İstanbul’un göbeğinde 3 Kasım akşamı yaşanan olay uyuşturucu ticaretinin toplumsal dokuyu nasıl tehdit ettiğini bir kez daha gözler önüne serdi. 43 yaşındaki Cumali A. kendisini telefonla “konuşmak için” çağıran şahısların yanına, güvenmediği için hamile eşi ve küçük çocuğuyla gitti. Ancak kalabalık bir grup tarafından etrafı sarılan talihsiz adam hayatının kabusunu yaşadı.
Saldırganlar mahallede uyuşturucu suçundan yakalanan bir şahsı ihbar ettiği iddiasıyla Cumali A.’yı zorla araca bindirmeye çalıştı. Direnmesi üzerine 12-13 kişilik grup onu eşi ve çocuğunun feryatlarına aldırış etmeden tekme tokat dövdü. Kanlar içinde polis ekiplerine sığınan Cumali A.’nın kafasına hastanede 14 dikiş atılırken burnunun ve kaburgalarının kırıldığı tespit edildi.
Saldırıdan sonra da tehditlerin sürmesi üzerine aile can güvenlikleri için İstanbul’u terk etmek zorunda kaldı. Yaşanan büyük korku ve stres nedeniyle anne S.A., yerleştikleri şehirde gebelik zehirlenmesiyle erken doğum yaptı. 45 gün yoğun bakımda kalan bebeğin ardından anne de ağır ameliyatlar geçirdi.
Ailenin trajedisi bununla da sınırlı kalmadı. Cumali A.’nın ilk evliliğinden olan ve uyuşturucu madde bağımlısı olduğu iddia edilen 18 yaşındaki oğlu E.A.’nın arkadaşlarıyla birlikte ailenin İstanbul’daki boş evine girerek tüm özel eşyaları sattığı ve evi “batakhaneye” çevirdiği öne sürüldü.
Yaşadıklarını gözyaşları içinde anlatan Cumali A. devletten yardım bekliyor:
“Evim yıkıldı, barkım yıkıldı. Çocuklarımın psikolojisi dağıldı. Ben evlatlarına sahip çıkmaya çalışan bir babayım. 20 senelik emeğim, sırf o uyuşturucu satan torbacılar yüzünden heba oldu. Şikayetçiyim, bu zulmü yapanların yakalanmasını istiyorum.”

