Merkez Bankası, Cumhuriyet Halk Partisi’nin cumhurbaşkanı adayı ve İstanbul’un seçilmiş belediye başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart sabahı bir şafak baskınıyla gözaltına alındığından beri olağanüstü günler yaşıyor ve para piyasalarını sakinleştirip yeniden enflasyonla mücadeleyi destekler hale getirmeye çalışıyor.
Bunun için dolar talebini sınırlamaya çalışan banka, piyasadaki fazla TL’yi emmek için bir dizi operasyona girişti. Haftalık politika faizini yükseltmedi ama artık bankalara haftalık borç vermeyi bırakıp gecelik yüzde 46 faiz üzerinden para vermeye başladı. Bu faizlerin fişlen yükselmesi anlamına geliyordu.
İkinci büyük adım, uzun yıllardır kullanılmayan likidite senedi adlı enstrümanı devreye almasıydı. Merkez Bankası bu enstrümanla bankalardaki likidite fazlasını yıllık bileşik yüzde 60 civarında faiz vererek toplamaya başladı. Bu da faizi yükseltti, bankaların mevduat faizlerini de arttırması hedeflendi.
Ama üçüncü adım bu ilk iki adımla çelişiyor gibi gözükse de bir mecburiyetten kaynaklandı. 19 Mart sonrası yabancı sıcak para yatırımcıları ellerindeki Hazine iç borçlanma senetlerini büyük bir hızla satıp dolar alıp yurt dışına geri döndü. Bunun sonucu olarak tahvil fiyatları çok düştü, yani faizleri çok arttı. Gösterge kabul edilen 2 yıl vadeli kağıtta faiz yüzde 40’a dayandı. İşte bu piyasaya da müdahale etmek zorunda kalan Merkez Bankası dün 30,5 milyarlık tahvil alımı yapıp tahvil fiyatlarını yükseltmeye, yani faizi düşürmeye çalıştı.