Gece yarısına 85 saniye: Üçlü kıyamet kapıda, Hawking yıllar önce uyarmıştı
21 Şubat 2026

İnsanlık tarihi boyunca savaşlar ve salgınlarla mücadele etti; ancak bugünü geçmişten ayıran en önemli fark küresel krizlerin aynı anda yaşanması ve birbirinin yıkıcı etkisini katlayarak artırması. 

Kıyamet Saati’nin gece yarısına (yok oluşa) bu kadar yaklaşması tek bir krizin değil üst üste binen çoklu risklerin sonucu.

Atom Bilim İnsanları Bülteni’nin belirlediği bu tarihi zirveyi tetikleyen üç ana eksen bulunuyor:

Nükleer Tırmanış 

INF ve Yeni START gibi tarihi silahsızlanma anlaşmaları iptal edildi veya yenilenmedi. Üstelik jeopolitik gerilimler, yeni aktörlerin (örneğin Kuzey Kore) nükleer güç haline gelmesine yol açtı. 

Mevcut cephaneliklerin modernize edilmesi ve “gerilimi tırmandırma” doktrinleri, tek bir stratejik hatanın milyonların hayatına mal olabileceği kırılgan bir zemin yarattı.

İklim Değişikliği

Küresel ısınma artık uzak bir tahmin değil, kapımızdaki bir gerçeklik. Kırılan sıcaklık rekorları ve artan ekstrem hava olayları, sistemin ne kadar dengesizleştiğini gösteriyor. Bu kriz, ani bir patlamadan ziyade yaşam alanlarını daraltan, kaynakları tüketen ve küresel çatışmaları sessizce şiddetlendiren sinsi bir çöküş sürecidir.

Teknolojik Riskler 

Yapay zeka biyoteknoloji ve otonom silah sistemleri, yasaların ve etik denetimlerin hızına kıyasla katlanarak gelişiyor. 

Hawking’in bizzat uyardığı gibi denetimden çıkmış teknolojik sıçramalar insanlık için faydadan çok felakete giden yolu kısaltma potansiyeli taşıyor.

Stephen Hawking insanlığın hayatta kalabilmesi için gezegenler arası bir medeniyete dönüşmesi gerektiğini, uzayın bizim için bir “sigorta poliçesi” olduğunu savunmuştu, ancak bu vizyon önümüzde duran devasa bir engelle çarpışıyor.

Dar görüşlülük

İklim değişikliği ve yapay zeka gibi varoluşsal tehditler nesiller boyu sürecek bir planlama gerektirirken siyasetçiler sadece birkaç yıllık seçim dönemlerine, ekonomiler ise üç aylık şirket kârlarına odaklanıyor. 

İnsanlık teknolojik olarak daha önce hiç bu kadar güçlü olmamıştı (genleri kopyalıyor, uzayı izliyoruz), ancak kendi yarattığı krizleri çözmekte de hiç bu kadar savunmasız kalmamıştı. 

İnsanlık kendi kendini yok etme eğilimini yenemezse sorunlarımızı sadece kozmosun derinliklerine taşımış olacak.

Kıyamet Saati’ndeki “gece yarısına 85 saniye” ibaresi kaçınılmaz bir ölüm fermanı veya kehanet değil oysa. Aksine mutsuzluğa kapılmayı önlemek ve ne kadar dar görüşlü olunduğunu yüze vurmak için tasarlanmış “ahlaki bir ayna.” İnsanlık en büyük ilerlemelerini genellikle kriz anlarında kaydetti; dünyanın sonu kaçınılmaz bir kader değil, önleyebileceğimiz sayısız senaryodan sadece biri.

ÇOK OKUNANLAR