Yeni bir gün!
03 Nisan 2025

Yaptıklarımız az geliyor, daha fazlasını yapmak için düşünüyoruz. Nefes almaya, konuşmaya, yürümeye ve yaşamaya devam ediyoruz. Ama kolay olmuyor. “Gençler konuşmuyor, eyleme geçmiyor, yerinden bile kalkmıyor” diyoruz, ama harekete geçtiklerinde de önlerine geçip engel oluyoruz.Bu işte bir terslik var. Nereden tutsak elimizde kalıyor.

Tek taraflı bakınca ters gelir, tek boyutlu düşününce doğruya ulaşamayız. Tek bildiğim şu: Sadece kendi gibi düşünenlerle olmak istersek, ilerleme olmaz, sevgi olmaz, saygı olmaz. Hep diyoruz ya, “bilgelik yaşla gelir” diye — gelmiyor.

Bayram, hepimiz için düşünme ve tartma zamanı oldu. Bazen durmak iyidir; düşünmek için, sakinleşmek için, konuşmak için, bir daha düşünmek için. Yanlıştan dönmek, tekrar başlamak için. Bayram, sevdiklerinle, ailenle, dostlarla birlikte ise güzeldir. Ama sevdiklerin yanında değilse, iyi şartlarda değilse, o bayram bayram gibi gelmez. Bilgelik her yerde: Odada, evde, mahallede, okulda, işte. Her yaşta, her kuşakta.

Bilgeliğin her başta olouğunu unutuyoruz

Ama biz yükseldikçe, üst pozisyonlara çıktıkça, büyük arabalara bindikçe tek karar verici olarak kendimizi görmeye başlıyoruz. Kendimizi beğeniyoruz. Ve bilgeliğin, ortak aklın her yaşta, her başta olduğunu unutuyoruz. Gençleri beğenmiyoruz, kolay işleri veriyoruz. Sürekli test ediyoruz. Yaptıkları iyi işlerde bile küçük kusurlar bulup kırmızı kalemlerle üstünü çiziyoruz, zorluyoruz. Bizden iyi olmasınlar diye, bizim önümüze geçmesinler diye sahnedeki mikrofonu kısıyoruz, karar toplantılarına almıyoruz.

Fikirlerini sormuyoruz. Biz sormadan söylediklerinde “Burada işler böyle yürümez, odana git ve sus” diyoruz. “Bu iş sana göre değil” diyerek gelecekte atacakları adımların önünü kesiyoruz. Ve sorunu gençlerde arıyoruz. Her yerde bunu anlatıyoruz. “Gençler bizim gibi çalışkan değil, bizim gibi atak değil, doğru yolda değiller.” “Bu gençlere mi bırakacağız geleceği?” Gençleri fikirlerinden, işlerinden, ülkelerinden soğutuyoruz. Oysa asıl merak eden, sorgulayan, ileri taşıyan, ve eyleme geçme cesareti olan onlar.

Gücümüzü ve işimizi kaybetmek istemiyoruz

O zaman soru şu: Problem nerede? Asıl problemin bizde olduğunu bildiğimiz hâlde, neden gençlerin önünü kesip meraklarını, ateşlerini söndürmeye çalışıyoruz? Sebebi net: Biz meraklı değiliz. Biz yeniyi istemiyoruz. Biz değişim istemiyoruz. Biz değişime yetişemiyoruz. Biz işimizi kaybetmek istemiyoruz. Biz karar vermeye devam etmek istiyoruz. Biz gençlerden öğrenmeyi, onlardan emir almayı kendimize yediremiyoruz. Onların bizden daha cesur olması, daha iyi olması iyi gelmiyor. Gücümüzü ve işimizi kaybetmek istemiyoruz.

Ama asıl sorun şu: Bizler bu işlere, bu mevkilere bunca emek harcayarak geldik ama bundan sonrasını hiç planlamadık. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Ve sadece biz değil, dünyanın da bizim  için bir planı yok. Önce oturup kendimize yeni işler yaratmamız lazım. Yoksa koltuklarımızı, masalarımızı, unvanlarımızı korumak için “her yol mubah” deyip engeller koymaya devam ederiz.

