Ders kitaplarını yeniden yazdıracak bir arkeolojik buluş daha: Sınıflı toplum Anadolu’dan başlamış
04 Nisan 2025

Günümüz Siirt’inin 20 kilometre kadar Kuzeydoğusunda, Botan Vadisinin içinden akıp Botan Nehrine dökülen bir çay var, adı Başur Çayı.

Bu çayın hemen kenarında, Aktaş köyünün yakında adını da Başur Çayından alan bir höyük var. Burayı 1963 yılında Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da yüzeyde arkeolojik alanları işaretlemek için dolaşan Amerikalı arkeolog Robert J. Braidwood ile Prof. Dr. Halet Çambel keşfedip haritanın üzerine işaretlemişler.

Aradan 44 yıl geçmiş, bu bölgenin Ilısu Baraj gölünün altında kalacağı kesinleşmiş, o zaman arkeologların bastırmasıyla en sonunda ödenek çıkmış ve Ege Üniversitesinden Haluk Sağlamtimur başkanlığında bir ekip burada kazıya başlamış.

İyi ki de başlamış. Çünkü bu höyükten elde edilen bilgiler, dünya çapında tarih anlatısının akışını değiştirecek nitelikte.

Höyüğün altında bir yerleşim var. Bu yerleşim temelde üç tabaka. En üstte Orta Çağ dönemi var. Onun altında milattan önce 2. binyıldan, yani ‘Orta Tunç Çağı’ diye adlandırılan dönemden kalma yapılar var. En altta ise milattan önce 4. binyıldan kalma yapılar. Bu en eski dönem, Güney Mezopotamya kökenli geç Uruk dönemine de denk geliyor.

Uygarlıkların kıyısında bir uygarlık

Evet ama Mezopotamya nere, Başur Höyük’ün yer aldığı esasen dağlık bölge nere…

Burası o dönem, şehir uygarlığının ve devlet yapıların uzağında, kenarda kalmış bir yerdi aslında.

Ama kenarda-köşede diye küçümsememek lazım, çünkü burada Haluk Sağlamtimur’un kazıları bize Başur Höyük’ün bir ticaret merkezi ve hatta idari merkez olduğunu söylüyor. Burası, daha kuzeydeki obsidian taşı yatakları başta olmak üzere kalaydan bakıra pek çok madene ulaşmak için geçmeniz gereken yolların üzerinde, stratejik bir mevkiydi.

Daha iki hafta önce, 17 Martta Cambridge Archaeological Journal dergisinde yayınlanan bir makaleye göre bu höyükte elde edilen bilgiler, tarihçi, antropolog ve siyaset bilimcilerin devlet teorilerini de, sınıflı toplumların ortaya çıkması teorilerini de baştan sona değiştirtici nitelikte.

Sınıflı toplum Bronz Çağıyla mı başladı?

Mevcut teoriler Bronz Çağını erkek seçkinlerin ortaya çıkışının, şeflikler, hatta kraliyet ailelerinin belirmesi ve toplumsal eşitsizliğin ortaya çıkması için bir çeşit sınır taşı gibi görür. Yani Bronz Çağı’ndan önce eşitlikçi toplumlar vardır, Bronz Çağı sırasında ve sonrasında ise tabakalı veya sınıflı toplumlar ortaya çıkmaya başlar. Savaşçı seçkinler, krallar vs.

Tabii bütün bunlar, daha çok Mezopotamya’ya özgü kabul edilir. Nitekim günümüz Irak’ında ve Ürdün’ünde bulunan pek çok Bronz Çağı arkeolojik alanında bu teoriler doğrulanır. Şehirler vardır, o şehirlerde saraylar vardır.

Arslantepe höyüğü Malatya’da

Ya o kadar basit değilse?

Ama bugün UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan Malatya yakınlarındaki Arslantepe veya Melid höyüğü birkaç yıl önce az önceki teoriyi sarsan bir buluntuyla ortaya çıktı.

Milattan önce 3300 yılına tarihlenen bir saray kompleksi burada bulundu. Etrafta şehir yoktu. Yani önce saray yapılmış, sonra etrafına şehir de inşa edilmişti.

Arslantepe Hititlerin de yerleştiği bir şehirdi.

