‘Aşıyı ya Acun bulur ya Nusret’
23 Eylül 2020

Gazeteci Candaş Tolga Işık’ın sunduğu “Az Önce Konuştum” programına konuk olan Cem Yılmaz işinden ve projelerinden bahsederken ülke gündemiyle de ince ince dalgasını geçti.

Komedyenler arasında nesilden nesile devredilen “Kavuk”un neden kendisine verilmediği üzerine düşünüp düşünmediği sorulan Cem Yılmaz “Bu olaya magazin tarafından bakmamak gerekiyor. Çanak çömleği patlatmamak lazım. Ben başarılı bir komedyen olabilirim ama ben o dünyanın adamı değilim. Şevket Çoruh kavuğu hak ediyor” dedi.

Destek için tiyatro oynayabilir

Cem Yılmaz salgın döneminden nasıl etkilendiğini de şöyle anlattı: “Benim hayatım zaten pandemi. Her an hayatın tepe taklak olma ihtimalini bildiğim için beni fazla çarpmadı. Mesleğimi çok ciddi sekteye uğrattı. 45 tane gösterim iptal oldu. Online hayatını devam ettirenler çok mutlu. Home ofisçiler çok mutlu. Tiyatro yapmaya çalışan arkadaşlarımı düşünüyorum. Şimdi adını anmakta bir beis yok. Haluk Bilginer, Çağlar Çorumlu benim tanıdığım bildiğim insanlar. Geçen günkü beyanatını görünce çok üzüldüm. Bununla ilgili benim bir şey yapmam lazım diye düşündüm. Çok kıymetli insanlar bunlar. Onlar için bir oyun oynayabilirim. O tiyatroya bir gelir elde etmeye çalışırım. Bugün ama güzel bir şey açıklandı. Kültür Bakanlığı, bütçe meselesi. Bu bir eğlence sektörü değil. Mesela konser yalnızca eğlenmek için değildir. Acı anlarda ilk konserlerin iptal edilmesi vicdanımda bir yere oturmuyor. Cenaze evinde müzik çalmak gibi anlaşılmaması gerekiyor”.

Sosyolojinin mizahı

Cem Yılmaz’ın memleketin ve dünyanın gidişatına ilişkin mizahi sosyal analizi ise söyleşinin en popüler bölümlerinden biriydi:

“Neye inanacağımızı şaşırdık. Dünyanın yuvarlak olduğunun tartışıldığı 2 sene geçirdik. Komplo teorisinin varlığından haberdar olmak bize neyi getiriyor, neyi çözüyoruz? “5G geliyor, hepimize çip takacaklar” diyor. Tamam. Ne yapacağız peki şimdi? Tekerleği bulan adam mesela bir anlamda sayısalcıydı. Adam tekerleği buluyor sözelci, ‘Nereye gidiyorsun ya’ diyor. Sözelcilere kalsak yanmıştık. Şu an bak dünyadaki meselelere, çözenler hep sayısalcı. Bir sözelci olarak şuradan kendimi kurtarmaya çalışıyorum. Yeni bir şey bulmuş gibi bir şey söylemek bir sözelci için fazladır. Yeni bir şey söylemek çok zor. Şu anda devir, çanak çömlek patladı devri. Bırak bir insanı, topluca bir toplumun kaldıramayacağı data geziyor”.

Yılmaz, salgın döneminde yaşadığı ilginç olayı da anlattı: “Ben yazlık evime gitmek istedim. Yolda maske kontrolü yapıyorlar. Jandarma arkadaşlar diyor ki “Maskeyi çıkarıp fotoğraf çektirsek ne güzel olur”. E şimdi nasıl kıracaksın. Biz de bağışıklığı fotoğraf çektirerek kazandık. ”

Cem Yılmaz’ın Acun Ilıcalı ve et lokantası işletmecisi Nusret Gökçe üzerinde yaptığı gönderme ise sosyal medyanın en diline dolanan bölümü oldu.

