Rakam ortada: Türkiye’de vatandaş günde ortalama 65 milyar lira kadar para harcıyor. Bunun önemli bölümünü kredi kartıyla harcıyor, birazını da nakit.
Bir gün boyunca sahiden bütün ekonomik aktivite dursa, ertelenecek harcama bu yani.
Daha dün Merkez Bankası tahvil piyasasına doping yapmak amacıyla 30,5 milyar lira piyasaya verdi.
Bu rakamı yazıyorum, 65 milyar liranın çok da büyük bir rakam olmadığını anlatmak için. Kaldı ki bu rakamın tamamının boykota katılması, her Türk vatandaşı boykota katılmak istese bile mümkün değil, çünkü bu paranın içinde bir sürü de zorunlu ödeme var, kira gibi, taksit gibi, kredi borcu gibi… Boykotçular açısından çok iyimser bir hesap yapılsa en fazla 20-25 milyar lira piyasadan bir günlüğüne çekilmiş olur.
Borsamızın toplam günlük işlem hacmi 22 milyar lira.
Türkiye kabaca her gün 1 milyar dolarlık ithalat yapıyor, 38 milyar lira.
Ayrıca dediğim gibi boykotta 20-25 milyar lira bugün harcanmasa bu ertelenmiş harcamadır, yarın 40-50 milyar lira harcanır ve uzun dönemli ortalama aynı kalır.
Diyeceğim o ki, ürün ve hizmetlere yönelik bir günlük boykot, ekonomik bir eylem değil, siyasi ve sembolik bir eylem. Bir sivil itaatsizlik eylemi.
Bu eyleme katılımın ne kadar olduğunu kimsenin bilebilmesine imkan ve ihtimal yok. Yani kaç kişi sahiden harcamasını erteledi, dün alması gerekenleri almadı, kaç kişi aslında boykota katılmak istediği halde bakkaldan ekmek almak gibi temel alışverişini yaptı, kaç kişi boykottan haberdar bile değildi, kaç kişi boykotçulara inat gidip alışveriş yaptı, bunları ölçmek imkansıza yakın.
Burada bir siyasi mücadele var ve bu da bir güç algısı yaratma mücadelesi.
O yüzden boykota olası katılımı arttırmak, bu konuyu konuşma gündemine getirmek olayın siyasi taraflarından biri olan CHP’nin işine gelen ve başarmaya çalıştığı şeyken, tam tersinin de iktidarın işine gelen ve başarmaya çalıştığı şey olması gerekir. İktidar, boykotu hiç ciddiye almasa, bu konudan eleştirmek için bile tek kelimeyle söz etmese, Ahmet Hamdi Tanpınar’ın bayıldığım deyişiyle bir “sükut suikastı” yapsa kendisi açısından daha doğru hareket etmiş olurdu.
Ama öyle olmadı. Hep birlikte gördük ki iktidar topyekün biçimde boykota karşı çıktı, boykotun varlığını geniş kitlelere duyurdu. Böylece muhalefete ileride başka benzer kimseye zararı olmayan ama sembolizm içeren sivil itaatsizlik eylemleri planlaması için cesaret verdi.