti'nin 18 yıldır süren Neo-Osmanlıcı çıkışlarına karşı sembolik ve Avrupai-Rönesans tınılı bir rövanş olarak tarihe kaydedilebilir.

ALİ MURAT ERGÜL

Eni 33, boyu 45 santimetre. Kimin yaptığı belirsiz. Bir önceki müzayedede satıldığı fiyattan 30 bin sterlin daha ucuza satın alınmış. Uğruna yeni ve uluslararası bir sanat merkezi kurulması, bu merkezin odağında da bu resmin yer alması umuluyor. Portredeki diğer figürün kim olduğu bile yüzyıllardır tartışmalı. Kimileri için bir siyasi zafer, kimileri için tuğra ve Atatürk imzalı Doblo… Bellini atölyesinden çıktığı düşünülen Fatih tablosuna dair tüm bilgiler muğlak ve muallâk. Tabloyla ilgili tek kesin bilgiyse İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin tabloya 770 bin sterlin para verdiği…

25 Haziran’da İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun attığı bir tweet aylardır salgın haberleriyle dolu gündemi değiştirdi. Fatih Sultan Mehmet’in yaşadığı dönemde çizilen üç orijinal resminden biri İBB tarafından satın alınmıştı ve artık Türkiye’ye getirilecek, İstanbul’da sergilenecekti.

İlk tartışma resimdeki imzaya dairdi. Büyükşehir Belediyesi’nin aldığı tabloyu, 1737 ile 1817 arasında yaşayan İsviçreli gravür ustası Christian von Mechel 1807’de satın almış, şarkiyatçı Rudolph Tschudi’nin eseri 1930’larda von Mechel’in kolleksiyonunda görüp tanıtmasından sonra da sanat tarihi kitaplarına girmişti. Resmin Bellini’ye ya da atölyesine ait olduğu iddia ediliyordu.

“Tablo Bellini ekolü…”

Fatih Sultan Mehmet, Ağustos 1479’da Venedik Dükası Giovanni Mocenigo’dan kendisine “iyi bir ressam” ve heykeltıraş göndermesini isteyince Gentine Bellini İstanbul’da ağırlandı.

Fatih, Bellini’nin yeteneğini görmek için ona saraydaki farklı kişilerin resimlerini çizdirdi. Tablonun sağ alt köşesinde Latin harfleriyle not düşülen tarihin 25 Kasım 1480 olması ve ziyaretin hemen ardını işaret etmesi Bellini bağlantısını kurmayı sağlıyordu.

Yaygın kanı ise İmamoğlu’nun temkinli paylaşımındaki gibi resmi Bellini’nin çizmediği ancak atölyesindeki bir öğrenci ya da öğrenciler tarafından çizildiğiydi. Bu dönemin ülkemizdeki tek uzmanı Prof. Günsel Renda da resmin Fatih’e ait Bellini ekolünden bir tablo olduğunu doğruladı.

Gazeteci Murat Bardakçı ise kurulan bağlantıların söylentilerden ibaret olduğunu söyleyerek resmin sahte bile olabileceğini öne sürdü. Bellini eserlerinin 1 değil 100 milyonlarca sterline alıcı bulduğunu söyleyen Bardakçı’nın şüphelerine hak vermek için 300 bin sterlinden açılan Christie’s müzayedesinde 770 bin sterlin ve vergilere satılan resmin, yine Londra’da 5 yıl önce çıktığı Sotheby’s müzayedesinde 800 bin sterline alınmış olduğunu bilmek yeterli.

Hangi koleksiyoner 5 yıl elinde tuttuğu eseri daha düşük bir fiyata elinden çıkarmak ister ki? Sanat eleştirmeni ve filozof Ahmet Soysal’ın “İmzasız bir tablo için miktar fazla” demesi de yine aynı nedenden. Soysal resmin pentür kalitesinin vasatlığı ve resmi bir siparişte bu iki figürün yan yana gelme ihtimalinin zayıflığının şüpheleri artırdığına işaret ediyor.

 

Fatih’in yanındaki kim?

Resimle ilgili bir diğer tartışma ve gizemse Fatih Sultan Mehmet’in yanında resmedilen ikinci figürün kimliği. Portrede Fatih ile birlikte yer alan genç erkek kimdi? Bu sorunun cevabı görüş belirtenleri ikiye ayırdı.