Söze “Bugün burada açıklayalım” diye başlayan Yılmaz şöyle devam etti: ” Acun aşıyı buldu. (Gülüşmeler) . Niye bütün Türkiye bunu beklemiyor muydu? Büyük bir ihtimalle ya Acun bulacak ya Nusret. Nusret bulursa altın kaplamasını da yapar onun.”

Bu sözler gelir geçer bir espri gibi görünse de küresel salgın dönemimde bile gündemin magazine bulanmasına ilişkin ince bir dokundurma gibi durmuyor mu? Ne dersiniz?

 

Cem Yılmaz’dan notlar

 

Cem Yılmaz’ın sözlerinden dikkat çeken diğer satır başları şöyle:

– Hızlı bir dizi projesi yapmak istiyorum. Erşan Kuneri’nin hayatından bir kesit. Önümüzdeki 6 aylık süreçte çalışmalara başlayacağız. Dijital bir platforma yapacağım bunu.

– Çok uzun zamandır televizyon izlemiyorum. Yalnızca yılbaşlarında izliyorum. Bir eksiklik hissetmiyorum.

– Şu sıralarda pek neşeli değilim. Pek gülmüyorum. Çok neşeli bir zaman geçirmedim son 5-6 aydır.

– Abim için komik bir adam diyemem dramatik bir adamdır. Tanıdığım en komik kişi şu an yakınımda olduğu için Zafer Algöz diyebilirim.

– Benim yaptığım meslek itibarıyla ben ne yazık ki bu mesleğin ustalarıyla beraber vakit geçiremedim. İzleyip zihninde bu işi yapıp yapmamak olmasa dahi bir mizahi bakış, bir öykü anlatmadaki tatlılık, bir perfomansı izlerken oradan öğrenilen şeyler anlamında, Nejat Uygur, Şener Şen gibi isimleri sayabilirim. Benim çocukluğumdan beri beni etkileyen insanlar benim ustamdır.

– Rahmetli Seyfi Dursunoğlu, çok da severdim. Onun benimle ilgili bir tespiti var. “Ama onun bir sürü yazarı var” diyor. Ben tiyatro oyunu formunda bir şey sergiliyorum ve onu teliflemem lazım. Yazıyorsam da ben yazıyorum.

– Esprileriniz ne kadar komik olursa olsun. Siz, bunu sunmak ile ilgili bir ruh halinde olmalısınız. Bu ruh haline özen göstermelisiniz. Bu sizi yalnız bırakabilir. İşin yapıldığı an çok çileli bir andır. Bizim iş gamsız bir adamın yapacağı bir iş değil. Çoğunluk beni gamsız birisi zannediyor. Ben gayet gamlı bir insanım. sahne ile ilgili söyleyeceğim şey: Gamsız girilmez.

-Yanlış anlamasın kimse darılmasın da soytarılığım benim için bir problem değil. Tanım olarak değil. Benim gibi bir çocuğa soytarı diyorsun aç bakalım Tiktok videolarını… Bunların içinde sayısalcılar var sözelciler var. Sen beni hiç gördün mü iş yerinde printer’ın önünde göbek attığımı. Görmedin demi. Benim yaptığım işlerin gerçekten ne kadar minimal olduğunu toplasan 13 tane senaryosunu yazdığım filimim var. 3 tane de repertuarım var sahnede. Benim yaptığımın tamamı bu. Diyor ki soytarılık yapma. Hangi işte gördün. Printer’ın önünde oynadığımı. Çakmakla osuruğumu yaktığımı gören var mı? Yok. Burnuma Wasabi soktuğumu gören var mı? Yok. Bütün dünya şu anda bu videoları izliyor. Bu insanları komedyenler mi delirtti? Ben bu yelpazeye baktığım zaman zihinsel gelişim olarak kendimi bir astronota daha yakın hissediyorum.