Bunun bile nostaljisi olabildiyse o zaman durumumuz hayli berbat
02 Nisan 2025

Gece haberlerinde bayram trafiği ve kazaları hakkında bir haber izliyordum.

işin içinde kazalar olduğundan acılı olan bu haber bile bende tuhaf bir duygusal reaksiyona neden oldu.

nostaljik duygularla doldum. Hayır eski bayramlarda olan kazalara duyulan bir özlem değildi bu tabii ki.

sadece eski bayram günlerinde toplumun üzerinde diyalog açtığı en önemli sorunun bayram trafiği ve kazalarının olabildiği ruh halinin hakim olduğu günleri özlüyordum fena halde.

o günlerde yolculuktan önceki gece haberlere bakarken istanbul çıkışındaki sıkışıklığı izlerken ertesi gün çekeceklerimizi ama yine de gidilecek yerin buna değeceğini düşünürken belki şimdi inanmayacaksınız ama aynı anda kafamda bugün olduğu gibi ülke hakkında  fazla daha kötümser duygumun olamadığı günlerim de olabilmişti 

Belki de yanılıyor olabilirim ama eski Türkiye’nin bende çağrıştırdığı böylesine çocuksu, masum duygular işte.

insanların ertesi gün yolda adece trafiği ve kaza haberlerini düşündüğü ve en önemli sorunun o anda bu olabildiği Türkiye’yi özlüyorum ben.

şimdi ise yola çıktığımızda ülkenin üstümüze bindirdiği ve biriken ağır sorunlarının tümünü de taşıyor gibiyiz nereye gidiyorsak oraya kadar.

***

bugün kısa keseceğim çünkü diyeceğim aslında bundan ibaret . Eğer roman yazma yeteneğim olsaydı.konuyu biraz daha açar ve duygularımı detaylandırırdım herhalde. ama şimdi ben sadece ‘gitmek’ konusunda ve ‘gidilen yollar’ hakkında bir kaç laf daha edip keseceğim bugün.

istanbul-bodrum rotasından gireceğim konuya. şimdi herkes çok mutlu , yolun nasıl kısaldığını ve ulaşımın ne kadar da kolaylaştığını söylüyorlar. mutlaka doğrudur bu ama ben hız getiren yeni yolların insani dokunuştan uzak  olduğunu düşünüyorum. şimdi yollar sadece yoldan ibaretmiş gibi geliyor bana, eski yollardaki aracın camından gördüğüm insan yaşamlarını, perdesi yarı açık camından sızan odalardaki loş ışıkları, bazı harfleri  sönmüş durumdaki neon ışıklı dükkan  yaşamlarını özlüyorum. 

Artık ekspres geçip geçiyoruz bunları göremeden.

Şöyle anlatayım meselemi: Şimdi Susurluk çevresinden geçerken otoyolun yanında restoranı görüyorsunuz ama eskiden  o restoranın eski binasına giderken  şehir yaşamının içine de girerdik. hayat rutinlerini yaşamakta olan insanların yaşamına bir anlık olsa da dokunurduk, ne yiyorsak ne içiyorsak  sokağı da görebilirdik. şimdi ise otoyoldaki restorandaki tek manzara iki yana hızla geçen arabalardan ibaret.

neyse ki çiğ börek  aynı eskiden olduğu gibiydi çok şükür.

***

eğer bütün bunlar benim ilerlemeye gelişmeye karşı olmam anlamın geliyorsa o zaman da varsın olsun olan ne yapayım ben eskinin  o insani dokunuşlarını fena halde özlüyorum.

ÇOK OKUNANLAR