Gençlerin başlattığı o kadar güzel işler, topluluklar var ki

Gençlerle bir mutabakata ihtiyaç var. Her yaştan, her kuşaktan iyi kafaların birlikte düşünüp birlikte üretmesine ihtiyaç var. Beraber düşünme, üretme ve çalışma zamanı. Çünkü bizde olan onlarda yok, onlarda olan bizde yok. O zaman tek işimiz var: Yer açmak. Farklı fikirlere, farklı bakış açılarına, farklı yaşlara, farklı kuşaklara yer aç. Harekete geç, üretmeye başla. Geleceğini planla. Üstelik sadece kendin için değil, ülkeye faydası olanlar için de bir şeyler yap. Senin yapmana da gerek yok — iyisi varsa, dahil ol, peşine takıl.

Gençlerin başlattığı o kadar güzel işler, topluluklar var ki… Onlardan biri de Köy Okulları Değişim Ağı(KODA) 7 sene önce genç bir üniversite mezunu ve köy öğretmenleri tarafından kurulan KODA’nın yaptığı işler 3 sene önce beni o kadar etkiledi ki, peşlerine takıldım. Önce köylere ve muhtarlara gitmeye başladım. Aileleri, çocuklarını yaz kamplarına göndermeye ikna etmekle başladım, şimdi yönetim kurulundayım.

Son 6 aydır da daha büyük hedeflere ulaşmaları için bağış toplamak için koşulara katılıyorum. 6 Nisan Pazar günü Antalya’da kalabalık bir KODA gönüllüsü ekibi ile birlikte KODA’ya bağış toplamak için Runtalya’da koşacağız. Aşağıda, KODA’nın kurucusu Mine Ekinci’nin mesajını da paylaşmak istedim:

107.000’den fazla çocuğun daha iyi bir eğitim alması sağlandı

KODA, 2016 sonunda küçük bir proje fikriyken, geçtiğimiz sekiz yılda öğretmenlerimizin, eğitimcilerimizin, bağışçılarımızın sayesinde büyüdü, büyüdü ve kocaman bir ağ oldu. Bu ağ, köy okulları için özel ürettiği içeriklerle, köy öğretmenlerine sunduğu eğitimlerle, her daim bir telefonun ucunda oluşuyla ülkenin ücra köşelerinde çalışan köy öğretmenlerinin biricik yol arkadaşı oldu. İlkokula giden bir çocuğun eğitim hayatına öğretmeninden daha fazla etki eden bir başka kişi yoktur — hele ki köy okullarında. Bir köy öğretmeninin işini daha iyi ve severek yapması demek, yüzlerce çocuğun eğitim hayatının değişmesi demektir.

KODA şimdiye kadar 107.000’den fazla çocuğun daha iyi bir eğitim almasını sağladı. KODA’nın bir öğretmene tek seferlik verdiği bir eğitimin bedeli 1.250 TL, bir öğretmenin yıllık eğitim bedeli ise 7.500 TL. Siz de istediğiniz miktarda yapacağınız bir bağışla KODA’ya destek olur musunuz?

Gençleri ve güzel işleri desteklemek için önce isteklerini dinlemeli, sonra desteklemeli ve kol kola girmeliyiz. Göreceksiniz, bizim yaptıklarımızdan daha iyisini yapmak için uzun süredir hazırlar ve bunu talep ediyorlar. O zaman gençlere ve taleplerine destek zamanı.Kampanya sayfama tıklayarak iki dakikadan kısa bir sürede, KODA için bağış yapabilirsiniz:

http://ipk.adimadim.org/kampanya/CC129124

Desteklerinizi heyecanla bekliyorum.

 

Köy okulları kapatılmıştı, şimdi de servisler kaldırıldıKöy okulları kapatılmıştı, şimdi de servisler kaldırıldı

 

ÇOK OKUNANLAR