İç Huzurun Bedeli: Yuvasız Kalmak mı?
31 Ağustos 2025

Sosyete bu hafta bir boşanmayla çalkalanıyor. Tansa Mermerci Ekşioğlu ve Can Ekşioğlu yollarını ayırdı. Ne bir yasak aşk, ne ihanet… Bu kez evliliğin üçüncü kişisi “spiritüalizm”! 

Evet, yanlış duymadınız. Can Bey son yıllarda kendini maneviyat, iç huzur ve “ruhani seyahatler”e kaptırmış. Anlaşılan uçağa yoga matı koymuş ama eşini yanına almamış. Sonuç: 21 yıllık evlilik “namaste” diyerek sona eriyor.

Erkekler, özellikle orta yaş krizine yaklaştığında “ben kimim, neden buradayım, bundan sonra ne yapmalıyım” sorularına daha yüksek sesle cevap arıyor. Kimisi yeni bir spor salonuna yazılıyor, kimisi saçlarını boyatıyor, kimisi de Himalayalar’da şifa arıyor. Arayışın kendisi doğal, fakat mesele bu yolculuğun “ortak” mı yoksa “tek kişilik” mi olduğu. Eğer çiftler bu soruları birlikte yanıtlamazsa, biri ışığını Tibet’te ararken, diğeri evde tek başına kalıyor.

Özellikle büyük şehirlerde, bireysellik ile çift olma arasındaki denge daha kırılgan. Kadınlar da erkekler de “kendini gerçekleştirme” ihtiyacını daha yüksek sesle dile getiriyor. Fakat bireysel gelişim, ilişkisel gelişimle desteklenmezse, ortaya “paralel hayatlar” çıkıyor. Aynı evde yaşayıp farklı dünyalarda nefes almak gibi.

Spiritüel arayışların, meditasyonların, nefes çalışmalarının aslında libidoya çok iyi geldiğini biliyoruz. Kaygıyı azaltıyor, bedensel farkındalığı artırıyor, orgazm kalitesini yükseltiyor. Ancak bu faydalar partnerle paylaşılmadığında, cinsel hayata köprü değil, duvar örülüyor.

Kısacası iç huzur arayışına kimse karşı değil. Hepimiz biraz daha dinginlik, biraz daha “namaste” istiyoruz. Ama evlilik dediğimiz şey, tek kişilik bir retreat kampı değil; birlikte katılınan, birlikte ter dökülen uzun bir maraton. İçsel huzur evde paylaşılıyorsa şifa. Paylaşılmıyorsa? O zaman dışsal faturası ağır olur: tek başına uyunan king size yatak!

ÇOK OKUNANLAR