Hikayeyi biliyorsunuz: Dün öğlen saatlerinde üniversite öğrencilerini temsil iddiasındaki bazı sosyal medya hesapları genel bir boykot çağrısı başlattı. Sosyal medyada her konuda olduğu gibi bu konuda da bir kavga ve yarışma başladı.
Boykot yanlıları ve boykota destek verenler bir yanda, onu eleştiren, hatta vatana ihanet olarak niteleyenler öte yanda…
Sosyal medyayı ciddiye almayı bırakalı çok oldu, o yüzden gün içinde göz ucuyla bakmakla yetindim olan bitene.
Akşam saatlerinde iki, hatta üç önemli gelişme oldu. Önce Özgür Özel boykot çağrısına destek verdi. Vermese olmazdı, İmamoğlu protestolarında partisi üniversite öğrencilerini yanında bulmuştu, onların taleplerini de hep mitinglerde dile getirmişti.
Özgür Özel’e tepkiyi de Ticaret Bakanı ve Ak Parti sözcüsü ayrı ayrı verdiler. Buraya kadar normal bir sıradan sosyal medya atışması ve siyasi kavga.
Derken İstanbul Savcılığı devreye girdi, bu konuda bir soruşturma başlattığını duyurma ihtiyacı hissetti. Oysa savcılık her gün onlarca soruşturma başlatıyor olmalı, diğerlerini duyurmaya gerek duymuyor ama bunu duyurdu.
Ve sonra Ak Parti cephesiyle hükümetten boykota eleştiriler yağmaya başladı. Her bakan, arada Gençlik Spor Bakanı ile Milli Eğitim Bakanı, hatta Aile Bakanı dahil bu konuda bir şeyler söyledi, tabii CHP’yi yıkıcı ve bozguncu olmakla suçladı.
Arkasından sanki bir yerden haber gelmiş gibi iş dünyası örgütleri açıklama yağdırmaya başladı.
Bakanların içinde en geç kalan İçişleri Bakanı oldu. Belki ona haber geç ulaştı. O sabaha karşı 03.00’de açıklamasını yapabildi.
Buradaki tuhaflık, boykota ve CHP’ye yönelik tepkilerin tek merkezden koordine ediliyormuş izlenimi vermesiydi. Bir merkez bu konuyu ballandırmaya ve büyütmeye karar vermiş ve herkesten açıklama yapmasını istemişti sanki.
Eğer öyleyse, ki öyle gibi duruyor, bunun bence çocukça ve etkisiz bir şey olacağı çok belli olan, yeterince örgütlenememiş, yeterince hazırlanılamamış ve aceleye getirilmiş olan boykotu büyütecek bir şey olduğunu görmemeleri imkansız.
Neden bu tercihi yaptılar? Neden savcılığından İçişleri Bakanına, Aile Bakanından Spor Bakanına kadar herkesi konuşturma ihtiyacı duydular, anlaşılır gibi değil.
Şunu anlıyorum: İktidar kanadı CHP’nin başlattığı kutuplaşma savaşını kendi saflarını sıklaştırarak karşılamaya çalışıyor ama her şeyin üzerine atlamaları, her şeyi kriminal bir vakaya çevirip CHP’yi böyle marjinalize etmeye çalışmaları da gerekmiyor.
Ak Parti iletişim ekibi ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan bana göre İmamoğlu’nun diplomasının iptal edildiği 18 Marttan beri hata üstüne hata yapıyor.
Kendileriyle savcılığın eylemleri arasına mesafe koysalar, sanki kendi açılarından daha doğru davranmış olurlardı. O mesafenin yok olması, CHP’nin tezlerini güçlendiriyor. Bunun farkına varmamış olamazlar.
İlginç işler doğrusu.