Uzmanı barajların o tarafından baktı: Yaklaşık yüzde 60’ı boş
21 Şubat 2026

İstanbul’da barajlardaki doluluk oranının toparlanmasına dair beklenti bahara kaldı.

Buharlaşmaya dikkat çeken Prof. Dr. Meriç Albay “Hazirana kadar en az (dolulukta) yüzde 70’in üzerini yakalayamazsak, sonbaharda beklediğimiz sıkıntıları ağustosta yaşamamız muhtemel” dedi.

İstanbul’da ocak ve şubatta beklenen karla, yağışın yeterli düzeyde olmaması, barajlarda rezervlerin istenilen seviyeye ulaşmasını engelledi.

 İstanbul Üniversitesi Su Bilimleri Fakültesi Deniz ve İçsu Kaynakları Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Albay kentteki barajlarda doluluk oranının yüzde 40 seviyelerinde olduğunu söyledi:

“İstanbul’da şu anda barajların yaklaşık yüzde 60’ı boş. Oysa ocak itibarıyla en az yüzde 60 doluluk oranını görmemiz gerekiyordu, yüzde 70-75 hatta 80’ler tercih ettiğimiz rakamlardır.

Aralık, ocak ve şubat döneminde yeterli kar ve yağış olmadı. Özellikle Marmara Bölgesi’nde beklenen kar yağışı alınamadı.

Hazirana en az yüzde 70’in üzerinde girmemiz lazım. Bu seviyeyi yakalayamazsak, eskiden sonbaharda beklediğimiz sıkıntıları artık ağustosta yaşamamız muhtemel.

İstanbul’da günlük su tüketimi 3 milyon metreküpün üzerinde. Yazın hem tüketim artıyor hem de buharlaşma ciddi boyutlara ulaşıyor.”

‘Yüksek miktarda su buharlaşmayla atmosfere salınıyor’

Albay’a göre artan sıcaklıkla birlikte buharlaşmanın su bütçesi üzerindeki etkisi büyüdü:

“20-30 yıl önce buharlaşmayı bu kadar kritik bir parametre olarak görmezdik. Artık barajlarda depoladığınız suyun önemli bir kısmı atmosfere dönüyor. Yüksek miktarda su, buharlaşmayla atmosfere salınıyor.

Bu nedenle hazirana mümkünse yüzde 80 seviyelerinde girmek daha güvenli olacaktır. Ne kadar yüksek oranla girersek kasıma kadar o kadar rahat ederiz. Ancak bir yılın iyi geçmesi, gelecek yılın garantisi değil.”

‘Kaynak zayıflarsa barajları beslemek mümkün olmaz’

Profesör, İstanbul’un önemli su kaynaklarından Melen Çayı’nın sisteme ciddi katkı sunduğunu ancak tek başına yeterli olmayacağını dile getirdi:

“Kuraklığın 2 yıl devam etmesi halinde Melen’in debisi de düşebilir. Kaynak zayıflarsa barajları beslemek mümkün olmaz. İstanbul’un mevcut nüfus artışı, su bütçesi açısından önemli bir risk oluşturuyor.

Marmara Bölgesi’nin Türkiye su varlığının yaklaşık yüzde 4’üne sahip ancak nüfusun yaklaşık yüzde 29’u bu bölgede. Sanayi ve nüfus yoğunluğu, su kaynaklarına göre yeniden planlanmalı.”

‘Sapanca ve İznik’te durum endişe verici’

Albay kuraklık ve aşırı tüketim baskısıyla sonbaharda Sapanca Gölü’nde su seviyesinin 28,3 metre kotuna kadar düştüğünü, son yağışlara rağmen seviyenin 28,8 metre kotuna gelebildiğini anlattı:

“Bu durum, ekosistem açısından alarm verici. İçme suyu kaynağı olarak kullanılan gölde su seviyesindeki her birkaç santimetrelik düşüş, milyonlarca metreküp kayba karşılık geliyor.

Sapanca hem Sakarya hem Kocaeli için stratejik öneme sahip. Ancak göl üzerindeki içme suyu ve sanayi baskısı devam ederse bu tablo daha da ağırlaşır.

Marmara’daki diğer havzalarda da durum endişe verici. İznik Gölü’nde de yüzlerce metreyi bulan çekilmeler yaşanıyor.

Göl suyunun sanayi amaçlı kullanımının ekosistem üzerindeki baskıyı artırıyor. Su krizine karşı gri su kullanımı yaygınlaştırılmalı ve verimlilik artırılmalı. Barajlar dolu olsa bile su dikkatli kullanılmalı.”

ÇOK OKUNANLAR