Yeni Suriye Rejiminin resmi haber ajansı SANA dün sabah çok dikkatimi çeken bir haber geçti.
Eminim bu haber en az benim kadar Türk İstihbaratının da dikkatini çekmiştir.
Haber şuydu:
“Suriye Savunma Bakanı Tümgeneral Murhaf Ebu Kasra, Silahlı Kuvvetlere bağlı askerî birimlerin komutanlarıyla bir araya gelerek, yürürlükteki askerî planların sahadaki uygulanma süreci ve gelişmeler hakkında değerlendirmelerde bulundu.”
Haberde öyle bir cümle vardı ki gözden kaçacak gibi değildi
İlk bakışta rutin bir resmi haber gibi görünüyordu.
Ancak haberde öyle bir cümle vardı ki, son günlerdeki gelişmeleri yakından takip eden bir insanın dikkatinden kaçacak gibi değildi.
Çünkü bu cümle, konuyu biraz bilen bir insan için, bunun öyle çok sıradan bir toplantı olmadığını apaçık anlatıyordu.
O cümleyi haberden aynen aktarıyorum:
“Savunma Bakanı Ebu Kasra, askerî disiplinin korunmasının, operasyonel hazırlığın artırılmasının ve ordu personelinin moralinin yüksek tutulmasının önemine dikkat çekti.”
Anahtar 3 kelime: Askeri disiplinin korunması
Anahtar üç kelime şunlardı:
“Askeri disiplinin korunması…”
Haberde ayrıca toplantıdan 5 kare de fotoğraf verilmişti.
O fotoğraflardaki kişileri bu anahtar cümleye bağlayınca, bu toplantının ne olduğunu çözdüm.
Ancak fotoğraftaki kişilerle ilgili kafamda bazı sorular oluştu.
Bence bu sorular El Şara yönetiminin gelecekte dünyaya ve Türkiye’ye vereceği imaj açısından önemliydi.
Bu sakallı üniformalı iki kişiyi nereden tanıyorum?
Önce, “Bu karelerdeki üniformalı ve sakallı kişileri ben bir yerden hatırlıyorum” dedim.
Türkiye’de gördüğüm bazı fotoğraflarda gördüğüm insanlara benzettim.
Sonra Sedat Ergin’in geçen hafta Oksijen Gazetesinde yazdığı makalede anlattığı çok kritik ve önemli bilgiler aklıma geldi.
Bu toplantı kesinlikle, o makalede anlatılan iki raporda sözü edilen vahim olaylarla ilgiliydi.
Geçen Mart Lazkiye’de Alevilere, geçen ay da Suveyda’da Dürzi’lere karşı yapılan saldırılarla yani.
Gelin şimdi Ergin’in yazısında anlattığı raporlara bakalım.
Avrupa Birliği’nin yaptırım listesine aldığı bazı gruplar
Geçen Mart ayında Suriye’nin Lazkiye şehrinde girişilen saldırılar sırasında 1400’den fazla insan hayatını kaybetti.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi oy birliği ile bunu kınama kararı almıştı.
Gerisini Ergin’in yazısından aktarıyorum:
“Avrupa Birliği bu olaylar karşısında kuvvetli bir tavır sergilemiştir. AB’nin hükümetler kanadı olan Konsey, 28 Mayıs tarihinde bazı silahlı grupları ve aynı zamanda liderlerini yaptırım listesine almıştır. Gerekçede, sivillere karşı başvurulan şiddetin “mezhepsel bir içerik taşıdığı” belirtilmiş, yargısız infazlar ve işkence olaylarından bazı gruplar sorumlu tutulmuştur.”
Muhammed Hüseyin el Casim ve Seyfi Polat Ebu Bekir
İşte asıl sorun bu noktada başlıyor.
Kimdi bu “Yargısız infaz ve işkence olaylarından sorumlu tutulan gruplar?”
Bu raporda ilk defa bu sorumlu grupların ve komutanlarının adı verildi.
