Her şey, Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini temsil ettiğini söyleyen bir sosyal medya hesabının genel ekonomik boykot çağrısıyla başladı. Onu ardı ardına diğer üniversitelerin öğrencilerini temsil ettiğini söyleyen sosyal medya mesajlar izledi.
Boykot çağrıları için özel tasarım afişler sosyal medyadan ansızın yayıldı. Buna göre üniversiteliler vatandaşları bugün genel bir ekonomik boykot uygulamaya, hiçbir alış veriş yapmamaya çağırıyordu.
Derken yine sosyal medyada bu çağrılara destek yağdı. Destek verenler arasında ünlü isimler de olunca, destek yaygınlaşmaya başladı. Bu ünlü isimlerin arasında TRT dizilerinde oynayan oyuncular, TRT dizisi senaristleri de vardı, ki bu oldukça dikkat çekiciydi. Yani bazı oyuncular kariyerlerini sekteye uğratmayı göze almıştı.
Derken CHP Genel Başkanı Özgür Özel de boykota kurumsal olarak destek verdi, sosyal medyasından “19 Mart darbesine karşı en ön safta direnerek geleceklerine sahip çıkan üniversite öğrencilerinden 301’i hukuksuzca tutuklandı ve bayramı ailelerinden ayrı geçiriyorlar Öğrencilere, annelere, babalara, kardeşlere yapılan bu zulme karşı gençlerin başlattığı tüketim boykotunu gönülden destekliyorum. Herkesi bu boykota katılarak tüketimden gelen güçlerini kullanmaya davet ediyorum. Millet, devletin gerçek sahibidir. Devleti milletin karşısına diken bir avuç cuntacı kaybedecek, millet kazanacak” diye yazdı.
İşte bu mesajdan sonra kıyamet koptu. Çünkü önce Ak Parti Sözcüsü Ömer Çelik, Özgür Özel’e bir cevap verdi, sosyal medyadan “Geldiği nokta bir siyasi muhalefet değil, Türkiye’yi topyekun tehdit etmektir. Özel’in toplumsal hayatı bölmeye uğraşmak dışında bir muhalefet yeteneği olmadığı net şekilde görülmüştür. Vatandaşlarımız bu sahte siyaseti ve saldırgan siyasetçileri boykot edecektir” diye seslendi.
Boykot çağrıları öğleden sonra saatlerinde yapılmaya başlandı ama gece olduğunda boykota tepkiler sosyal medyada da, geleneksel medyada da çok daha büyük bir yer işgal etmeye başlamıştı; çünkü Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz’dan başlayarak konuyla ilgili ilgisiz bütün bakanlar, ki bunlara spor bakanıyla Milli Eğitim Bakanı da dahil, CHP’yi sorumsuzlukla ve başka şeylerle suçlayan açıklamalar yapmaya başladı. İçişleri Bakanı Ali Yerlikaya tepki vermekte en geç kalan bakanlardan biriydi, geceyarısını geçen saatlerde tepkisini duyurdu, “Unutulmasın ki bu çağrı ekonomik bağımsızlığımıza yönelik bir sabotajdır” dedi, CHP’yi darbe girişiminde bulunmakla suçladı.
Tabii siyasette ve sosyal medyadaki tartışmalar bir yana, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da boş durmadı, onlar da boykot çağrılarına ilişkin bir soruşturma başlattı. Savcılıktan yapılan açıklamada soruşturmanın “nefret ve ayrımcılık” ve “halkı kin ve düşmanlığa tahrik” suçlamasıyla açıldığı belirtildi.
Derken Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu’ndan başlayarak çeşitli iş dünyası örgütleri ve temsilcileri de boykotu eleştiren, boykota itiraz eden açıklamalar yapmaya başladı. Hisarcıklıoğlu, “Üreten, istihdam sağlayan, yatırım yapan şirketlerimizin hedef haline getirilmesi ve boykot çağrıları yanlıştır. Şirketlerimiz siyasi tartışmaların dışında tutulmalıdır” dedi.
CHP lideri Özgür Özel başka kimseye değil ama TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na sert bir cevap verdi, “Başkan; Yatırım yapanla, istihdam sağlayanla derdimiz yok. Şirketleri siyasi tartışma içine sokan da yok. Sen bu yorumla kime hizmet ediyorsun? Temsil ettiğin kurumu iktidarın emrine vermen üyelerini kahrediyor. Koskoca kurumu düşürdüğün hale bak. Attığın tweeti yorumlara açacak cesaretin yok, neden, kimden korkuyorsun? Sen sözde gücünü nereden alıyorsun? Biz senin Birliğinde senden güçlüyüz. Üyelerinin önemli bir çoğunluğu bizimle. Çünkü ahlaki üstünlük bizde. Çünkü biz haklıyız. Üyelerin de haklının yanında zulmün karşısında. Sen neredesin? Biz haklının yanındayız. Biz kazanacağız. Sen ve senin anlayışın kaybedecek…” dedi.
Tabii boykot tartışmaları ve boykotun “ekonomik darbe” veya “halkı kin ve düşmanlığa sevk edecek” bir şey olduğu iddiaları sosyal medyada konuşulunca akla Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın daha önce yaptığı bazı boykot çağrıları geldi, sosyal medya bu çağrılara ilişkin hatırlatmalarla doldu taştı. Özgür Özel, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın 2008 yılında yaptığı medya boykotunu hatırlatırken banka bazı kullanıcılar da bu yılın 6 Ocak’ında Erdoğan’ın pahalı ürün satanların boykot edilmesini önermesini gündeme getirdi.
Boykotun nasıl bir etkisi olabilir?
Peki, bir gün alışveriş yapmamanın ekonomiye nasıl bir etkisi olabilir? Bankalararası Kart Merkezi verilerine göre Türkiye’deki bankalar tarafından verilen kartlarla yurt içinde yapılan harcamalar Şubat ayında 1 trilyon 472 milyar TL oldu. Bu da günlük 52 milyar TL civarı bir harcamaya denk geliyor.
Küresel ödeme şirketi World Pay Global’ın raporuna göre Türkiye’deki harcamaların yüzde 27’si de nakit olarak yapılıyor. Bu da eklendiğinde günlük alışverişler kaba bir hesapla yaklaşık 65 milyar TL’ye ulaşıyor.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre gayrisafi yurt içi hasılanın (GSYH) neredeyse yüzde 60’ı hanehalkı harcamalarından oluşuyor.
BBC Türkçe’ye konuşan Altınbaş Üniversitesi’nden Prof. Hayri Kozanoğlu, 2 Nisan’daki tüketimi durdurmanın sembolik bir anlam taşıyacağı görüşünde.
Bunun tüketicinin gücünü bir günlüğüne gösterecek fakat uzun vadede sürdürülemeyecek bir eylem tarzı olduğunu söylüyor.
Prof. Kozanoğlu, özellikle yoksul insanların çok fazla seçim yapma gücü olmadığını da ekliyor.
Öte yandan bu çağrının etkisiz kalmasını isteyen kişilerin alışverişlerini 2 Nisan’da yapma ihtimali de var.
Prof. Kozanoğlu, bir günlük harcama kesintisi yerine spesifik hedefi olan boykotların daha başarılı olduğunu belirtiyor.