Derya (Özgü Namal) ve Aziz (Tansu Biçer) Ankara’da yaşayan sanatçı bir çift. Derya devlet tiyatrosu kadrosunda başarılı bir oyuncu, Aziz hem üniversitede ders veriyor, hem de Derya’nın rol aldığı oyunları yazıyor. 14 Yaşında sevimli, deli dolu ve yaşı gereği her şeye, herkese karşı olan kızları Ezgi (Leyla Smyrna Cabas) ile hiçbir sorunları olmadan mutlu mesut yaşayan bu sanatçı çiftin hayatları, ikisinin de ellerine tutuşturulan sarı zarflar ile işlerini kaybetmeleri sonucu bir karabasana dönüşüyor.
“Ankara sahnelerini Berlin’de, İstanbul sahnelerini Hamburg’da çektik.” Yönetmen İlker Çatak bu bilgiyi kocaman puntolarla yazılmış olarak izleyici ile paylaşıyor ve filmde de bu gerçeği saklamıyor. Dolayısıyla İstanbul sokaklarında dolaşan Hamburg plakalı bir taksi ya da Kadıköy’den Karaköy’e giden bir geminin Hamburg kanallarında seyretmesi izleyiciyi rahatsız etmiyor.
Neden bu film Türkiye’de çekilmedi?
Basın toplantısında “Filmin neden Türkiye’de çekilmediği?” sorusuna yönetmen ile filmin yapımcısı ve ortak senaristi Enis Köstepen ayrı ayrı cevap verdiler. Birinci neden İlker Çatak’ın doğduğu kent olan Berlin’de daha rahat bir çalışma ortamı bulması, ikinci neden ise maddi açıdan filmin Almanya’da çekilmesinin daha uygun olmasıymış. Birkaç ay önce bir yapımcıdan bir filmi Almanya’da çekmenin İstanbul’dan daha ucuza mal olduğunu duymuştum. Belki daha önemli bir neden sanatçıların politik nedenlerle işlerini kaybetmesi tehlikesinin dünyanın her ülkesinde mümkün olması. Ayrıca Almanya’da, özellikle de Berlin’de “küçük bir Türkiye” olduğunu da göz ardı etmemek gerek. Filmin görüntü yönetmeni Judith Kaufmann da görüntüleri Türkiye’ye benzetmek gibi bir çabalarının olmadığını, mekânları Türkçe yazılar ya da bayraklarla süslemediklerini söyledi.
1960’lı, 70’li yıllarda Sovyetler Birliği’nde rejim karşıtı olan yazarların kitaplarının basılmadığını, Tarkovski gibi muhalif yönetmenlere film yapma şansı verilmediği haberlerini duyar ve bunu ayıplardık. İnsanlar bir süre “Sovyetler Birliği yıkıldı, dünya değişti” diye düşündü. Aslında değişen bir şey yok. Politikanın sanatı baskı altına alması hâlâ devam ediyor. Görünen o ki zaman ve mekân değişti, ancak dünya değişmedi.
Etkileyici bir film
‘Sarı Zarflar’ın senaryosu sağlam, oyunculuklar çok başarılı ve hiç aksamıyor. Tansu Biçer başlarına gelen belaya daha sakin ve pragmatik yaklaşırken Özgü Namal sözünü kimseden sakınmıyor. Filmin bazı sahnelerinde izleyici sanki bir belgesel izliyormuş ve kamera tesadüfen oradaymış gibi bir duyguya kapılıyor.
Film hakkında daha ayrıntılı bilgi vermeyeceğim. Daha festivalin ilk günlerindeyiz. Sadece bir açılış filmi ve üç yarışma filmi izledik. Ancak şimdiden ‘Sarı Zarflar’ın iyi yapılmış, etkileyici bir film olduğunu ve Berlin’den eli boş dönmeyeceğini söyleyebiliriz.
2023 yapımı ‘Öğretmenler Odası’ adlı filmi Berlin Film Festivali Panorama Bölümü’nde gösterilen, daha sonra Almanya’nın Oscar adayı seçilen ve Oscar’larda son beş film arasına girmeyi başaran İlker Çatak’ın Almanların yeni gözdesi olduğunu belirtmekte de fayda var.
‘Sarı Zarflar’ önemli mesajları olan ve mutlaka izlenmesi gereken bir film.