Burada milattan önce 3000 yılına tarihlenen bir de “kral mezarı” bulundu. Oysa en yakın krallık çok daha güneydeydi. Burası kral mezarı olarak nitelendi, çünkü mezardan çok sayıda metal silah ve başka süsler çıktı. Ana mezar odasının etrafında başka mezarlar vardı, buralarda kralın ölümüyle birlikte kurban edilmiş gençler yatıyordu.

Bunu gören arkeologlar, Arslantepe’de, Mezopotamya’nın şehir merkezlerinden uzakta, küçük çaplı da olsa bir krallık ve askeri aristokrasi olduğunu düşündü.

Her şeyi değiştiren Batur Höyük’teki bu mezar odası oldu.

İnsan kurban edilen cenaze ritüeli devletle birlikte

Bu da yine mevcut teorileri sorgulattı. Teori bu bölgede erken devlet oluşumlarının şehirler, bürokrasi ve bir yönetici hanedandan oluşan “paket”le birlikte ortaya çıktığı söyler. Küçük eşitlikçi toplumlardan geniş ve tabalaşmış toplumlara geçildiğini öne sürer.

Geçmiş araştırmalarda insanların kurban edilmesi dahil cenaze ritüellerinin ancak belirli bir siyasi olgunluktan sonra, yani devlet aşamasından sonra ortaya çıktığı, bu ritüellerin sınıflı toplumu  desteklemek için uygulandığını söyler.

İnsanın siyasi evrimi

Ama Başur Höyük’teki mezarlardan elde edilen bulgular bu teorilerle çelişiyor. Buradaki insan kurban etme dahil cenaze ritüeli, teorinin emrettiği siyasi yapılar ortada yokken de varmış.

O yüzden Başur Höyük’le ilgili makalenin yazarları, buradaki buluntuların insanlığın siyasi evrimleşme tarihinin mevcut teorilerde bize anlatılandan çok daha karmaşık ve çok daha eski tarihli olduğunu gösterdiğini söylüyorlar.

Mezardan çıkan metal eşya. Süslemeler de var, silahlar da.

Milattan önce 3100 ile 2800 tarihleri arasında oluşturulduğu gösterilen bazı mezarlar bulmuş burada arkeologlar. Bunlardan özellikle bir tanesinde çok sayıda kurban edilmiş insan kalıntısı bulunmuş. Bunların hemen hepsi kafataslarını delen keskin ve sivri bir şeyle öldürülmüş. Bu cesetler özenle dizilmiş ve yanlarına da çok sayıda eşya bırakılmış. Bu eşya çoğunlukla bezlere sarılıymış. Yüzlerce bakır eşya arasında gömülüymüş. Bir mezarda 4 cesedin yanında 40 tane hayvan şekli, piramid şekli verilmiş oyun taşları bulunmuş.

Sınıflı toplumun en eski örneği

Burası, Bronz Çağının daha başında sınıflı toplumun oluştuğunu gösteren bir örnek olarak kayda geçmiş durumda artık.

Ve sınıflı toplumu yaratan veya inşa eden şeylerden biri de insanları kurban etmekti makalenin yazarlarına göre. Sadece insan kurban edilmiyordu bir hanedanın sözde tanrısal meşruiyetini sağlamak için, ciddi bir metal zenginliği de silahlar ve diğer eşyalar şeklinde toprağın altına gömülüyordu. Başur Höyükteki mezarlarda binde yakın metal eşya bulundu.

Başar Höyük’teki mezardan çıkan toprak kaplar. Süslemeler çok güzel.

Bu çeşit gömülmelere İngilizce’de ‘retainer sacrifice’ adı veriliyor; ‘soylu’ olduğu düşünülen kişi öteki dünyada kendisine hizmet edecek yardımcılarıyla birlikte gömülüyor. Bu güce sahip olmak, öldükten sonra bile kendine hizmet edilmesini sağlamak, hükümdara kutsiyet atfedilmesinin temelini oluşturan şeylerden biri. Eski Mısır’da sıkça görülen bir şey ama aynı şeyin bugünkü Siirt’te de olması, bu düşüncenin çok daha eski ve çok daha yaygın olduğunu gösteriyor.

ÇOK OKUNANLAR