Yaptığınız işi iyi anlamak, kendinizi iyi tanımak ve anlatmak çok ama çok önemli. Yaptığınız işlerde çok iyi olabilir, çok çalışkan ve güçlü bağlar kuruyor olabilirsiniz. Ama kendinizi ve yaptığınız işi anlatırken, dinleyen anlamakta zorlanıyorsa durup yeniden düşünmek şart. Yaptığınız işi, girişim fikrinizi çok net, çok açık; herkesin bir kerede anlayacağı bir forma sokmanız gerekiyor.
Ben ağdalı ve havalı kalıpların konuşulduğu iş dünyasında, düz konuşmayı; kısa cümlelerle kendimi ve işimi anlatmayı tercih ettim. Bana yaptığım işin (Genwise) ilk ne hissettirdiği sorulduğunda verdiğim cevap hiç değişmiyor:
Genwise’da cömertlik temel prensip.
İş bittikten sonra “hadi eyvallah” deyip gitmek yok. “El tutma toplantıları” var; birlikte düşünmek, birlikte üretmek var. Herkesi besleyen bir döngü var. Herkeste bir bilgelik olduğuna inanıyorum. Bazen karşımdakine, kendisinden bile önce ben inanıyorum. Genwise biraz da bu: birbirimizin hayatını doldurmak.
En çok sorulan soru kamplara katılanların yaş meselesi. Önce 40’lar, 50’ler derken; sonra 30’lar ve en sonunda 20’ler… Herkesi kucakladığımız, yaşsız bir kampa dönüştük. Yirmili ve otuzlu yaşlarda kendimizi biraz paralıyoruz. Gözümüz sadece işte, kariyerde. Kırklarda ise dönüp “Ben ne yapıyorum, hayat dediğin bu mu?” diye sormaya başlıyoruz.
Asıl uyanış, farklı yaşlardan ve kuşaklardan beslenmeye başlayınca geliyor. Radarları açıp seni sınırlayan, tek tip arkadaş çevresinin dışına çıktığında yeni yollar beliriyor. Aslında o yollar hep orada. Direksiyonu oraya kırmaya cesaret edemiyoruz.
Son dört yıldır arkadaş yaş ortalamam 26–27. Ve başka türlü düşünmeye, başka türlü üretmeye başladım. Genwise’da “40’larla yürür, yeni yollar açarız” dedik. Sonra otuzlara indik. Yirmilikler gelince iş daha da renklendi.
Her yaşın ve her kuşağın farklı bir bilgeliği varmış. Gençler cesareti, teknolojiyi, trendleri masaya koyuyor; bizim yaşlar deneyimi, kaynakları ve sakinliği. Kurumsalda da, kurumsal sonrasında da başka türlü bir liderliğin mümkün olduğunu göstermeye odaklanıyorum. Genwise’da, mentorluklarda, üniversite buluşmalarında tek derdim bu. İster enerji deyin, ister coşku. Farklı bakış açılarıyla yan yana gelmek hepimizi besliyor, harekete geçiriyor.
Genwise mezunlarına “Gençlere mentorluk yapalım” dediğimizde, tatil günü bile olsa 20–25 gönüllü çıkıyor. Aramızda en üst düzey görevlerde bulunmuş liderler de var; kurumsaldan çıkıp kendi işini kurmuş girişimciler de. “Kırılma noktam neydi?” sorusuna cevap vermekte zorlanmıyorum.
Yapacaklarımın bittiğini düşünmek, etkimin azaldığını ve aldıklarımın sona geldiğini görmek zamanla kafamda netleşti. Aynı ortam, aynı odalar, aynı konular coşkumu ve heyecanımı azalttı. Bana sık sorulan bir başka soru da şu:
“İş hayatında ve kurumsalda da böyle mi konuşur, böyle mi yaşardın?”
Evet, hep böyleydim. Ama en büyük fark şuydu: doğru bildiklerimi ve inandıklarımı hayata geçirmek her zaman mümkün olmuyordu. Kurumsalda “Dışarıdan nasıl görünüyorum?” kaygısını bıraktığımda, denizin üzerinde bir gökkuşağı belirdi.
Değerlerimi yazıp sıraladım. İçime sinmeyen bir durumda kalkıp gidebilmek için ceketimi hep kapının arkasına astım.
Raporlar, rakamlar, tecrübeler önemli. Ama ben biriktirdiklerimi damıtıp iç sesimi dinlerim. Tek başıma karar almam. Farklı görüşlere kulak veririm. Kolay ikna olurum. Düşerim, kalkarım, devam ederim. Kimse hata yaptığı için ölmedi. Denemeyenler ise bana göre çoktan durmuş oluyor.
40’lardan bahsettik. Peki 50’liler? 54’e kadar genel müdürken tek katmanlı, tek iş yapıyordum; bugün ise hayatımda bambaşka bir zenginlik var. Yeni ülkelere, yeni sektörlere geçen liderlerle deneyim paylaşmak; genç girişimcilerle strateji çalışmak bana büyük keyif veriyor. Sivil toplumda biriktirdiklerimi bazen kaynak geliştirme, bazen takım olma üzerine aktarıyorum.
Köy Okulları Değişim Ağı’nın (KODA) bir parçası olmak kendimi en şanslı hissettiğim yerlerden biri. Üniversiteli gençlerle farklı platformlarda buluşmak da öyle. Çok insanla tanışıyorum, yeni alanlar keşfediyorum, sürekli öğreniyorum. Dünyaya gelme amacımın problem çözmek ve yaptığım her işle katkı sağlamak olduğuna inanıyorum. Bir kişiye dokunarak yola çıkmak, sonra menzili genişletmek ve insanlarla kol kola yoldaşlık yapmak beni güçlendiriyor.
“Ben” diye yola çıkmış olabilirim ama “biz” olarak yarattığım etki ve onu paylaşmak bambaşka. Bu yazıda yine 5K5D söyleşimizden araklamalar bolca var. Bir sonraki yazımda ise kırılma noktalarıma ve kendimi hangi sıfatlarla anlattığıma dair bir dalış planım var.

