Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi (MSGSÜ) Prof. Sami Şekeroğlu Sinema-TV Merkezi’nin yıkımına karşı Balmumcu’da bulunan binası önünde basın açıklaması yapıldı. Yapılan açıklamaya, DEM Parti Milletvekili Özgül Saki, CHP Parti Meclis Üyesi Baran Seyhan, CHP İl Kültür Sanat Meclis Üyeleri Nil Yurda Yurtseven, Çiçek Yurtseven, Yönetmen Ezel Akay, sinema yazarı Olkan Özyurt, Oyuncular Sendikası’ndan Defne Beri, oyuncular Halil Ergün, Ahmet Mümtaz Taylan, Cengiz Bozkurt, Güven Kıraç, Sine-Sen Genel Başkanı Galip Görür, Sine-Sen’den Yeliz Vurgun katıldı. Merkezin, Türk sinema tarihi açısından taşıdığı önemine dikkat çekildi.
Basın açıklamasında ilk sözü MSGSÜ öğrencisi Esin Naz İşten aldı. İşten, üniversite rektörlüğünün binanın yıkımıyla ilgili kamuoyuna yaptığı açıklamaları eleştirerek, şunları söyledi:
“Bina dilatasyon çatlaklarını ‘çürük’, kazan dairesini ‘arşiv’ diye sunduğunuzu biliyoruz. Binanın önemli bir bölümünün güçlendirildiğini, buna rağmen hukuksuzca yıkım kararı aldığınızı biliyoruz. Bakım ve onarım için tek adım atmadığınızı, şimdi ‘eskidi’ diyerek kendi ihmalinizi örtmeye çalıştığınızı biliyoruz. Belediyeye ‘riskli yapı’ raporu sunmadığınızı, yıkıma girişen firmanın ruhsatsız olduğunu biliyoruz. Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu’nun yıkım durdurma kararı aldığını biliyoruz.”
İşten, “Buradan bir kez daha söylüyoruz: Yıkımlarla, rapor oyunlarıyla, yalan açıklamalarla bizi susturamayacaksınız. Balmumcu’dan vazgeçmiyoruz. Biz inat ediyoruz, sizden hesap soruyoruz” diye konuştu.
DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, merkezin boşaltılarak yurda devredilmek istenmesini eleştirerek, “Hem öğrencilerin barınma hakkı gasp ediliyor hem de sinema sanatının üretildiği mekân yok edilmek isteniyor. Buradaki hafıza ve üretim pratiği bizim için değerlerimizdir. Bu karar geri alınmalı, bina yeniden aktif kullanıma açılmalıdır” dedi.
CHP’li Seyhan: “Tüm görsel arşiv riske ediliyor”
CHP Parti Meclisi Üyesi ve yönetmen Baran Seyhan, merkezin yalnızca bir bina olmadığını, Türkiye sinemasının kalbi olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Bugün televizyon dizilerinin ve sinema filmlerinin üretildiği yer olan bu merkez türlü ayak oyunlarıyla ortadan kaldırılmak isteniyor. Üstelik arşiv de taşındı. Geçici bir yere nakledildiği söylense de bundan sonrası belirsiz. Bu ülkenin görsel hafızasını riske etmek hiçbir anlayışın hakkı olamaz. Biz şeffaflık istiyoruz, bu arşivin nasıl korunacağı kamuoyuyla paylaşılmalı.”
Usta oyuncu Halil Ergün, merkezin simgesel önemine dikkat çekerek, “Burada bir tarihsel iz vardır. Bu bir saldırıdır, bu bir tasfiyedir. Sinema eğitiminde simgesel bir işlevi olan bu mekânı korumak zorundayız. Öğrencilerin yanında duracağız” dedi.
Sinema yazarı Olkan Özyurt, film arşivinin geleceğine dair kaygılarını dile getirerek, “Bir arşiv, bir hafıza elimizden alınmak isteniyor. Bu filmleri geleceğe aktarmak görevimizdir. Çocuklarımız yarın bu filmleri nerede bulacak? Üniversite süreci şeffaf yönetmedi” diye konuştu.
Sine-Sen Genel Başkanı Galip Görür ise, “Burada sinemamızın belleği yok edilmek isteniyor. Çünkü kültürel alanda üretemeyenler var olanı da yok etmeye çalışıyor. Bu bir zihniyet meselesidir. Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser. Biz bu zihniyetin karşısındayız” ifadelerini kullandı.
Sinema emekçisi Süleyman Şenvardar, merkezin kurucusu Prof. Sami Şekeroğlu’nun 2019 yılında yaptığı konuşmayı hatırlatarak, “Şeker hocamız, ‘Kurumum hasta, tedavi için yardım istiyorum’ demişti. Onun vasiyeti bu kurumu yaşatmaktı. Bizler de bu mirasa sahip çıkmaya devam edeceğiz” dedi.
Basın açıklamasını okuyan Sümeyye Köse, merkezin Türk sinemasının belleği olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Prof. Sami Şekeroğlu öncülüğünde kurulan Sinema-TV Merkezi yalnızca bir bina değil, sinema eğitimi, film arşivi ve laboratuvarlarıyla ülkemizde sinema için tasarlanmış tek bütünlüklü yapıdır. Hukuki süreç devam ederken, rektörlük eliyle ‘hurda karşılığı yıkım’ ihalesi açılmış, firma ruhsatsız şekilde yıkıma başlamıştır. Bu, yarım asırlık bilimsel ve sanatsal mirası yok etmektir. Bizler bu kurumun korunmasını, restore edilerek gelecek kuşaklara aktarılmasını ve film arşivinin yerinde yaşatılmasını talep ediyoruz.”
Köse, tüm kamuoyunu dayanışmaya çağırarak, “Bu yıkımdan derhal dönülmelidir, aksi halde bu utanç vesikası olarak tarihe geçecektir” dedi.