Avcılar’da bir sokak röportajı.
İzlediniz mi bilmiyorum.
Üzücü.
Ama asıl mesele bu değil.
Asıl mesele şu:
Bu çocuklar hangi dünyaya bakarak büyüyor?
Kime özeniyorlar?
Başarıyı ne sanıyorlar?
Gücü nerede görüyorlar?
Değeri neyle ölçüyorlar?
Sokakta kurulan o cümleler, sadece iki üç gencin fikri değil.
O cümleler; algoritmanın, sosyal medyanın, dizilerin, hızlı para hikayelerinin, “ünlü ol yeter” kültürünün yankısı.
Biz yetişkinler olarak şunu kabul etmek zorundayız: Yeni bir değer sistemi oluştu.
Gençler görünür olmak istiyor.
Hızlı yükselmek istiyor.
Güçlü görünmek istiyor.
Çünkü artık vitrinde emek yok, süreç yok, sabır yok.
Vitrinde olan şeyler şunlar:
Kolay para…
Kısa yol..
Yüksek ses…
Çok izlenmek…
Viral olmak…
Takipçi sayısı…
Gösterilen güç…
Sergilenen hayat…
“Ne yaptığı değil ne kadar görünür olduğu.”
Algoritma bunu ödüllendiriyor.
Sosyal medya bunu parlatıyor.
Diziler, klipler, hızlı zenginlik hikayeleri bunu normalleştiriyor.
Ve gençlere gösterilen dünya tam olarak bu.
Eğer bu dili çözmezsek, eğer hu özentinin arkasındaki boşluğu görmezsek, yarın kız ya da erkek fatk etmez, çok daha büyük bir kırılmayla karşılaşacağız.
Bu arada bu kızları gözaltına almışlar.
Suça tahrik sebebiyle…
Ama mesele gözaltı değil.
Mesele ceza değil.
Mesele, yönsüzlük.
Yönsüzlük, eğitimsizlik, amaçsızlık, bir toplumu içten içe çökerten en tehlikeli boşluk.

Borçlu sayısı rekor kırmış
BirGün gazetesi, Türkiye Bankalar Birliği Risk Merkezi verilerine dayanarak bir haber yapmış.
Tablo ürkütücü!
Tüm Türkiye bir borç sarmalına sürüklenmiş durumda.
Borçlu sayısı rekor kırmış. Bireysel kredi vce kredi kartı borçlusu 43,6 milyona ulaşmış durumda.
Kişi başı ortalama borç 135 bin TL’ye çıkmış.
Bu rakam tam 5 asgari ücrete denk geliyor.
Ödenemeyen krediler bir yılda yüzde 99 artmış.
40,6 milyon kişinin kredi kartı borcu var.
Bu ne demek biliyor musunuz?
Market fişinin taksiyle ödendiği bir ülke demek.
Kiranın, okul masrafının, hastane giderinin taksite bölündüğü bir hayat demek.
Borcu kapatmak için yeniden borç çekmek demek.
Özetle…
Alım gücü düştükçe, borçla dönen çarklar durma noktasına gelmiş demek.
Böyle bir ‘günü kurtarma’ mücadelesiyle boğuşan insanların, sokakta trafikte en ufak olayda cinnet geçirmesi çok doğal değil mi?
Allah sonumuzu hayretsin.

