İrem Hanım merhaba,
34 yaşında bir erkeğim, evliyim.Porno izliyorum ama klasik anlamda bağımlı falan değilim. Günde değil, haftada birkaç kez. Sorun şu: Porno izlediğim günler eşimle cinsellik olmuyor. Eşim ‘benden kaçıyorsun’ diyor, ben de ‘alakası yok’ diyorum. Ama fark ettim ki izledikten sonra gerçek seks bana daha zahmetli geliyor. Sorum şu: Porno beni eşimden soğutuyor mu, yoksa ben bahane mi üretiyorum?
Değerli okurum,
Porno sadece “görüntü” değil; beynin ödül sistemine hızlı, risksiz ve kontrol edilebilir bir uyarı veriyor. Tek tuşla. Reddedilme ihtimali yok. Duygusal emek yok. Zamanlama pazarlığı yok. Beyin bunu çok seviyor.
Gerçek cinsellik ise farklı çalışır: Karşılıklı ayar ister. Ruh hali ister. Bazen sabır ister. Bazen “bugün olmadı”yı kabullenmeyi ister. Bu kolayla zoru kıyaslamak, eşinizi sevmediğiniz anlamına gelmez. Ama gerçek sekse başlama eşiğini yükseltir. Bir de gizli bir psikoloji var: Porno izleyen erkeklerin önemli bir kısmı eşle seksi performans kaygısı ile eş tutarken, pornoyu rahatlama olarak görür. Yani porno arzuyu değil, gerilimi boşaltma aracını üstlenir. Sonra da eşle cinsellik için enerji kalmaz.
Eşinin “benden kaçıyorsun” demesi de buradan gelir. Çünkü kadın için mesele porno değil; yakınlığın devre dışı kalmasıdır.
2026’da en sık gördüğümüz cinsel sorun şu: İnsanlar uyarılıyor… ama bağlanamıyor. Özetle porno seni eşinden soğutmaz. Ama cinselliği erteletebilir.
Eşim açık ilişki teklif etti
İrem Hanım Merhaba,
39 yaşında 12 yıllık evli bir kadınım. Geçen hafta eşim akşam yemeğinde çok sakin bir sesle bana şunu söyledi: “Seni seviyorum ama cinsellik tek kişiye bağlı olmak zorunda mı?’ Ben önce şaka sandım. Sonra devam etti: Açık ilişki modern bir şey, güven varsa olur.’ Benim bildiğim tek açık şey o an ağzımın açık kalmasıydı. Aldatma yokmuş, sadece ‘ihtiyaç’ varmış. Ben de kendimi bir anda yetersiz, yaşlanmış ve kenara çekilmiş hissettim. Sorum şu: Bu gerçekten modernlik mi, yoksa bana kibarca “yetmiyorsun” mu deniyor?
Değerli Okurum,
Şimdi dürüst olalım: Bir erkek eşine “seni seviyorum ama başkaları da olsun” dediğinde, “Ben sıkıldım ama düzen bozulmasın” diyor aslında.
Bir de “ihtiyaç” kelimesine takılalım. Cinsellik ihtiyaç olabilir. Ama ihtiyaç diye sunulan her şey hak değildir. Kimse evlilik sözleşmesine taraflardan biri sıkılırsa üçüncü şahıs dahil edilebilir maddesi eklemiyor. Eşinin yaptığı şey “Sen varsın ama yetmiyorsun” demek. Bu teklif seni modern yapmaz. Kabul etmek de seni güçlü yapmaz.
“Seviyorum ama yoruldum”
İrem Hanım merhaba,
37 yaşındayım, 6 yıllık evli bir erkeğim. Eşim benden 10 yaş büyük. Başta bu hiç sorun değildi, hâlâ da onu seviyorum. Ama son birkaç yıldır inanılmaz kıskanç oldu. Kimle konuşsam sorun, nereye baksam mesele. ‘Gençsin, bakarsın’ diye başlıyor, sonra tartışmaya dönüyor. Cinsellik idare eder seviyede ama spontane değil, daha çok ‘olsun diye’. Ben seviyorum ama bu kıskançlık hali beni boğuyor. Sorum şu: Bu ilişki yürür mü, yoksa artık ayrılmayı mı düşünmeliyim?
Değerli okurum,
Sanırım sen kötü adam olmak istemiyorsun ama artık nefes alamıyorsun. Önce şunu netleştirelim: Bu hikâyede mesele yaş farkı değil. Mesele, yaş farkının kadının zihninde neye dönüştüğü.
Birçok kadın için yaş ilerledikçe şu sessiz korku büyür: “Bir gün daha genç birine bakacak.” Bu korku gerçek bir aldatma olmadan da yaşanabilir. Ve korku büyüdükçe, kontrol davranışına dönüşür.
Kıskançlık burada sevginin fazlası değildir. Kıskançlık, kaybetme kaygısının yönetilememiş halidir. Sen eşini seviyorsun. Ama eşin seni sürekli bir tehdit alanında tutuyor. Bu da ilişkide suçsuzken savunmada olma hali yaratıyor.
Cinselliğe gelirsek… “İdare eder” dediğin şey, ilişkilerde alarm kelimesidir. Çünkü arzu, baskı altında çalışmaz. Kıskançlık arttıkça cinsellik görevleşir, görevleştikçe arzu daha da uzaklaşır.
Asıl soru bu ilişkide kendin olabiliyor musun? Eğer her adımın açıklama gerektiriyorsa, her suskunluğun şüphe uyandırıyorsa, sevgi zamanla yük haline gelir. Ve kimse sevdiği biriyle sürekli sınavda kalmak zorunda değildir. Son sözüm şu: Konuşulup da değişmeyen bir kıskançlık, zamanla sevgiyi değil, tahammülü tüketir.
Ayrılık bazen sevgisizlikten değil, kendini kaybetmemek içindir.