Portrede Fatih Sultan Mehmet’in yanındaki kişinin Cem Sultan olduğunu belirten İlber Ortaylı’nın başı çektiği cephe, Fatih’in Cem Sultan’ı çok sevdiği ve yetenekleri konusunda kendisine yakın bulduğu için resimde onunla birlikte yer aldığını söyledi. Sanat tarihçisi Prof. Dr. Nurhan Atasoy da “Kesinlikle Cem Sultan” diyerek Ortaylı’ya destek verdi.

Aynı tezi savunan sanat danışmanı Nezih Başgelen, Hürriyet’teki röportajında, Bellini’nin Eylül 1479’dan 1481 yılının Ocak ortasına kadar Topkapı Sarayı’nda kaldığını, bu süreçte Konya’daki Cem’in babasının emriyle Konya’dan İstanbul’a gelip burada Rodos Şövalyeleri’nin lideri Pierre d’Aubusson’la yapılan barış müzakerelerini bizzat yürüttüğünü ve Gentile Bellini’yle Topkapı Sarayı’nda karşılaşmış olabileceğini öne sürdü.

Şehzade sakallı mı olur, sakalsız mı?

Osmanlı tarihçisi ve Fatih dönemi uzmanı Prof. Dr. Feridun Emecan da resimdeki figürün Cem Sultan ya da bir şehzade olma ihtimalini sakalsız olmasına dayandırdı ve “Şehzadeler bıyık uzatırlar sakal bırakamazlar. Sakal bırakmak sultana isyan etmek anlamı taşır” dedi.

Karşı cephedeki Murat Bardakçı ve tarihçi Erhan Afyoncu ise resme sonradan eklenmiş “Fatih ve oğlu” ibaresinin yanıltıcı olabileceği konusunda uyararak, o tarihlerde Fatih’in üç oğlunun da sarayda olmadığını belirttiler.

Yazar Mehmet Coral ise “Sakalsız, parlak bir şehzade düşünülemez. Bu ihtimal dahilinde Fatih, Trabzon’u fethettiğinde imparatorun oğlu Alexius’u saraya alıyor. Dil bilen eğitimli Alexius danışmanları arasına giriyor. O kadar çok seviyor ki onu, Pera’yı kendisine bağışlıyor. Hatta Beyoğlu sözü oradan geliyor. Cem Sultan olmadığı kesin ama Alexius olması yüksek bir tahmin” diyerek figürün kim olduğuna dair yeni bir teori ortaya attı.

Resimle ilgili tahminlerden biri de Osmanlı tarihi konusunda çalışmalarıyla ünlü Alman tarihçi ve dilci Franz Babinger’e ait. Babinger ikinci figürün Bosna kralının oğlu İshak Bey olduğunu düşünüyor.

Yoksa Fatih’in gençliği mi?

Tablo Bellini İstanbul’dan döndükten sonra yapıldığına göre o kişi Medici’lerden birisi de olabilir. Christies’in eserin tanıtımıyla ilgili yazısında resimdeki ikinci kişinin saraya yakın bir Venedikli diplomat veya iş insanı olabileceğine dair bir görüş de var.

Osmanlı geleneklerine göre şehzade ile padişahı yan yana getiren bir kompozisyonun pek olası gözükmemesi de karşı cepheyi destekleyen görüşlerden.

İkinci figürün Fatih’in gençliği olabileceği de öneriliyor fakat tiplerinin farklılığı nedeniyle bu olasılık pek mümkün görülmüyor. Ne yazık ki şu ana kadar arşivlerde resimle ilgili edinilen hiçbir tarihi belge gizemi çözmeye yetmiyor.

Siyasi bir hamle

İstanbul’u fethederek tarihin akışını değiştiren Fatih Sultan Mehmet, döneminde aldığı kararlar nedeniyle tebası tarafından hak ettiği sevgiyi göremese de modern Türkiye’nin her kesimini buluşturan tek Osmanlı padişahı. Bu yüzden ona dair her konu gibi yer aldığı tablonun da siyasi okumalardan muaf kalması mümkün değil.

Fatih’in resmini satın almak tam da İmamoğlu’nun adaylığı boyunca yürüttüğü her kesimin oyunu alma stratejisinin devamı niteliğinde. Üstelik Muhteşem Yüzyıl’daki özel hayatı sayesinde fazla magazinel bir figüre dönüşen Kanuni’nin ya da Osmanlı İmparatorluğu’nun en çok toprak kaybeden dönemine liderlik eden II. Abdülhamid’in ona rakip olmak gibi bir şansları bile yok. Yavuz Sultan Selim’le ilgili tartışmaları ise hali hazırda adını verdiği köprünün yapımında çoktan yaşadık.

