Beta Bölgesindekiler
17 Şubat 2026

Hiç düşündünüz mü, neden yaşamımızı altüst eden büyük krizlerde hızla karar alırken, bizi azar azar kemiren sıkıntılara yıllarca katlanıyoruz?

İnsan doğasının tuhaf bir tarafı var: Canımız çok yandığında harekete geçiyoruz, az yandığında ise bekliyoruz. İşte bu durum, Harvard’lı sosyal psikolog Daniel Gilbert ve arkadaşlarının ortaya koyduğu “Beta Bölgesi Çelişkisi” ile açıklanıyor.[i] Tez basit ama sarsıcı: Durum çok kötüyse değişim için risk alıyoruz. Bu bölgeye gama bölgesi deniyor. Durum çok önemsizse “uğraşmaya değmez” deyip geçiyoruz. Bu bölgeye de alfa bölgesi deniyor. Asıl mesele, alfa ile gama arasında kalan beta bölgesinde: Ne katlanılamayacak kadar kötü, ne de görmezden gelinecek kadar önemsiz durumları ifade ediyor. İnsan en çok orada takılı kalıyor.[ii]

Uzak bir markette kasadayken zarfın içinde para unuttuğunuzu düşünün. Zarfın içinde 50 lira varsa geri dönmezsiniz. 1.000 lira varsa tereddüt etmez ve dönersiniz. Ama 100 lira varsa ve gidiş-dönüş masrafı 70 liraysa gidip gitmemek arasında sıkışır, kararsız kalırsınız. Beta bölgesi kararsızlığın bölgesidir. En uzun kalınan yer orasıdır: Çünkü insanı uyuşturur.

Sevmediği bir işte çalışan birini düşünün. İş sıkıcıdır, yorar, mutsuz eder. Ama dayanılamayacak kadar da kötü değildir. Yeni ve daha iyi bir iş bulma garantisi yoksa çoğu insan orada kalmayı tercih eder. Yıllar geçer. Aynı kişi mobbinge uğrasa büyük olasılıkla iş garantisi olmadan bile çıkar gider. Çünkü acı artık eşiği aşmıştır. Ev örneği de öyle. İnsan biraz dağınık bir evde temizlik işine girişmeden yaşamaya devam edebilir. Ama ev yaşanamayacak hale gelirse temizlik kaçınılmazdır.

Bugün Türkiye’nin içinde bulunduğu duruma baktığımızda benzer bir tablo görüyoruz. Çoğu insan ekonomik sıkıntılar, yüksek enflasyon, hayat pahalılığından şikâyetçi. Bazı insanlar hukukun zedelenmesi, demokrasinin gerilemesi, laikliğin ciddi darbe yemesinden rahatsız. Bir kısmının rahatsızlığı, henüz “bundan kötüsü olmaz” noktasına ulaşmış görünmüyor. Dolayısıyla bu insanlar beta bölgesinde bulunuyorlar. Daha fazla rahatsız olanlar rahatsızlıklarını oy sandığına yansıtıyor. Bu şekilde davrananlar gama bölgesinde bulunuyor.

2001 krizinde tablo farklıydı. Toplumun büyük çoğunluğu, mevcut durumun sürdürülemez olduğuna ikna olmuştu. O dönemde hukuk, demokrasi, laiklik fazlaca tehdit altında görünmüyordu. O ortamda risk almak, bilinmeyene yönelmek yani gama bölgesine geçmek beta bölgesinde beklemeye göre daha rasyonel görünüyordu. Çünkü bulunulan yerde kalmanın maliyeti, değişmenin riskinden büyüktü. Bugün ise özellikle enflasyondan ve hayat pahalılığından şikâyetçi olanlar için denklem net değil. “Ya değişir de daha kötü olursa?” sorusu, “Ya böyle devam ederse?” sorusundan ağır basıyor. Beta bölgesinin psikolojisi tam da budur: Durumdan memnun olmasanız da değişimin daha iyi sonuç vereceğine de emin değilsinizdir. O yüzden beklersiniz, katlanırsınız, ertelersiniz. Hatta orada beklemenizi haklı gösterecek dayanak noktaları yaratırsınız.

Belki de en büyük yanılgımız, beta bölgesinin güvenli olduğunu sanmamızdır. En tehlikeli eşik, acının dayanılmaz olduğu yer değil; dayanılabilir göründüğü yerdir.

[i] Daniel Gilbert vd. “The Peculiar Longevity of Things Not So Bad”, Phsycological Science, Volume 15, No 1, January 2004.

[ii] Alfa bölgesi; düşük maliyetli rahatsızlığı, beta bölgesi; orta düzey ama kronik maliyeti, gama bölgesi; akut ve yüksek maliyeti ifade ediyor.

***

Bu yazı ilk olarak Mahfi Eğilmez’in kişisel blogu ‘Kendime Yazılar’da yayımlandı.

ÇOK OKUNANLAR