Bunlardan özellikle ikisi bizi çok yakından ilgilendirdiği için rapordan adlarını da aktarıyor:
“Süleyman Şah Tugayı ve Hamza Tümeni ile bu grupların komutanları Muhammed Hüseyin El Casim ve Seyfi Bulad (Polat) Ebu Bekir de bulunuyor . Ayrıca Sultan Murad Tümeni de yaptırıma alınan gruplar arasındadır.”
Tam seçemedim ama bu iki isim de dün SANA’nın geçtiği haberde anlatılan toplantıya katılmıştı.
Bu iki kişi Özgür Suriye Ordusu mensupları
Öyleyse kimdir bu iki insan?
“Özgür Suriye Ordusu’nun” mensupları.
Yani Suriye iç savaşının başladığı günden beri Türkiye’nin desteklediği kişiler.
Yıllardır Ankara ve İstanbul’da Türk resmi yetkilileri ile görüşenler. Esad Rejimi devrilmeden önce sivil kıyafetle MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi de ziyaret etmişti.
Şimdi, oların başında bulunduğu bazı ÖSO unsurlarının Lazkiye’deki mezhepsel olaylara katılmakla suçlanıyorlar.
Bu kişlilere atfedilen suçlar çok vahim
Hazırlanan raporlarda öne sürülen suçlar da çok vahim:
Bu raporlar, Lazkiye’deki olaylarda hükümet yanlısı güçler arasından 298 şahısı suçluyor .
Devlet cephesini temsil eden bu şahıslara “yargısız infaz”, “silahlı soygun”, “yağmalama”, “mala zarar verme” ve “işkence” suçlamaları yöneltiliyor . Üstelik bu suçlamalar dijital delillere ve tanık ifadelerine dayandırılıyor.
Ee hani bunlar Suriye ordusuna entegre olmuştu?
Suçlanan bu ÖSO mensuplarının, geçen kasım ayında Esad rejiminin devrilmesinden bir süre sonra yeni Suriye ordusuna entegre oldukları açıklanmıştı.
Demek ki, eli silahlı cihatçıları, eli silahlı muhalif grupları orduya dahil etmek, üniforma giydirmek; onların disiplinli, düzenli ordu unsurları haline getirmeye yetmiyor.
Yeni Suriye ordusunda ciddi disiplin sorunları var
Zapt edilemeyen, disiplin altına alınamayan bir ordu, Suriye’de istikrar arayışlarının geleceği açısından iyi bir haber değil.
Artık şu izlenim genel kabul görmeye başladı.
Suriye ordusunun ciddi disiplin ve emir komuta sorunları var.
Bazı birlikler profesyonelce hareket ederken, bazı gruplar ise disiplin dışına çıkarak intikam, mezhepsel nefret ve suç işleme kastı ile hareket ediyor.
Bu iki kişi dün Şam’dan gelen fotoğraflarda var mıydı?
Dün Şam’dan gelen fotoğraflara işte bu gözle baktım.
Cevabını merak ettiğim soru şuydu:
BM ve AB raporlarında adı geçen ve Lazkiye katliamında sorumluluğu olduğu iddia edilen o iki kişi bu fotoğraflarda var mıydı?
Bu konuyu çok iyi bilen bir uzmanla birlikte yaptığım incelemenin sonucu şuydu:
Yakın çekimlerde yok, uzak çekimlerde teşhis edemedik
(*) BİR Fotoğraflara baktık, bazıları yakım çekim ama bazıları uzak. Büyük bir bölümü arkadan çekilmiş. Dolayısıyla hepsini tam teşhis edemedik.
(*) İKİ BM raporunda HTŞ’nin yanı sıra ÖSO çıkışlı, sonradan yeni Suriye ordusuna katılmış iki silahlı gruptan söz ediyor. Bunlar Süleyman Şah Tugayı ve El Hamza Tümeni.
Ocak ayı sonundaki yapılanmada Süleyman Şah Tugayı orduya katılıp 32. Tümen adını aldı.