Akademisyen Fırat Arapoğlu’nun sanatatak.com’a verdiği röportajda belirttiği gibi bu satın alma kültür sanata desteğin çok ötesinde bir anlam ve siyasi yatırım barındırıyor. İmamoğlu ve İBB yönetiminin hamlesi kesinlikle “İstanbul’u alan Türkiye’yi alır” söyleminin motivasyonunu taşıyor.

Nihayet sanat tartışması

Peki, bu güçlü PR hamlesinin odağındaki tablonun sahte mi gerçek mi olduğunun bile bilinmemesi bu motivasyonun meşruiyetini zayıflatmıyor mu?

Müzayede sonucunu “Çok önemli bir dönemin başlangıcı” diye niteleyen Contemporary İstanbul Fuarı Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Rabia Bakıcı Güreli, “Umut verici bir haber” diye karşılayan Dirimart kurucusu Hazer Özil, “Olumlu anlamda şaşırtıcı” sözleriyle gelişmeyi değerlendiren Bedri Baykam başkanlığındaki Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’ne ya da sanatçı ve sanat sektörü profesyonellerinin çoğuna göreyse karar sektör adına sevindirici…

Türkiye sanat camiası resmin sergilenmesi için belediyenin yeni bir kültür sanat alanı inşa edeceğini, hatta güncel sanata da el atacağını öngörüyor.  Son 30 yılda Türkiye gündemine giren en büyük üç kültür sanat tartışmasından diğer ikisinin Melih Gökçek’in 1994’te “Ben böyle heykelin içine tükürürüm” demesi ve AKM’nin yıkılıp yeniden yapılması olduğunu hatırlarsak belki de son tartışmanın umut verici olduğunu bile görebiliriz.

Zira dönemin Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Gökçek’in 1994’te “Böyle sanatın içine tükürürüm” diyerek heykeltıraş Mehmet Aksoy’a ait “Periler Ülkesinde” isimli heykeli müstehcen olduğu gerekçesiyle kaldırtmıştı. 11 yıl sonra heykel mahkeme kararıyla Altınpark’a geri yerleştirilse de Türkiye gündemine kültür sanatla ilgili düşen haberlerin çoğu heykellerin yıkılması ya da kaldırılması, eserlerin sansürlenmesi ya da gösterimden çıkarılması, galeri saldırıları gibi temalarla devam etmişti. Fatih tablosu bu yüzden yaşadığımız son 30 yılın siyasi bir muhasebesi ya da rövanşı olarak görülebilir. Eleştirmen Ali Şimşek’in dediği gibi, belki bu hamle, AKP’nin 18 yılda köpüren Neo-Osmanlıcı kitsch’ine karşı sembolik ve Avrupai-Rönesans tınılı bir rövanştır. “Osmanlı torunlarıyız” diye böbürlenen ama tarihini bilmeyen bir güruhun Türk tarihinin Atatürk ile birlikte en önemli iki isminden biri olan Fatih’in tablosunun alınmasını israf olarak görmesi de bu sarsıntının öncüsüdür.

İmamoğlu Kanal İstanbul’a karşı astığı afişlerden sorgulanacak

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında Kanal İstanbul projesine karşı çıkması nedeniyle soruşturma açıldığını açıkladı. İmamoğlu, konuyla ilgili kamu kaynakları kullanarak afiş astığı suçlamasıyla ilgili müfettişler tarafından ifadeye ...

Cumhurbaşkanı adaylığı yarışı CHP’de erken başladı

Bu kadar spekülasyon canımıza tak etti. Bütün amaç bizim içimizde bir tartışma yaratıp moralimizi düşürmek CHP’nin gündeminde Abdullah Gül diye bir isim olmadı, şimdi de yok, olmayacak da…” 25 Nisan 2018’de CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, 11. Cumhurbaşkanı Abdullah ...

Yanlış zamanda yanlış politikanın bedelini ağır ödeyeceğiz

Korona virüs salgını, dünya ekonomisine bir “ani duruş” yaşattığında dünyanın dört bir yanında hükümetler, parlamentolar ve merkez bankaları hep birbirine benzer tepkiler verdi. Türkiye’de de. Merkez Bankası para basmaya başladı. Hükümet bütçe açığını düşünmez oldu. Evet ama Türkiye’nin ...