El Hamza Tümeni de 76. Tümen oldu.
Kısaca biz bu fotoğraflarda göremedik.
Savunma Bakanı tümen komutanlarını çağırdığına göre olması gerekirdi
(*) ÜÇ SANA Ajansı’nın haberinde savunma bakanının bu toplantıda “tümen komutanlarıyla” bir araya geldiği belirtiliyor. Tümen komutanları çağrıldıysa mantıken raporda adı geçen o iki kişinin de çağrılmış olmaları gerekir.
(*) DÖRT Ama şöyle bir mesele de var. BM komisyonu raporunda bunların adı geçtiğine göre, savunma bakanının buna rağmen bu komutanları çağırmış olması “raporu iplemiyoruz” anlamına gelir. Belki de çağırmadı, bilemiyoruz. Çağırmadıysa bir sıkıntı var demektir…
Bu iki komutan Avrupa Birliği yaptırım listesine alınmıştı
(*) BEŞ AB bu iki komutanı ve grubu yaptırım listesine almıştı. Burada mesele sadece BM raporu değil, aynı zamanda musluğa açması beklenen AB de…
(*) ALTI Önemli ve ilginç bir nokta daha. Türkiye Savunma Bakanı Yaşar Güler ile Ankara’da askeri işbirliği anlaşmasını imzalayan Suriyeli yetkili bu fotoğrafta gördüğümüz savunma bakanıydı. Anlaşmayı imzaladıktan bir hafta -10 gün kadar sonra bu toplantıyı düzenlemesi de ilginç.
Bu da akla şu soruyu getiriyor: Acaba Türkiye, Suriye ordusuna disiplin getirilmesi konusunda bir uyarıda mı bulundu.
Eski ÖSO mensuplarının maaşlarını hala Türkiye mi ödüyor?
Şimdi geliyorum Türkiye açısından en kritik noktaya.
Türkiye 2011 yılından beri adı geçen bu kişileri ve unsurları destekliyor. ÖSO denilen unsurlardaki elemanların maaşlarını Türkiye ödüyordu.
Biz bu ülkenin vergi veren vatandaşları olarak şu sorunun cevabını hiç bir zaman alamadık.
Türkiye bu ÖSO unsurlarına bugüne kadar ne kadar para ödemiştir?
Daha önemlisi bu kişi ve unsurların maaşları hala Türkiye tarafından mı ödenmektedir?
Maaşlarını hala biz ödüyorsak, bu bize sorumluluk yükler mi?
Yanlış anlamayın.
Ben ödensin veya ödenmesin demiyorum.
Buna karar verecek olan devletin güvenliğinden sorumlu insanlardır.
Ama bu unsurların maaşlarını hala biz ödüyorsak, en azından Lazkiye ve Suveyda gibi yerlerdeki katliamlara karıştığı iddia edilen insanların ve başlarındaki komutanların, Suriye ordusu disiplini altına girmeleri ve bu olaylara karışan elemanlarını cezalandırmaları sağlanmalıdır.
Çünkü bu disiplinsiz ve sorumsuz unsurlar bize de zarar verirler.
Bu konuda özellikle Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve MİT Müsteşarı İbrahim Kalın’a büyük görev düşüyor.
Acaba bu toplantı bu uyarıların sonucu mu?
SANA Haber Ajansının geçtiği haber ve fotoğraflarına bakarken şunu düşündüm.
Acaba bu toplantı uluslararası toplum ve Türkiye’den gelen uyarılar sonucu mu gerçekleşti?
Bir de şu var.
Türkiye ile Suriye arasında yapılan anlaşma gereği bu ordunun eğitimine Türkiye yardımcı olacak.
Galiba işe bu disiplin konusundan başlamak gerekecek.
Çünkü fotoğrafta gördüğüm tablo ve komutanların hali bana kendilerinin bile disipline girmelerinin o kadar kolay olmayacağı izlenimi verdi.
İnşallah yanılıyorumdur.